banner17

Pasaportla hacca gitmem!

Çıkıp gel ve abdest alalım. Sabah namazına gidelim. Çıkışta taze poğaça alıp Kaleburnu'nda oturalım. Kadim soruyu soralım: Ne olacak bizim halimiz?

Pasaportla hacca gitmem!
CafCaf Sayı 39
Büyütmek için üzerini tıklayın.

Sakalı uzundan, sakalsızından, başı örtülüden, örtüsüzden, reklam tabelalarından, 15426zevksizlikten, amaçsız insan selinden, NLP uzmanlarından, kişisel gelişimcilerden, onlara karşı çıkanlardan, gelenekçilerden, yenilikçilerden, reformistlerden, sigara yasağından, park yasağından, koltuk altı kokusundan, otobüs kokusundan, apartmanlardan, pis merdivenlerden, yer altı tünellerinden, üst geçitlerden, hastanelerden, postanelerden, mısır satıcılarından, gül satan çingenelerden, ergenlerden, gergin yüzlülerden, ekşi yüzlülerden, fırsatçılardan, fırsat eşitlikçilerden, demokrasiden, teokrasiden, Sokrates’ten, aba altından sopa gösterenlerden, ‘bugün git yarın gel’ diyenlerden, körüklü otobüslerden, kömürlerden, madenlerden, doğalgazlı odalardan, yurt odalarından, taksicilerden, taksilerden, dolmuşlardan, kırmızı ışıklardan, kırmızı noktalı filmlerden, sanat filmlerinden, Amerikan filmlerinden, trafikten, kritikten, pratikten, Panama Kanalı’ndan, Süveyş Kanalı’ndan, televizyon kanallarından, ‘bi yardım et Mehmet Ali Bey’ diyenlerden, ‘yetiş bacım’dan, bacısı güzellerden, yorgan için pire yakanlardan, yamananlardan, abananlardan, abazalardan, kazananlardan, kaybedenlerden, borsacılardan, kale arkalarından, köftecilerden, dönercilerden, kıyılardan, köşelerden, bucaklardan, uzaklardan...

Çıkıp gel…

Çıkıp gel ve abdest alalım. Sabah namazına gidelim. Çıkışta taze poğaça alıp Kaleburnu’nda oturalım. Balıkçı teknelerine bakalım. Kadim soruyu soralım: Ne olacak bizim halimiz? Birimiz ‘bilmem’ desin. Ama alı al, moru mor olanlara inanmadığımızı ikimiz de bilelim. Nusrat Ali’den, Feyruz’dan bahset, yeni bulduğun şarkılardan. ‘Bu çağın adamı değilim’ de. ‘Ama bu çağdayız’ diyeyim. ‘O zaman çağdaş olmamalıyız’ deyip Demirel gibi saçma sapan bir konuşma yapayım. Bize baskısı kalmasın şehrin. Orada saatlerce oturalım. Âdem Peygamber’den beri, her iki insanın bir araya geldiğinde plan yapması, bir şeyleri değiştirme fikrine biz de katılıp planlar yapalım. ‘Olmaz böyle’ diyelim. ‘Modern dünya’ diye başlayan cümleler kuralım.

Bir katliamın emrini veren herhangi bir adamla yan yana bu kuş cıvıltılarını dinlemek istiyorum

15427İşini bir gün bile aksatmamış bir gişe görevlisini düşünelim, günde on iki saat çalışan bir işçiyi. Hayatımız böyle mi kurulmalıydı? Birileri için kurtuluş ancak öldüklerinde mi gerçekleşecek? Kendi hayatımızı mı kurtarmaya bakmalıyız? Bana ‘dünyada her zaman katliamlar oldu, insanlar öldürüldü’ diyen biri, ‘Irak hakkında bu kadar endişelenme’ dedi. İnanabiliyor musun? Ahir zaman böyle bir şey olmalı. Peygamber’i özledim ben Abdullah. Sanki dün vefat etti O. Ne kadar garibiz. Allah’ın garibiyiz. Ben sabahın bu vaktinde klavyeye basarken kuşlar cıvıldaşıyor pencerenin yanındaki ağaçta. Bir katliamın emrini veren herhangi bir adamla yan yana bu kuş cıvıltılarını dinlemek istiyorum. Benimle, seninle, fizyolojik olarak aynı bu adamın nasıl bu kararı verdiğini anlatmasını istiyorum. Zikirler çekelim, namazlar kılalım, zekatlar verelim, peki iki milyon insan öldü Abdullah. Veyl mi olsun bize şimdi?

Bütün yazdıklarımızın, ürettiklerimizin, o film projelerimizin, denge unsuru olarak kullanılacağını biliyorsun. Şu sistem mi, modern dünya mı, küresel kuşatma mı, artık ne belaysa kendini meşrulaştırmak için her şeyi kullandı ve kullanmaya devam edecek. ‘Ah ne etkili kitap’ diyecekler, ‘ah ne güzel anlatmış bir dramı bu film’… Bu kadar. Kimilerinin gözünde cici, kimilerinin gözünde asi çocuklar olacağız. Ne garip değil mi? Bir koltuk verseler, iyi para verseler biz de susar mıyız acaba? Sabahları traş olup deri koltuğumuza oturmak için son model arabamıza binip gitsek vicdanımız diner mi? Bütün bu örnekleri ve karşılıklarını en az benim kadar biliyorsun.

Pasaportla hacca gitmem 15428

Persler, Osmanlı’ya geçit vermemişlerdi. Ve bugün, dünyada en güçlü ve muhalif ses yine onlardan yükseliyor. Biz, asaletimizi söylemlerimizde sürdürürken, onlar fiilî olarak bu asalete kavuşturuyorlar kendilerini. Bir köy çocuğu olan Ahmedinecad, bugün bütün küresel hegemonyaya, kapitalizme meydan okuyor. Amerika, Türkiye pazarında iş yaptırabileceği en iyi işbirlikçilerini buldu: Muhafazakârlar… Şimdi hem bize koklatıyor, hem kendi yiyor. Yani sistem “kölelerine gülümsüyor”.

Ve bu büyük denizde, damla kadar olan varlığımızla, ne kadar şey başarabileceğimizi inan bilmiyorum. Mekke yolunda ölmeye giden karıncalar x–ray cihazlarına takılıyor artık. Zaten Sezai Karakoç da “ben pasaportla hacca gitmem” diyor.

 

Taha Süren’in kafası karışık

Güncelleme Tarihi: 01 Haziran 2010, 11:46
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
ep
ep - 9 yıl Önce

Dün gece uyumadan önce aklımdan geçenleri yazmış Taha Bey...Çok duyguladım.

sümeyra aktaş
sümeyra aktaş - 9 yıl Önce

Bu kafa karışıklığı meselesi çok ciddi bir vakıa. Herkesin kafası karışık.Net olan koskoca bir gerçek karşısında herkesin kafası karışık.Karışık kafa çalışmayandan iyi ama değil mi?

erhan kale
erhan kale - 9 yıl Önce

bu ne romantizm bu. bu genç arkadaş acilen bu romantizmden kurtulup başını resimdeki o ihtiyar gibi sert bir zemine koymalıdır.

İlkay Türkyay
İlkay Türkyay - 9 yıl Önce

Hacca pasaportla gitmeyi bilemem ama oraya protokol imzalamak için gidilmediğinden eminim

hakan
hakan - 9 yıl Önce

modernite batıda nasıl niçeyi doğurduysa, muhafazakar-islami gelenek de maalesef bugün nihilist müslümanlar! doğurdu. aksiyona, ideolojik dinamizme tutkun bakış haliyle ahmedinecad bayrağı altında modern ideolojik farisi islamını yüceltiyor... bu türkiyedeki ehli sünnet geleneğe karşı da tepki olarak okunabilir. sular bulanmadan durulmaz. temiz yürek, cesur dil.. tebrikler...

banner8

banner19

banner20