Sakarya'da Ramazan'ın tadı hiç değişmedi

Bir şehrin meydanı, otuz gün boyunca kesintisiz, başka hangi sebeple geç denebilecek saatlere kadar bu kadar canlı ve bayram havasında çoluk çocuk şenlenebilir? Sakarya’da bu yoğunluk hafta sonlarında hissedilir biçimde artar, ilçelerden de katılımlar gözlenir.

Sakarya'da Ramazan'ın tadı hiç değişmedi

 

Sakarya’da mukim Abdülkadir Dinç Bey’e Sakarya’da Ramazan’ı sorduk. Kendisi de sağolsun bizi kırmayıp yazdılar. Kendilerine teşekkür ediyoruz. (Dünya Bizim)

***

Sakarya, farklı etnik kökenli toplulukları, kültürel çeşitliliği ile küçük bir Türkiye’yi oluşturur. İlimizde birçok sosyal etkinlik gibi Ramazan etkinlikleri de bu sosyal dokunun gerçekliğinden bağımsız düşünülmez. Her yıl Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Ramazan Etkinlikleri’nde kent meydanı ve bulvar, yediden yetmişe ziyaretçileriyle şenlenir.

Bu yıl, şehrin tarihî sembollerinden Justinyen Köprüsü ve Sakarya Köprüsü’nün büyük maketleri farklı bir güzellik katıyor meydana. Çevredeki stantlarda hat sanatı, kaşık oymacılığı, çini sanatının minyatür örnekleri, el dokuma bez ürünleri, ney yapımcılığı, cam işçiliği, granit işlemeciliği gibi birçok sanat ustaları meraklılarıyla buluşuyor. Meydanı çevreleyen diğer stantlarda ise folklorik oyunların sahnelendiği Hemşehri Geceleri’nin aktörleri yer alıyor. Kırım Türklerinden Erzurumlulara, Bosna Herseklilerden Kafkasyalılara, Rumeli göçmenlerinden Trabzonlulara kadar kültürel harmoninin en güzel renklerine şahitlik ediyor Sakarya. Bu mozaik yapının kazandırdığı beraber yaşama kültürü, bütün farklılıklarıyla bazen teravih namazında bir safta, bazen mırıldanılan bir ilahinin mısralarında,  tıpkı “Allı Güllü” şekerin tek çubukta bütünleşmesi gibi rahmet olur, zenginlik olur.

Kudüs Günü etkinliği gönüllü teşekküller açısından en manidar aksiyon

Ramazan ayı münasebetiyle otuz gün boyunca yardımlaşmanın, dayanışmanın en güzel örnekleri sergilenir. Bu çerçevede yerel ve ulusal yardım kuruluşlarının il temsilcilikleri de stantlarda destekçileriyle buluşuyor. Tanıtım materyallerini ve yıllık raporlarını paylaşıyorlar.

Ramazan ayının son Cuma’sında teravih namazından sonra gerçekleştirilen Kudüs Günü etkinliği gönüllü teşekküller açısından en manidar aksiyon. İşgal altındaki ilk mescit,  Mescid-i Aksa’nın önemine değinen bir basın bildirisi ve halka helva dağıtımı ile son buluyor. Etkinlik her yıl kitap fuarı stantlarının yanında gerçekleştiriyor.

Ramazan klasiklerinden meddah ve gölge oyunu ise Ramazan gecelerinin vazgeçilmezlerinden. Bir de çocukların Ramazanla birlikte anacaklarından hiç kuşku duymadığım lunapark... Atlı karınca, balerin, çarpışan otolar…

Her bir gece teravih sonrası farklı etkinliklerin sergilendiği meydanda ayrıca tasavvuf müziği konseri, mehter konseri, şiir dinletileri icra ediliyor. Genellikle çevre camilerin kadınlı erkekli cemaati teravih namazına ısındırdıkları çocukları ile yorgunluklarını bazen bu etkinliklere, bazen de kitap fuarının stantlarına uğrayarak hafifletmeye çalışıyorlar.

İlk organizasyonunu Zafer dergisinin yaptığı kitap fuarı, kitapla Ramazan arasındaki yakın ilişkiyi vurgulaması açısından ayrı bir önem taşıyor. Yerel kitap evlerinin oluşturduğu kitap stantlarında Kur’an-ı Kerim meal ve tefsirlerinin yanı sıra her türlü eseri bulabiliyorsunuz. Çocuk ve gençlere yönelik eserlerin zenginliği ise dikkat çekiyor.

Bir şehrin meydanı, otuz gün boyunca kesintisiz, başka hangi sebeple geç denebilecek saatlere kadar bu kadar canlı ve bayram havasında çoluk çocuk şenlenebilir? Bu yoğunluk hafta sonlarında hissedilir biçimde artar, ilçelerden de katılımlar gözlenir. Sakarya’nın diğer ilçelerinde de örneğin Serdivan, Arifiye, Adapazarı belediyelerinin etkinliklerini anmamak haksızlık olur. Benzer etkinlikleri bu ilçelerin meydanlarında da görmek mümkün. Hendek belediyesinin ücretsiz şerbet ikramına ise ilgi büyük.

Ayrıca Sakarya’nın duyarlı insanlarınca kurulup faaliyetlerine aralıksız devam eden sosyal yardım dernekleri, ihtiyaç sahiplerine Ramazan’a özel paket dağıtımının yanı sıra iftar buluşmaları şeklinde sosyal kaynaşma ortamlarına imza atıyorlar.

Ramazan öyle birdenbire gelmedi Sakarya’ya kuşkusuz

Ramazan öyle birdenbire gelmedi Sakarya’ya kuşkusuz. Recep ve Şaban ayları ve kandil geceleriyle işaret verdi ilkin. Tıpkı Tur dağında Hz. Musa’nın ailesine, size oradan bir haber getireyim dediği ateş gibi, ışık gibi kendini hissettirdi önce.

Sonra “çocuktan aldık haberi”. Binlerce çocuk tam da Ramazan arefesinde camileri şenlendirip yaz kurslarına gidince imsakiyeler ve oruç heyecanlarıyla döndüler. Bir öğle namazında, cami ayakkabılığında bir çift çocuk ayakkabısının üstünde duran yıpranmış plastik topu görünce umutlarımız büyüdü.

Ramazan klasiği olarak davulla uyanmadık sahura fakat, vakitli vakitsiz de olsa davulun sesini duymak içimizdeki coşkuyu artırdı, yüreğimizi hoplattı bazen, iftar vakti ezan sesine karışan top sesi kadar olmasa da.

Öyle minareleri süsleyen mahyaları yok ilimizin. İşin gerçeği mahyayı gereceğimiz iki minareli camisi de yok yıllardır. Fakat modern çağın dili ile bilboardlarımız var, her ilin olduğu gibi. Belki de ilk oralardan seslendi Ramazan, bir alış veriş merkezinin “Hoş geldin 11 ayın sultanı” sloganıyla, bir AVM’nin “Bereket ayında zam yok”, bir kebap salonunun “anılarda kalacak bir iftar akşamı” sloganlarıyla bir mahya gibi ilk bilbordlardan seslendi Ramazan! Dili değişti belki çağın, fakat Ramazan’ın tadı, bereketi hiç değişmedi.

 

Abdülkadir Dinç yazdı

Güncelleme Tarihi: 20 Temmuz 2013, 12:55
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13