Öykülerindeki dil işçiliği dikkat çekiyor

Meral Afacan Bayrak’ın ‘Tarçın Çıkmazı’ndaki öyküleri bir solukta yazılmış gibi. Bundan olacak, birçok öykü bir solukta okunacak cinsten..

Öykülerindeki dil işçiliği dikkat çekiyor

 

Meral Afacan Bayrak’ın denemeleri, incelemeleri, şiirleri ve öyküleri 1992’den bu yana Sağduyu ve Milat gibi gazetelerde, Kadın ve Aile, Yedi İklim, Kökler, Eylül Öykü, Ay Vakti, İstanbul Bir Nokta, Aşkar gibi dergilerde, Dergibi, Gökekin, Edebistan, e-edebiyat gibi internet sitelerinde yayınlanıyor. Bayrak, geçtiğimiz sene Mühür Yayınları tarafından yayımlanan Tarçın Çıkmazı isimli öykü kitabı ile okurunun karşısına çıktı.

Tarçın Çıkmazı, yazarın ilk kitabı. İlk kitaplar hemen her yazarın ilk ve en etkili kurşunlarıdır. Yıllardır o kurşunları içinde taşımaktadır. Hedef görüldüğünde kurşunlar atılacaktır. Eğer hedef vurulmuş, karşıdan (okuyucudan) ses gelmişse, yani okur yaralanmışsa, yazar yazmaya, içinde kurşunlar biriktirmeye ve bileylemeye devam edecektir. Okurdan “tık” yoksa, bir zaman sonra o kurşunlar gelip yazarı vuracaktır.

Tarçın Çıkmazı, 150 sayfa. Kitapta değişik zaman dilimlerinde yayımlandığını hissettiren öykü türünden kırk kurşun, kırk hikâye var. Edindiğimiz bilgilere göre kitap okur nezdinde hayli ilgi görmüş. Hedefini bulmuş. Yeni baskı için hazırlıklar başlamış.

Tarçın Çıkmazı’nda kronolojik veya tematik olarak herhangi bir bölümlendirilme yapılmamış. Öyküler kısa, sade, akıcı. İç konuşmalarla şiirsel ve arkaik bir atmosfer oluşturulmuş. Öyküler bir solukta yazılmış gibi. Bundan olacak, birçok öykü bir solukta okunacak cinsten.Meral Afacan Bayrak, Tarçın Çıkmazı

Öykülerinde “ağır bir dil işçiliği” söz konusu

Sanat ve zanaat ikiz kardeşlerdir. Sanatta kalp kaleme, zanaatta kalem kalbe hükmeder. Eser, sözler suretinde karelere düşer. Meral Afacan Bayrak, Çan İ.H.L.’ni bitirdikten sonra 18 Mart Ünviversitesi Seramik Bölümü’nden mezun olmuş. 5 yıl boyunca seramik zanaati icra etmiş. Bizde sanatkar da, zanaatkar da ağır işçi sınıfındandır. Hele bir de kadınsanız işiniz daha zordur. İnce eleyip sık dokumak zorundasınızdır. Yüksek düzeyde kalp ve el işçiliği gerektiği gibi dil işçiliği de gerekir. Bunların  insanlarla da, maaşlarıyla da “geçim”leri zordur.

Meral Afacan Bayrak, kitabında özgeçmişini yansıtır şekilde sanatkâr olmakla, zanaatkâr olmayı bir potada eritmiş. Öykülerde “ağır bir dil işçiliği” söz konusu. Çamuru yoğurarak seramik yapmaya eli alışkın olan yazarın, kalbini yoğurarak ağacı kağıt, kağıdı söz, sözü öykü yapmaya dili yatkın. Kitap, yazarın elinde bir seramik parçası gibi. Her kareye kale gibi harfler, her satıra sütun gibi sözler yerleştirilmiş. Harfler harpte gibi göğüs göğüse, sözler cephede gibi omuz omuza. Harfler ve sözler Ayasofya’nın kubbeleri gibi. Harflerden biri çekilse kale düşecek, satırlardan birine dokunulsa sütunlar dökülecek.

Her öykü bir mektuptur bilinmeyen adreslere gönderilen

Meral Afacan Bayrak, bir kadın, bir anne. Hayata kah aşkın ve sevdanın penceresinden, kah şefkatin ve  rikkatin balkonundan bakıyor. Hüzün sahabisi ve sahibesi. İçinde kah  asr-ı saadet, kah asl-ı saadet, kah yaslı saadet yaşıyor. Kadınların, çocukların, yalnızların, gariplerin  yüzlerinde yansıyan aşkları, kırgınlıkları, küskünlükleri, kırılmaları, ayrışmaları öykü öykü sayfalara taşıyor.

Yazar, “Bilsen nasıl yalnızlıklar taşıyoruz” diyor ve ekliyor: “Bir mütevazı dostun vedası gibidir  yalnızlık… Her kırdığın kalbin sende bıraktığı izdir.”

Mezarlığı şu dünya gurbetinden ve yalnızlığından kurtulmanın yolu,  huzurun vatanı olarak tanımlıyor. Acıdan hicret etmenin üzerinde duruyor. “Anne, bak! Denizde ışıklar yandı” diyen çocuğun gözlerindeki yaşama sevincine tutunuyor.

Zeyl: Her öykü bir mektuptur bilinmeyen adreslere gönderilen. Mektupların içine konulduğu zarflar rengarenktir. Kiminin rengi huzur beyazı, kiminin umut mavisi, kiminin aşk pembesi, kiminin hüzün sarısı, kiminin kan kırmızıdır. Her duyguya göre zarf, her kalbe göre mektup vardır. Meral Afacan Bayrak mektuplar yazıyor geleceğe. “Dünya dua ile dururmuş” diyor, öyküde harfler gibi saf saf, sayfa sayfa dualara duruyor. Okurundan, dualarına “amin”, mektuplarına “cevap” bekliyor.

 

Mustafa Oral yazdı

Yayın Tarihi: 19 Şubat 2013 Salı 16:35 Güncelleme Tarihi: 18 Mayıs 2016, 14:16
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26