Paylaşılmayı en çok iyilik ve güzellik hak eder

Bir gazete haberine sitemdir bu yazı. Habercilik adı altında mahremiyeti ifşa eden herkese bir tokattır. Duyanlar duymayanlara anlatsın diye… Zeynep İnan yazdı.

Paylaşılmayı en çok iyilik ve güzellik hak eder

 

 

Bir gazete haberini okurkenki sitemim yazdırdı bu yazıyı bana… İçimden yazının sahibine dedim ki: “Haber mi bu, yoksa mahremiyeti ifşa mı? Siz bunu yazdınız ama bakın asıl Müslüman kadına örneği ben vereyim size!”

&

Yaşıyorsa da, vefat ettiyse de Allah rahmet eylesin bir Hacı Teyze vardı. İşin aslı şu ki, onun ismini hiç bilmedim. O hep Hacı Teyze’ydi. Zaten topu topu iki ya da üç sefer gördüm kendisini. Bir kere sohbetini dinledim. Hani “mert kadın” ya da “Osmanlı” derler ya, işte öyle biriydi. Lafını sözünü sakınmak gibi bir derdi yoktu.

&

İşte günlerden bir gün bizim Hacı Teyze’nin bir düğüne katılması gerekir. Bilmiyorum artık kimin düğünü ama belli ki bulunması gerekiyordur. Pek gönül rızasıyla gitmez, zira çalgılı çengili bir düğündür. Neyse… Davetliler yer içer, çalar oynarken o da ne? Birden bir dansöz belirmesin mi salonda! Hacı Teyze’de sıkıntılı iç çekmeler başlar. Ya sabır faslı… Lakin beterin beteri var derler ya, o daha ilk sıkıntılı iç geçirmelerindeyken bir de ne görsün, genç kızı masanın üzerine çıkarmasınlar mı? İşte o zaman Hacı Teyze’de film kopar, şafak atar…

Dansöz çok gençtir. Belki anne, belki daha kendisi anne kuzusu bilinmez. Belki kız kardeş, belki abla… Ne olursa olsun, pek çoğumuzun sahip olduklarına sahip olamamış genç bir insandır.

Alemlerin Rabbi, Hacı Teyze’yi oraya boşu boşuna mı yollar hiç?

&

Hacı Teyze ortamı düşünceli bir şekilde seyreder, seyreder, seyreder… Şek ve şüphe yok ki, Efendiler Efendisi (s.a.v.)’in hitabı çınlar kulaklarında: “Sizden biri bir kötülük gördüğünde, gücü yetiyorsa eliyle düzeltsin. Yetmezse diliyle düzeltsin. Onu da yapamazsa, hiç olmazsa kalbiyle buğz etsin. Fakat bu, imanın en zayıf mertebesidir.”

Bilmem artık tansiyonu kaça, şekeri kaça çıktı Hacı Teyze’nin? Daha fazla dayanamayıp yerinden fırlar. Ne mi yapar? Gider masanın yanına, davetlilerin şaşkın bakışları arasında genç kızı elinden tuttuğu gibi çeker indirir aşağı. Omuzlarına kendi hırkasını koyar ve “Yürü gidiyoruz!” der. Organizatörler koşup gelirler. Dur ne yapıyorsun faslı fayda etmez. Hiç biri Hacı Teyze’nin elinden alamaz genç kızı. Vallahi yaşlı başlı haliyle o âlemin adamlarına öyle bir kafa tutar ki gık diyemezler. Allah’tan başka kimseden korkmayanların hali vardır onda… Beşeriyete mahsus kadın ve erkek cinslerinin ötesinde, insaniyetin er kişisidir o.

Adamlar netice alamayınca bu sefer duruma düğün sahipleri müdahale ederler. Hacı Teyze onların suratına da tokat gibi bir cevap patlatır: “Çıkartın kendi karınızı kızını oynatın!” Ve genç kızı aldığı gibi terk eder salonu. Evine götürür onu. Yedirir içirir yatırır. Ne kadar olduğunu tam olarak bilmiyorum ama epey bir süre misafir eder. Sonra mı? Bir Hacı Teyze insana neler öğretirse onları öğretir ve genç kızın hayatının rotası değişir. İşte mutlu son!

&

Öyle düşünüyorum ki bizler de, girip çıktığımız yerlere dikkat ettiğimiz kadar, nasıl girip çıktığımıza da dikkat etmeli ve Efendiler Efendisi’ne tavsiye edilen duaya sımsıkı sarılmalıyız: “Rabbim! Bizim de gireceğimiz yere doğruluk ve esenlikle girmemizi sağla. Çıkacağımız yerden de esenlikle çıkmamızı sağla. Ve bize katından bir yardım ver.”

Burada yazdıklarım, son on-on beş senenin içinde yaşanmıştır. Böyle güzel bir davranış kulaktan kulağa, nesilden nesile layıkıyla aktarılmalı diye düşünüyorum. Ta ki gerçek bir Müslüman hanıma dair bu hadise menkıbeleşsin; faydalananı çoğalsın.

Zira paylaşılmayı en çok hak eden; iyilik ve güzelliklerdir.

 

Zeynep İnan yazdı

Güncelleme Tarihi: 12 Kasım 2013, 14:37
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
okuyucu
okuyucu - 6 yıl Önce

gerçekten çok güzel bir yazı, kısa, öz, vurucu... bunların haricinde habere konu olan Hacı Teyze'yi bu kadarla tanımak da bizler için ayrı bir şeref, onur. Allah böyle Hacı Teyzeleri/Amcaları başımızdan eksik etmesin.

banner19

banner13