Özgür ruh: Zorba

“Herkes kendi yolunu izler. İnsan bir ağaç gibidir. Neden kiraz vermiyor diye incir ağacını hiç azarladığın oldu mu?”  Tutku Uluca yazdı.

Özgür ruh: Zorba

20. Yüzyılın önemli düşünürlerinden olan Nikos Kazancakis, eserleri yabancı dillere  en çok çevrilmiş Yunan yazar unvanını taşır. 1883 yılında Girit adasında hâlâ  Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyeti devam ederken dünyaya gelmiştir. Hukuk  eğitimi alan yazar, Balkan Savaşları sırasında gönüllü olarak Yunan Ordusu’na katıldı. Savaş bittikten sonra ülkesine dönerek felsefe alanında çalışmalar yürütmüştür.

Edebiyatın birçok alanında eser veren Kazancakis, 1922 yılında ölümüne kadar geçen sürede birçok ülkeyi gezerek, gezi yazıları kaleme aldı. Oyun, hikâye ve fel­sefi denemeler yazarak çeviriler yaptı. İlerici bakış açılarına sahip bir politikacı olarak I. Dünya Savaşı sonrasında hükü­metin danışma kurulunun başkanlığını yaptı. Yurtdışı gezilerine çıktı ve geziler sırasındaki anılarını daha sonraları kitap hâlinde toplamayı başardı.

1946 yılında Nobel Edebiyat Ödülü için aday gösterilen Kazancakis, ödülü bir oy farkla Albert Camus’a kaptırmıştır. Ca­mus, ödülü aldıktan sonra Kazancakis’in ödülü kendisinden daha fazla hak ettiğini söylemiştir. 1956 yılında Viyana’da Ulus­lararası Barış Ödülü’nü alan yazar 1957 yılının sonlarına doğru lösemi hastalığına yakalanır ve Almanya’da hayatını kaybe­der. Mezar taşında yapıtı “Çileci”den alı­nan şu sözler yer almaktadır: “Hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyo­rum, özgürüm.”

Otobiyografik roman niteliğinde

Yunan yazar Nikos Kazancakis’in ol­gunluk dönemi eseri olarak adlandırılan “Zorba”, orijinal dilinde ilk kez 1946 yı­lında yayımlandı. İngilizce olarak ilk kez 1952’te, ABD’de ise 1953 yılında yayımlan­dı. “Zorba” romanı için otobiyografik bir roman değerlendirmesini yapmak yanlış olmayacaktır. Kazancakis, bu romanın­ da kendi hayatını anlatmaya çalışmış, iç dünyasının hesaplaşmasını anlatmıştır.

Özgür insanın anlatıldığı hikâye, 1930’larda Girit’te adı kitapta hiç geç­meyen Yunan asıllı genç bir İngiliz yaza­rın ağzından anlatılır. Romanın anlatıcısı olan yazar, birikmiş parasıyla Girit’ten bir linyit madeni satın alır. Girit’e gitmeyi beklediği bir kahvede, farklı davranışları olan kaba ama hayata tutkuyla bağlı orta yaşlı bir Yunan olan romanın ana kahra­manı Alexis Zorba ile tanışır.

Satın aldığı linyit madeninde onu us­tabaşı olarak işe alan yazar, Zorba’dan derinden etkilenir. Yazarın Zorba’dan, Zorba’nın yazardan öğrendiği çok şey olur. İlginç bir hayat felsefesine, hayata dair farklı bakış açılarına sahip olan Zorba, görüşleriyle yazarın hayata bakış açısını etkiler. Hayatın birçok ala­nında farklı görüşlere sahip olan Zor­ba, yenilgileri umursamayarak zaferlere odaklanmayı önemser. Yenilgilerin sürek­liliği zaferleri daha anlamlı kılar.

Zorba için dans etmek bir tutkudur. Santur çalarak ve dans ederek düşünce­lerini anlatan, hayatta küçük şeylerden zevk almayı bilen, küçük şeyleri önemse­yen karakterdir. “Zorba”, Patron diyerek romanın karakteri Nikos Kazancakis’e hitap eder. Romanda birçok yerde de ken­disinden “kâğıt faresi” olarak bahseder.

Kendini arayan insanlar

Kendini arayan insanların toplumda görüşleriyle varoluşsal bir yol bulmaya çalışmalarını iki karakter üzerinden ele alan roman, insanlığı konu edinirken top­lum eleştirisine de yer vermiştir. Yazıldığı dönemden bugüne güncelliğini koruya­rak gelen roman, edebiyat dünyasında bir başyapıt özelliği taşımaktadır. Romanın ABD-İngiltere-Yunanistan ortak yapımı olan 3 Oscar’lı sinema uyarlaması 1964 yılında Yunan yönetmen Mihalis Kakovan­nis tarafından Alexix Zorba ismiyle beyaz­perdeye aktarılır. Başrollerinde Anthony Quinn, Alan Bates ve Irene Papas’ın oy­nadığı siyah beyaz film, Türkiye’de Zorba adıyla gösterime girmiştir. Romanın gü­nümüzde sahip olduğu şöhret de sinema filminin etkisi de oldukça önemlidir.

Tutku Uluca, “Özgür ruh: Zorba”, Kitabın Ortası dergisi, Ocak 2019, sayı 22.

Güncelleme Tarihi: 28 Şubat 2019, 11:04
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13