Sabrın dinamik tutumu için önce ne gerekir?

Kör bir beklentiyle, boşu boşuna birikim israf etmekle sabrı ayırmak gerek. Ahmet Mercan yazdı..

Sabrın dinamik tutumu için önce ne gerekir?

Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin” (Kehf – 68)

İnsanı iki şey öncelikle hataya sürüklüyor; merak ve zevk. Daha cennetteyken, sonsuz hayatı akıl ermez güzellikte yaşarken, şeytanın ölümsüzlük ağacından tatma teklifini geri çeviremedi. İnsanın ilk hataya yönelimi, merakın çekiciliğiyle ortaya çıkmış oldu.

Aceleci olma hali, sabır gösterememesi onu hataya sürükleyen başka bir etken. Sürekli sabır, her durumda, sabredilecek konu ile ilişkili olarak konum almayı gerekli kılar. Konunun durumuna göre, bütün faktörleri düşünüp Allah (c.c) rızasını incitmeyen bir yol bulma çabası olarak sabır, aynı zamanda, kişinin kendisini eğitmesi, kontrolünü sağlaması açısından da büyük önemi haizdir. Ancak burada, kör bir beklentiyle, boşu boşuna birikim israf etmekle sabrı ayırmak gerek.

Verimli bir çıkış yolu bulunamadığından, pasif kalmanın sabır bahsinde yeri yoktur.

Bu duruma düşmemek için, sabrın dinamik tutumuna uygun düşen tavrı ortaya koymak için, sabredilecek meselenin özünü bilmek, elzem bir durum olarak karşımıza çıkar.

Şahsi veya toplumsal bir mesele olsun; sabrın bereketle, hayırla irtibatının güçlenmesi adına, muhtevanın özüne inen bir bilinç oluşması kaçınılmazdır.

Çok yönlü bilgi edinmek, tecrübeyi devreye almak, istişare yapmak; sabrın nasıl, ne oranda, nereye kadar yapılacağı konusunda insana bilinç kazandırır. Kur’an’da yer alan kıssalara baktığımızda, insanlık tarihinin özetinin, önümüze serilmiş en büyük hazine olduğunu görmüş oluruz.

 

Ahmet Mercan yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Eylül 2014, 17:12
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13