banner17

Şairler kibirli olmak zorunda mı?

Her sene Mevlânâ ya da Hacı Bektaş'ta buluşanlar Aziz Mahmud Hüdayi'nin huzurunda da buluşsalar keşke!..

Şairler kibirli olmak zorunda mı?

Koçhisar'da doğan, çocukluğu Sivrihisar'da geçen, bir asra yakın ömür süren ve sekiz padişah devrini idrak eden bir gönül sultanıdır O. O şairin/gönül sultanının adı Aziz Mahmud Hüdayi’dir.

Osmanlı'nın zor döneminde yaşayan Hüdayi Hazretleri, bir yandan sultanların âdil, gayretli ve maneviyat bakımından zinde olmaları için çabalarken, bir yandan da birtakım kargaşadan bunalan devlet ricâlinin ve halkın gönül yaralarına derman sunmuştur.

Aziz Mahmud Hüdai
(+)

O’nun zamanı felâketlerin birbirini takip ettiği bir zamandır

Devlet idaresinden azledilen kimselerin ve toplumdaki kargaşadan kaçanların yegâne sığınağı Hüdayi dergâhıdır. Halil Paşa, Dilâver Paşa ve Ali Paşa gibi devlet adamları, sıkıntıya düştüklerinde dergâhın kapısında soluklarını alırlar. Çünkü Hüdâyî Hazretlerinin dergâhı kimsenin zararının erişemediği “emîn” bir mekândır.

Geçenlerde Bursa’da Hüdayi’nin mürşidi, Üftade Hazretlerinin yolu üzerindeki Haraççıoğlu Medresesinde Hüdayi’nin “Yâr ile Ettiğin Ahdi Unutma” adlı ilahisini dinlerken gönlüm bu düşüncelerle doldu. Yanımdaki genç adama, “şairde, sanatçıda, yöneticide kibir olur mu?” dedim. “Olmaz, olmaması lazım gelir”, dedi.

Böyle davalı ile davacının buluştuğu bir şair var mı?

Aziz Mahmud Hüdayi zor zamanda konuşan bir şair, bir gönül sultanıydı. Şiirini gönüllere sundu. Denmelidir ki O’nun huzuru davacı ile davalının hem-dem olduğu bir imkândı.

Şimdi düşünüyorum da böyle davalı ile davacının buluştuğu bir şair var mı? Var da davalı ve davacı görmekten mi aciz bu şairi? Ya da soruyu şöyle devam ettirelim: Aziz Mahmud Hüdayi menbaında bir şairimiz var mı? Bu soru keşke’mizin başında gerekli. Ama bu soruya kolay kolay ‘evet’ demek mümkün değil.

Aziz Mahmud Hüdai Vakfı

Soruyu şöyle devam ettirsek daha iyi olacak: Acaba herkesin farklı bir Aziz Mahmut Hüdayi’si mi var? Bu soruya bir yönüyle katılmak gerekir. Ama sorunun cevabı eksik kalıyor. Çünkü farklı bir Hüdayi anlayışı, davacı ile davalıyı bir araya getirmeye yetmiyor.

Her şeyden evvel davacı ile davacının aynı anda gönül dinçliğine ereceği şairlere ihtiyacımız var. Ama o şairin de tek derdi kendi olacak. Derdi kendi olmayı, modern benlik duygusu olarak anlamamak gerekir. Bugün “şair” sözünün taraftar doğurmasının sebebi burada saklı. Çünkü devir taraftar devri. Devir çıldırma devri. Geçen futbol maçında atılan slogan gibi: Çıldır Çıldır Çıldırmayan…

Gelin şükredelim

Hüdayi Hazretlerinin şiirlerinin içeriği bile keşke’mizi biraz daha keskinleştirir:

 

İki cihân sultânının

Doğduğu ay geldi yine

 

Sensin esirgeyen âşık kulunu

Allâh'ım Allâh'ım güzel Allâh'ım

 

Râh-ı salâha gidüp sulh u sülûk ehli ol

Nefse uyup herkese hiddet ü şiddet neden?

 

Gelin şükr edelim

Derdlere dermân gelsin

Hakk'ı zikr edelim

Cânlara cânân gelsin

 

Bu mısralar Kadı Mahmud'u, Aziz Mahmud Hüdayi yapan anlayışı ortaya koyuyor.

Bugün devlet idaresinde bulunanlar, Cumhurbaşkanı, Başbakan, ana muhalefet liderleri ya da irili ufaklı yöneten ya da yönetilenler bir araya gelse ve kendilerini Aziz Mahmut’un dergahında hesaba çekseler? Her sene Mevlânâ ya da Hacı Bektaş’ta buluşanlar Aziz Mahmud Hüdayi’nin huzurunda da buluşsalar keşke!

 

 

 

Ahmet Topçu Aziz Mahmut Hüdayi gibi bir şairi diledi

Güncelleme Tarihi: 25 Mayıs 2010, 12:55
YORUM EKLE
YORUMLAR
öztürk
öztürk - 8 yıl Önce

harika bir dilekte bulunmuş. tebrik ediyorum.

banner8

banner19

banner20