Parmaklarını kütürdeten genç!

Marmara İlahiyat'tan haymatlos arkadaşı Musfafa Nezihi İsmail Kılıçarslan'ı anlattı.

Parmaklarını kütürdeten genç!

YILLAR ÖNCEYDİ!

Hatırlıyorum İsmail'di. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin bahçesindeydi. Sanki yıllardır o bahçedeydi. Konuşuyordu. Hikâyeler anlatıyordu. Sorular soruyor, dinliyordu. Kahkahalar atıyor, neşelendiriyordu. Sanki bir bulamamışlığın acısını dindirmeye çalışıyordu.

Eleştiriyordu ama tamamen silmiyordu defterden. Şiirden, müzikten, filmlerden, kitaplardan, cemaatlerden, yaşamlardan bahsedilen pek çok yerdeydi İsmail. Seviyordu devingenliği, arayışı, keşfetmeyi, yeni bakış açılarını, iyi şiirleri, etkinlikleri, yazmayı, konuşmayı ve belki de içinde susmayı.


Üsküdar'daydı bazen ama galiba özellikle sonradan daha çok Kadıköy'deydi. İki yıl İlahiyat'ın bahçesine takıldı. Galiba o bahçeden alabileceği pek çok şeyi aldı. Sonra yeni bir fakülteye geçti.
Hatırlıyorum Kadıköy'deydi. Bir sahaf dükkânı satın almıştı. Gidip çayını içerdik. Tam sinemanın göbeğindeydi. Hard, aykırı, kara-filmleri çok severdi. Anti-kahramanlarından bahsederdi. Yeni güzel müzikler peşindeydi. Buluyor ve dinliyordu. Nusret Fatih Ali Han'ı çok severdi. Ahmet Murat'ı çok severdi.

Edip Cansever'in 'Salıncak' şiirini çok severdi.

Bir kızı çok severdi. Onunla evlendi.
Yürümeye, okumaya, yazmaya, film seyretmeye, yeni müzikler bulup dinlemeye devam etti. Akmar'ın önünde kitaplar, film afişleri, satarken de arayışı, sorgulaması, insanları ve hayatı farklı açılardan tanıması, sevmesi, kızması, eleştirmesi devam etti. Kaçmıyordu, savaşmıyordu; yaşıyordu. Güleç, konuşkan, neşe türküleriyle hem-hal olarak, muzipçe.

Galiba metin yazarı oldu. Kanal 7'de çalışmaya başlamıştı. Güzel belgesellere imza attı. Şimdi O'nu Meksika Sınırı'nda seyrediyoruz, dinliyoruz. Bir işi yaparken veya bitirirken parmaklarını, iki elinin parmaklarını kütürdetiyordu. Zannediyorum hala öyle. Çünkü bir şiirinde, şiiri bitirdikten sonra böyle bir şey yaptığından bahsediyor.
Şimdi İsmail içindeki pek çok şeyi şiire dönüştürüyor. Bu yüzden yapay değil şiiri. Bu yüzden dinamik, kalabalık, acı var ama yılgın değil, dursa da, içindeki devinimle kımıl kımıl. Kıvamını arayan bir şarap O'nun şiiri.
İsmail Kılıçarslan'a selam olsun.

Mustafa Nezihi Pesen hatırladı!

Yayın Tarihi: 08 Mayıs 2009 Cuma 18:24 Güncelleme Tarihi: 16 Mayıs 2009, 10:52
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
sadı
sadı - 12 yıl Önce

bana traş bıçağı seccadesizlik ve kız babası olmayı düşündüren
adam

sadık
sadık - 12 yıl Önce

ahmet murata bak konser veriyo

sühan bozkurt
sühan bozkurt - 12 yıl Önce

ismail kılıçarslan iyi ama yanındaki arkadaşlarını değiştirmesi lazım. hem burjuvalar hemde cahiller. şiirden falan da anladıkları yok. o arkadaşları da güney amerikaya yerleşsinler, bu çok iyi olur bence.

Ahmet
Ahmet - 12 yıl Önce

Bu adamlar televizyona da çıkar, siyasette yapar, şiir de yazar, gazetede de yazar, deneme de yazar, arkadaşlarını da anlatır, bunlar süper adam ya... Bundan sonra artık böyle bir işi yapan onunla yetinmiyor, kaliteli adamlara yer vermiyor maalesef... Kaybedilen kim oluyor ? bu işe gerçekten uğraşıp çabalayan yetenekli kişilere oluyor.Bu iş böyle maalesef.

...
... - 12 yıl Önce

Rabbimizin selamı olsun inşaALLAH...
üçü de harika. Şiiri anlayan, hele de edebiyatı anlayan çok konuşmaz. Susar...

banner26