Pandemiden öncesi ve/veya sonrası

Virüsün olduğu günlerde virüsün psikososyal etmenlerine karşı verilmesi gereken mücadeleyi sağlamazsak sonrası için çok geç olabilir. Yakuphan Güleç yazdı.

Pandemiden öncesi ve/veya sonrası

Sabah huzurla uyanıyorum. Uykumu çok güzel almışım. Ağır ağır kahvaltımı yapıyorum şimdi de. Yirmi dakika sonra servis mavi ucunu köprü üzerinden gösterecek. Yürümem taş çatlasın on dakika sürer. Güneş sabahın soğuk kalınlığını hırpalamış, gölgelerin yerine geçmiş. Gölgeler her zamanki soğuk şakalarıyla çıldırtıyor. İçimizi buz kaplıyor. Servis birkaç dakikaya burada olur. İşe saat 10’da başlamak çok güzel oluyor ya…

Pandeminin çalışanlar için sanırım tek güzel yanı çoğu personelin mesai saatlerinin 6 saate düşürülmesi olmuştur. Çok cazip geliyordu. Göz açıp kapayıncaya kadar geçen süre. Bir yandan işe vakit ayırırken diğer yandan gün aydınlığında eve dönmüş oluyorduk. Birkaç ay bu durumda çalıştıktan sonra yine sabah erken saatlerde yola düşer olduk. Güneş savaşı kazanamadı mesela. Servise, işe ve hayata geç kalmaya başladık. Son bir yıldır da geç kalmalarımızın zorluğunu yaşamıyor muyuz?

2020 yılının Mart ayında önce Çin’den gelenler, sonra umre kafileleri ve ardından da İran’dan gelen uçak derken 11 Mart tarihinde ilk virüs vakası, dört gün sonra da ilk vefat gerçekleşti. Uzakdoğu ülkelerinden gelen turistlerin normal vakitte maske takmasına şaşıran bizlerin şimdi sokağa maskesiz dışarı çıkamayacak olmamız pandemi sürecinde ilk yaşadığım şoktu.

Bir yıldan fazla süredir düştüğümüz bu cenderenin içerisinde sanki doğduğumuz günden beri yaşıyoruz. Morpheus’un Neo’ya sunduğu seçenek gibi bir seçeneğim olsun isterdim. Bu kâbustan uyanmak istiyorum. Pek çoğumuz da bu kâbustan uyanmak istiyordur. Ama bir türlü bitmedi. Bitecek gibi de durmuyor.

Hayatımızın merkezine oturan maske, mesafe ve temizliğe çoğumuz dikkat ederken virüsün olmadığına inananlar da var. Keşke inanmayınca geçse virüs. Zira sevdiklerimizi bu virüs yüzünden kaybettiğimiz gerçeği önümüzde duruyor. O yüzden inanmayan insanların bu sürece daha çok zarar verdiğini düşünüyorum. Biz tedbir almadan bu işin biteceği yok. Virüsün mutant hale gelmesi de bunun açık bir göstergesidir.

Covid-19’un yaşamlarımız üzerindeki en olumsuz etkisinin sosyal mesafe zorunluluğu olduğunu düşünüyorum. Sosyal mesafe olgusunun beraberinde gelen tecrit etme ve yalnızlaşmalar internet tabanlı yaşam formalarına yönelmemizi zorunlu hale getirmiştir. İkincil yaşam formları olan internet tabanlı iletişimin akıl ve ruhumuzda yapılandırıcı etkisinin yanında yıkıcı etkilerinin daha çok olduğunu gözlemlemekteyim. Özellikle çocuk ve ergenlerin akrabalarını, aile dostlarını ve arkadaşlarını görememesi internet ile baş başa olan çocuk ve ergenlerin daha da yalnızlaşmasına neden olmuştur. Üstüne eğitimlerinin de sanal ortamda yapılması hepsinin yaşamını alt üst etmiştir. Birkaç metre karelik alanda gelişimini sürdürmek zorunda olan çocuk ve ergenlerin virüsten sonra ne hissedecekleri ve yaşantılarını hangi limana doğru sevk edeceklerine dair araştırmalar yapmamız gerekiyor. Sadece bu değil. Farklı grupların yaşamlarında yer alan eşitsizliklerini de derinlemesine analiz etmemiz gerekmektedir. Fegert ve ark. (2020)’nın yapmış olduğu araştırmada çıkan sonuç şöyledir: “Mevcut pandemi ve müteakip kısıtlamalarla ilişkili çok sayıda ruh sağlığı tehdidi vardır. Çocuk ve ergen psikiyatristleri, pandeminin tüm aşamalarında bakımın sürekliliğini sağlamalıdır. COVID-19 ile ilişkili akıl sağlığı riskleri, orantısız bir şekilde zaten dezavantajlı ve marjinalleştirilmiş çocukları ve ergenleri vuracaktır. Pandemiyi çocuk ve ergenlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirmek ve gelecekteki gelişmelere daha iyi hazırlanabilmek için evde eğitim gibi önlemlerin risk/fayda oranını tahmin etmek için yapılan araştırmaya ihtiyaç vardır.” Sağlıklı nesiller yetiştirmek için normal zamanlara dönük yatırımlar yapmalıyız. Virüs zamanını düşünerek alelacele yaptığımız yatırımları iyileştirmenin yanında sonrası üzerine de kısa ve uzun vadeli projeler yapmamız elzemdir.

Virüsün bıçak sırtı gibi kestiği hayatlarımızda her birimizin akıl ve fizik durumlarında dalgalanmalar artmıştır. Pfeferbaum ve North (2020)’un yaptığı araştırmada duygusal sorunlar yaşayan insanların yoğun bir artış içerisinde olduğu ifade edilmektedir. Özellikle virüse yakalanan ve daha da önemlisi virüse karşı savaşan sağlık çalışanlarının bu sorunlarla daha çok karşı karşıya kaldığı görülmektedir. Bugün kitlesel olarak alınan sokağa çıkma yasaklarının boyutu geçmiş bulaşıcı hastalıklardan çok daha öteye gitmiş ve sokağa çıkma yasakları ile karantinalar getirilmiştir. Bu durum tüm dünya için büyük bir sıkıntı doğurmaktadır. Stres, depresyon, asabiyet, uykusuzluk, korku, kafa dağınıklığı, öfke, hayal kırıklığı, can sıkıntısı ve karantinada olanların damgalanması gibi psikolojik sorunlarla baş etmek durumda kalmaktayız. Diğer yandan işsiz sayılarında yaşanan artış, aç kalanların ve maddi zorlukların pençesinde olmak da zorlukların katsayısını artırmaktadır. Virüsün olduğu günlerde virüsün psikososyal etmenlerine karşı verilmesi gereken mücadeleyi sağlamazsak sonrası için çok geç olabilir.

Tüm sosyal gruplara yönelik “burada ve şimdi” olgusuyla hareket edip mikro, mezzo ve makro çalışmalar yapılmaz, projeler geliştirilmez, kısa ve uzun vadede atılacak adımlar işaretlenmez, normal günlere dönme olgusuna çalışmazsak bu virüsün yan etkileri çok daha fazla olacaktır diye düşünüyorum. Sağlık çalışanlarımız bunun için çok fazla mücadele ediyor. Eğitim camiamız da çocuklarımıza dijital ortamda eğitim sunmaya çalışıyor. Akademisyenler araştırmalar yapıyor, vakıf ve dernekler projeler geliştiriyor ve devletimiz bu yapı içerisinde maddi ve manevi destekler sunuyor. Fakat yine de eksik pek çok husus var. Halk olarak alışkanlıklarımızdan başlayarak geleceğe yönelik bir değişim geçirmemiz gerektiğine inanıyorum. Zor süreçleri atlatmanın yol ve kodlarını teker teker tespit etmeliyiz.

Yakuphan GÜLEÇ

Yararlanılan Kaynaklar:

Fegert, J. M, Vitiello, B, Plener, P. L. & Clemens, V. (2020). Challenges and burden of the Coronavirus 2019 (COVID-19) pandemic for child and adolescent mental health: a narrative review to highlight clinical and research needs in the acute phase and the long return to normality. Child Adolesc Psychiatry Ment Health, 14:20.

Pfrefferbaum, B & North C. S. (2020). Mental Health and the Covid-19 Pandemic. N Engl J Med 2020; 383:510-512.

Yayın Tarihi: 11 Mayıs 2021 Salı 16:00
banner25
YORUM EKLE

banner26