Öykü günleri neden önemli?!

Maraş Öykü Günleri'nin üzerinden iki ay geçti ama yine de bu kıymetli etkinliğin bir değerlendirmesini yapmak lazım.

Öykü günleri neden önemli?!

Maraş’ta önemli bir şey yaptık; kimselerin kolay kolay yapmayacağı bir şey… Birçok önemli öykücü ve akademisyen, öykü sanatı için toplandık. Saatlerce öyküyü konuştuk. Evet, bunu Türk öykücülüğünün önemli bir aşaması olan, yerli, müslüman ve evrensel ve ilk olma özelliklerini taşıyan Rasim Özdenören’in memleketinde yaptık. Öykücülerin bir araya gelmek için Maraş’ı seçmeleri bu yüzden çok önemli ve manidardır.

Maraş, öykümüz için bir başlangıç noktasıdırMaraş Öykü Günleri

Sanat edebiyatımızdaki batılılaşma sürecinde yerliliğiyle bir ilktir Rasim Özdenören. 1955 yılında Varlık dergisinde çıkmaya başlayan öyküleriyle, öyküde karar kılmış, yerli sanatı benimsemiş ama evrensel olmayı ıskalamamış yazarlar arasında ilk öykücüdür Rasim Özdenören.

Maraş Lisesi’nde 1. sınıf öğrencisi iken Ali Kutlay ile her gün bir öykü yazan Özdenören, öyküyü o günden bugüne 55 yıldır bırakmamış, son öykü kitabı İmkansız Öyküler kitabıyla öykücülüğümüze farklı bir sonsuzluk duygusu getirmiş, ebedîlikten haberli, metafizik katmanları zengin bir öyküyü önümüze koymuş büyük bir öykücümüzdür. Bu öykücümüzün beslendiği topraklarda, öykünün bir manada zirvesi diyebileceğimiz bir toplantının yapılmış olması gayet isabetli bir karar idi.

Hayırlara vesile oldu

Tabii öncü sanatsal bir aktivitenin ilk İstanbul ve Ankara’dan neşet etmesini beklemeye yatkın bir anlayış hâkimdir Türkiye’de. Bu açıdan baktığımızda ise Maraş’taki öykü günlerinin çok daha kıymetli bir girişim olduğu daha bariz bir şekilde ortaya çıkacaktır.

Maraş Öykü Günleri’nin somut faydalarından birisi de İstanbul Öykü Platformu’nun oluşmasına vesile olmasıdır. Bir yıldır oluşturulmaya çalışılan İstanbul Öykü Platformu, Maraş Öykü Günleri’nden hemen 2 hafta sonra çalışmalarına başladı.

İstanbul’da öykücülerin bir araya geldiği bir ortam yoktu. Maraş’taki öykü zirvesi ile İstanbul’da oluşturulmak istenen bu platformun da adımları atılmış oldu.

Türk’ün öyküsünü sadece Kutlu mu yazdı

Maraş Öykü Günleri 1. oturum

Kendisiyle yüzlerce defa birlikte olduğum, çok şey öğrendiğim fikir ve sanat ustam Rasim Özdenören ile, memleketi Maraş’ta ilk defa oturmuş oldum böylelikle. Rasim Bey’in etrafında sürekli öykücülerimiz ve Maraşlı edebiyatseverler vardı etkinlikler boyunca. İlk oturumu da Rasim Bey yönetti.

Rasim ÖzdenörenNecati Mert öykücülüğümüzün geleneksel tatlarını güzel üslubu ile sundu. Yunus Develi ise bir öykücünün hal-i pür melali diyebileceğimiz öyküsünü okudu. Öykücünün eşi ve işinin anaforunda yazma çabasını anlatan bu güzel ironik öyküsü yer yer hüzünlendirdi, yer yer tebessüm ettirdi dinleyenleri. Başarılı sosyologlarımızdan Köksal Alver, öykümüzün toplumsal yansımalarını ele aldı.

Ercan Yıldırım ise Türk öykücülüğünde Türk kimliğini hangi öykücülerin anlatmakta başarılı olduğunu, biraz kendi zaviyesinden –zaviye demeyelim de, dergâhından diyelim- diyebileceğimiz bir yaklaşımla paylaştı. Hareketli bir sunum yapan Ercan Bey’in yargılarında kimi katılamadığımız noktalar da oldu. Rasim Özdenören’in oturum başkanlığı yaptığı bir söyleşide Özdenören’in öyküsünün devrinin kapandığını söylemek eleştirmenlikten öte amaçlara hizmet eden bir çıkış oldu. Türk’ün öyküsünü neredeyse sadece Mustafa Kutlu’nun yazdığını söylemek ise, öyle sanıyorum ki öyküye itidalli, eleştirel bir gözle bakan hiç kimsenin tercih edeceği bir yaklaşım değildir.

Öykücüler öykülerini okudular

Kadir Tanır’ın öyküsünden seçmelerin okunduğu bölüm, hem salondaki Maraşlılar hem de “bir yeri-yurdu sevmek ama o sevginin gereğini yapamamak” durumunu yaşayanlar için duygulandırıcı oldu. Seslendirilen öykünün fotoğraf ve hareketli görüntülerle desteklenmiş olması ayrı bir güzellik kattı programa.Ömer Faruk Dönmez

Ömer Faruk Dönmez’in öyküsünün gücünü bildiğimden, ‘salonda etkisi nasıl olacak’ diye bir merak içindeydim. Nitekim sayın Dönmez öyküsünü okuduktan sonra kitap satış bölümünde kitabı en çok alınan yazar olmuş.

Güray Süngü, Maraş Öykü Günleri vesilesi ile tanıştığım bir öykücümüz oldu. Önceden Aykırı Edebiyat ve Hece dergilerinden ismini bildiğim, metinlerini okuduğum Süngü ile ilk defa tanıştım ve sohbetimi, münasebetimi İstanbul’da da sürdürdüm. Güray Süngü’nün metinlerinde dikkatimi çeken şey bir dil titizliğini gözetiyor olması. Bu bir öykücü için önemli bir özellik. Sakin görünümlü bir eleştirelliği metnine yaymakta da başarılı. Eleştirelliğin, rahatsız edici bir dille gerçekleştirilerek öyküye yedirilememesi durumuna düşmüyor Güray Süngü.

Keşke genel değil özel değerlendirmeler olsaydı

Maraş Öykü Günleri 2. oturum

Hüseyin Su programa ciddi emeği geçen kıymetli bir öykü kahramanımız. Öykünün Türkiye’deki kahramanlarından biri. Önce yazdığı öyküleriyle, ardından çıkardığı Hece dergisi ve ardından gelen güzide öykü dergimiz Hece Öykü ile ve son olarak da Öykü Günleri’ndeki merkezî rolüyle bence o bir öykü kahramanı. Hüseyin Su’nun yönettiği oturumda akademisyenlerimiz öykümüzü değerlendirmiş oldular.

Aslında genel değerlendirmeler yerine tek tek öykücülerimizin öyküleri üzerine değerlendirmeler dinleyebilseydik orada keşke. Çünkü genel değerlendirmelerde genellikle günümüz öyküsü ihmal edilmiş oluyor. Behçet Çelik, Hilmi Uçan, Mehmet Narlı ve Gönül Utku Yonar’ın konuşmacı olarak katıldığı 2. oturumda öykümüzün ‘80 sonrası durumu, öykümüzdeki ironi, metinlerarasılık ve fantastik öykü ele alınmış oldu.

Şevket Bulut, İbrahim Sarı ve Esra Demirci’nin öykülerinin okunması ile program sona erdi. Program sona erdi ama bizim bu program vesilesiyle kazandığımız dostluklar, edindiğimiz gözlemler bizde kaldı.

Maraş’ta Zarifoğlu Derneği, Mesnevi Camii olsun

KahramanmaraşBu etkinlik vesilesi ile şunu öğrenmiş olduk ki, tüm Türkiye’de olduğu gibi Maraş’ta da gençlik ne yazık ki yeterince okumuyor. Üstelik Maraş’ın kültürel anlamda Türkiye’nin en gayretli yöneticilerine sahip olmasına rağmen bu böyle.

Evet, Maraş’ta, ta Necip Fazıl’dan, Rasim Özdenören’lerden beri bir edebiyat damarı var. Hem de güçlü bir damardı bu. Ama o damara bir şeyler olmuş. Elbette bu işlerin ilgilisinin çok az olduğunu, az olacağını biliyoruz fakat bu kadar az olmasını ruhumuz kabul edemiyor. Özellikle genç damarın eksikliği üzerine bir teklifim olacaktı ki aynı sorunu sayın vali de fark etmiş; ki okuma merkezi açtırmış Maraş’ta.

Bu okuma merkezlerini çoğaltmak lazım. Ama sadece okuma merkezi olarak açıldığında bu yerler atıl kalma tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır. Kültürü önemsemeyen bir yönetici geldiğinde olacak ilk şey budur. Hatta okuma merkezlerini belli bir hayatiyet taşıyan mekânlarda yapmak lazım. Camilerde, sivil toplum kuruluşlarında, üniversitenin kütüphanelerinde, salonlarında, hatta bahçelerinde.

Öyle olabilmeli ki, Maraş’taki bir dernek Necip Fazıl okumaları yapmalı haftanın bir günü. Başka bir dernek Rasim Özdenören okumaları yapmalı. Bir başka dernek Cahit Zarifoğlu okumaları yapmalı. Elbette ki okumalar Maraşlı yazarlarla, şairlerle sınırlı kalmamalı. Mesela bir camide Sahih-i Buhari okunmalı haftanın belli bir günü, bir diğerinde Mesnevi. Bir başkasında Safahat, bir başkasında İhya, bir başkasında Bostan ve Gülistan. Öyle olmalı ki yıllarca devam etmeli bu okumalar. Zarifoğlu okunan dernek Zarifoğlu Derneği olarak yerleşmeli hafızalara, Mesnevi okunan cami Mesnevi Camii olarak bilinmeli.

Bu dernekler, camiler sonuçta halka açık bir şekilde bu okumaları gerçekleştirmeli. Pek takip eden olmadığında bile bir Nuri Pakdil kararlılığıyla sürdürebilecek öncü kişilerce yürütülmeli bu çalışma. Hatta onlara bu hizmetlerinin karşılığında bir telif de ödenebilmeli. Bu elbette tek çıkış yolu değil kitapsızlıktan kurtulmak için. Yollardan birisi. Ama zorunlu okuma saati uygulamalarından kesinlikle çok daha önemli bir çalışma.

Maraş Öykü Günleri bizi büyük dertlere getirdi yine. Öykü günlerine emeği geçen herkesi, özellikle Duran Boz’u takdirle, hürmetle anıyorum. Bu etkinliği benimseyen Maraşlı yerel yönetim kadrosunu takdir etmek lazım. Zira İstanbul’da bizler sorumsuz, ilgisiz yöneticiler ve çalışanlarla iş yapmaya hatta hiçbir şey yapamamaya alışmış kültür adamları olarak Maraş Belediyesi çalışanlarının çalışma şevkini görünce şaşırdık.

Anlaşılan o ki; Maraş’ta güzel şeyler olmaya devam edecek!

Not: Maraş Öykü Günleri’nden enstantaneler için galerimizi ziyaret edebilirsiniz.

 

Asım Gültekin güzel işleri paylaşmalı diyerek haber verdi 

YORUM EKLE