Savaşı önce kendinden başlatmalı insan

Denizden gelen çocuk cesedi, haberi duyan şahitlerin tümünü sorumlu kılar. İnsan olmanın eksenine çağrıdır, saf gülüşün donmuş kıyıya vuruşu. Ahmet Mercan yazdı.

Savaşı önce kendinden başlatmalı insan

ASRI AŞAN AN'LAR: BİR SABAH

Akdeniz, o sabah kıyısına bir çocuk cesedi bıraktı!

Yüzüstü kapanmış, üç dört yaşlarında çocuk cesedi.

Ve o sabah herkes titreyerek uyandı.

Yüzlerini kapatarak parmak aralığından baktılar, haberi veren ekranlara. Oysa o güne kadar, binlerce mülteciye mezar olmuştu deniz.

Tepkiler olmuştu ama böyle değildi. O sabah kıyıya çünkü masumiyet imgesi vurmuştu. Yalın gerçeği çok çarpıcı vurgulayan, insanların içine düşüren fotoğraf, unutulası değildi.

Ardında bir dünyanın özeti vardı.

Kıyıya bir çocuk cesediyle birlikte masumiyetin bedeni vurmuştu. Çocuk, saflığın, günahsızlığın, ulaşılması gereken insan imgesinin karşılığıdır.

Çocuk nerede görülürse görünsün, insanın içindeki sevinci harekete geçirir.

Mutluluğun resmi gibi kıpır kıpır, yabancısız yaklaşımla sokulurlar büyüklere.

O sabah dünya; çarpık, hain, zalim iç dünyasının rötgeniyle yakalandı.

Çocuk cesetleri kıyıya vuruyorsa, o dünya ile kıyasıya savaşma vakti çoktan gelmiş de geçiyor demektir.

Savaşı önce kendinden başlatmalı insan.

Öyle olmadığında, haklı olma zehabına kapılmış, haksızlığını fark edemeyenlerin çatışmasına döner meydan. Hem de kendi ile yapılan savaşta, bir an bile, gaflete düşmeme duyarlığında olmalı insan, insanlık.

Denizden gelen çocuk cesedi, haberi duyan şahitlerin tümünü sorumlu kılar.

İnsan olmanın eksenine çağrıdır, saf gülüşün donmuş kıyıya vuruşu.

 

Ahmet Mercan yazdı

Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2016, 12:28
banner12
YORUM EKLE

banner19