Özne olarak 'ben'in dışına da çıkabilmeli!

Mustafa Uçurum, bir şair duyarlığıyla kaleme aldığı denemelerde, hayatın lirik ve fakat temiz kalabilmiş tarafında ikâmet ediyor.

Özne olarak 'ben'in dışına da çıkabilmeli!

 

 

Deneme yazarının afili cümlelerle okur avcılığına tenezzül buyuran tarafını hiç önemsemedim. Bununla birlikte, okurun beklentilerine, hayallerine, umurlarına ilaç niyetine metinler okumak da hakkımız olsa gerek. İşportacı internet zevzekliğinin estetik zevkini, düşünce lezzetini dumura uğrattığı malûm zamanda, iyi bir deneme kitabı okumak pek öyle sanıldığı gibi kolay işlerden değil artık. Denemeden bahis açan bir yazıya kulak kesilen benim gibi aklıevveller için ne yazıldığı kadar kimin yazdığı da önem arzediyor. Deneme yazarının işini ciddiye alan ve hayatın bütününe tuttuğu projektörün gösterdiği yol kadar ilerlediğini fark ettiğimde, doğrusu Esmerliğime Bakma’yı biraz geç okuduğumu anladım.Mustafa Uçurum

Bir yağmurcu sancısıyla geçirmektedir günlerini denemeci

Mustafa Uçurum, bir şair duyarlığıyla kaleme aldığı denemelerde, hayatın lirik ve fakat temiz kalabilmiş tarafında ikâmet ediyor. Bu önemli bir ayrıcalıktır denemeci adına. Çünkü deneme, öyle sanıldığı gibi kalabalıkların, kargaşaların kıyısında hayat bulmuş değildir kendisine. İçten bir kırılmayla yolculuklara meyilli bavuluyla yazar, ruhunu gölgesiyle sürüklemektedir handiyse. Yağmur vardır daha çok, beklemek ve güzelleşmek için dua edilen yalnızlıklar ve aynalar vardır.

Mustafa Uçurum, şair, öykücü ve denemeci diliyle edebiyatın geri planında duran ‘bir şeyler yaz, güzel olsun’ imlecine bağlı kimlik kopukluklarını hissettirmiş olsa da, ‘uzun yola çıkmaya hüküm giydim’ duygusunu okura resmen bağırarak veren bir tavır taşıyor. Ülfetin metinler arasında çabucak kurulduğu denemelerde yazar, sorgulayan, bekleyen, dua eden, reddeden olarak bir yağmurcu sancısıyla geçirmektedir günlerini. Özellikle kişilerin varlığı, mekâna bağlı duyarlılıkla birleştiğinde, unutulanlar atlasında yer alan buruşuk özlemler, adeta hikâyecikler hâlinde armoni oluşturuyor.

Tokat, Ankara, Sivas, Sakarya arasında mekik dokuyan yazarın bilinci, ‘içinden bir gemi kalkıp gitmemiş uzak yalnızlık limanlarına’ mısraında duran bir burukluk tadı katıyor kitaba. Hasretlerin, özlemlerin, gurbetin, memleketin, dergilerin, trenlerin, yolculukların, acıların, Kudüs’ün, rüyaların, çocukların, türkülerin, aşkların ve şiirlerin yüreğe dokunarak geçtiği bu yazılar, umutlu olmak adına çaba gösteren bir kalemin verimleri olarak dikkat çekiyor. Mesela şunları söylüyor Uçurum, ‘Hadi Sen de Terk Et’ başlıklı denemesinde: “Gitmek güzeldir aslında. Durmak yerine gitmek güzeldir. Bir kaval sesine kaptırıp kendini, nefessiz kalana kadar gideceksin ki bunun adına gitmek densin. ‘Şöyle bir dolaşıp geleyim’ demekle olmaz gitmek. Gittin mi ağıt yakılmalı ardından. ‘Bu gidiş hayra alamet değil’ demeli görenler. Eskimiş fiyakasını çekip öyle gitmeli insan. Kendinden bir iz bırakmadan gitmeli. Dönüşü akla getirmeden, bir su gibi, içine çekilen ırmak gibi olmalı bu yola düşüş.”

Mustafa UçurumÇünkü mazlumlar vardır daha hatır sorulacak

Şiir, deneme ve öykü arasında gelgitler yaşayan Uçurum, denemenin imkânlarını zorlayan metinlerle, kişisel tarihinden kesitler sunuyor okura. Dergiler, askerlik, arkadaşlıklar, meslek ve düş kırıntılarına takılıp kalan örselenmiş benliğini, Kudüs’ün, Filistin’in uçurtma uçuran çocuk sesleriyle onarma gayretine giriyor. Uzun yol türküleri arasında, aşkların ve ayrılıkların resmini çekmeye çalışıyor. Çünkü mazlumlar vardır daha hatır sorulacak; umutların, düşlerin ve ‘bir gün mutlaka kavuşacak ellerimiz’ diyen şairin sesi vardır duyurulacak. Mustafa Uçurum, sade bir entelektüel, heyecanlı bir şair ve benlikle örülü denemeci kimliğinde gizlenen sesine ses katmaya devam ediyor bu denemeler toplamında.

Esmerliğime Bakma, bir şairin penceresinde duran bulanık zamanların ve umutlu olmak adına gösterilen hünerin öznel çabaları olarak bir anlama tekabül edebilir. Fakat sadece yalnızlık, umutsuzluk, içsel yolculuk kavramlarından hareketle bir düşünce perspektifi ortaya konulamaz. Gerçi yazarın da böyle bir iddiası yok. Toplum, devingen yanlarıyla bireyin sıkıntılarını, açmazlarını belirli bir yön tayini hususunda ikna edebilir. Bunun yanında yazar, topluma karşı, entelektüel bir kimlik ortaya koyarak varlığını kabul ettirebilir ancak.

Mustafa Uçurum’un edebiyat bağlamında yazdıkları, psikolojik geri bildirimler halinde ‘ben buradayım’ mesajını fazlasıyla içeriyor. Yazar, var olanlar karşısında özne olarak ‘ben’in dışına da çıkabilmelidir. Bunun yolu ise yetkin denemecilerin üslup, biçim ve yeterlilik konusundaki denemelerini çokça okumaktan geçiyor. Açıkçası, Uçurum bunu yaptığı zaman esaslı bir denemeci kazanacaktır edebiyatımız.

 

Arif Akçalı değindi

Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2016, 14:10
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13