banner17

Osmanlıyı ikinci kez kuran bir yürüyüş bu

Osmanlının kaderini etkileyen birçok yürüyüşten söz etmek mümkün. Ama bunlardan bir tanesi, Osmanlı için önemli. Bu yürüyüş, Buhara’da başlayıp Bursa’da sona eren bir yürüyüş. O yürüyüşü yapan da Emir Sultan. Ahmet Serin yazdı.

Osmanlıyı ikinci kez kuran bir yürüyüş bu

Yol, yolculuk ve yolcu hemen her kültürde, her dilde, her edebiyatta sıkça kullanılan bir eğretilemedir bilindiği gibi.

Ve yine bilindiği gibi, yolların ve yolculukların bir mecazı, bir de hakikati vardır. Simurgun yolculuğu mecazidir mesela.

Bazen her ikisi birbirine karışır, harman olur, farklı güzellikler çıkar ortaya.

Hicret sözgelimi, iç içe geçmiş bir güzel, bir kutlu, bir çığır açıcı yol hikâyesidir. O hikâyede hem mecaz olarak vardır yol hem de hakiki olarak…

O yolculukta çünkü kat edilmesi gereken mesafeler ve tehlikeler vardır hem de mana dünyasında derinleşme vardır.

Hem zaten inancımıza göre, dünyaya gelişimiz de bir yolculuktan sonra değil mi zaten? Bir sürgün ve o sürgünden sonra hâlâ devam eden bir yolculuk…

Ve biz, ölümle beraber ölüm ötesi bir yolculuğa çıkmayacak mıyız?

Bazı yollar ve yolculuklar vardır, dünyanın kaderini değiştirir.

Peygamberlerin hicretleri böyledir. Bazı yolculuklar da bir ülkenin kaderini değiştirir. Mahatma Gandi’nin o yürüyüşü, ülkenin kaderini değiştirmedi mi?

Buhara’dan başlayan yürüyüş

Osmanlının kaderini etkileyen birçok yürüyüşten söz etmek mümkün. Ama bunlardan bir tanesi, Osmanlı için önemli. Osmanlının ikinci kuruluşunun mayasını karanlardan birisinin yürüyüşü bu. Bu yürüyüş, Buhara’da başlayıp Bursa’da sona eren bir yürüyüş.

O yürüyüşü yapan Emir Buhari ya da herkesin bildiği adıyla Emir Sultan.

Emir Sultan, birçok tarikatın kendisini izafe ettiği manevi yolun büyüklerinden Seyyid Emir Külal’in oğludur. Asıl adı Muhammed Şemseddin’dir ama onu herkes Emir Buhari ya da Emir Sultan diye tanımaktadır yüzlerce yıldan beri.

Bir rüya ile başlar yolculuk

O zamanın üç önemli eğitim kurumunun, yani cami, tekke ve medrese eğitiminin üçünde de ehil olan Seyyid Emir Külal, oğlunu büyük bir özenle yetiştirir. Yedi yaşında annesini, on sekiz yaşında da babasını kaybeden Emir Buhari, bu yaşa kadar zaten mükemmel bir şekilde yetişmiş, Buhara’nın ilim meclislerinde yerini almıştır.

Yine de manevi eğitimine devam eden Emir Buhari için kaderin kırılma anı, bir rüyadır. Tasavvuf ehli için önemli işaretlerden biri kabul edilen rüya, Emir Buhari için de önemlidir. Gördüğü bir rüyanın işaretiyle hac yolculuğuna çıkan Emir Buhari’nin niyeti, Medine’yi öven bir hadiste işaret edildiği üzere, Medine’ye yerleşmektir. Çok geçmez, bir kervanla yola çıkar Emir Buhari.

Hac görevini ifa eder ve Medine’ye yerleşir ama rüyasında aldığı “Kandilin söndüğü yerde kal” emri içini huzursuz etmektedir çünkü kandil sönmemiştir. Belli ki bir yolculuk daha beklemektedir Emir Buhari’yi.

Ne Bağdat ne Kudüs ne de Şam

Emir Buhari, içlerinde Seyyid Usul gibi Bursa’nın diğer manevi büyüklerinden bazılarının da yer aldığı arkadaş grubuyla birlikte Medine’ye veda eder ve o zamanın ilim merkezleri olan Kudüs, Şam, Bağdat gibi yerleri de ziyaret ederek yollarına devam ederler. Uğradıkları bu güzel beldeler, grubu kendilerine çeker ama kandil yanmaya devam etmektedir hâlâ.

Şunu not düşmekte yarar var: O günün şartlarında, Emir Buhari öncülüğündeki bu grubun, Medine’yi terk ettikten sonra o zamanın İslam dünyası için çok önemli olan diğer yerleri de aşarak gelip Bursa’ya yerleşmelerinin çok da mantıklı bir açıklaması yoktur. Akla yatan tek açıklama, İslam’a hizmetin yapılacağı en uygun yerin Osmanlı toprakları olmasıdır. Bir de işin manevi tarafı vardır kabul edenlerce elbette.

Grup, Osmanlı topraklarına girer, bu topraklarda da birçok önemli mekân ziyaret edilir ama kandil uykuya geçmez hiçbir şehirde yine.

Bursa’da uyur kandil

Uzun süren yolculuk, Bursa’da sona erer. Kandiller uykuya yatmıştır artık ve mekan belli olmuştur. O mekan, Bursa’dır. Padişah Yıldırım Bayezid’tir. Osmanlı, günden güne güçlenmekte ama daha da güçlenme potansiyeli taşıdığı için her türlü saldırının açık hedefi olmaktadır.

Tarih, ilginç bir fotoğraf karesi sunar bize o günden. Devletin başında Yıldırım Bayezid vardır. Hemen etrafında Molla Fenari gibi bir derya, Somuncu Baba, Hacı Bayram Veli, Seyyid Usul gibi her biri önemli bir burç olan önemli şahsiyetler…

Bunun bir tesadüf olmadığı kanaatini taşır gönül erleri. Bunun sebebinin, İslam’ın o zamanki temsilcisi durumunda olan Osmanlının hamurunu karmakla, o hamuru yoğurmakla ilgili olduğunu söylerler. Bunca yolcunun yolculuğunun sebebi budur işte ve bu yolu da, bu yolcuları da güzel kılan budur.

Osmanlının yolculuğu sürsün diye

Emir Buhari’nin Bursa’ya varışından kısa süre sonra Timur, Osmanlıyı tarih sahnesinden siler. Osmanlının tarih ve medeniyet yürüyüşü, bir başka Müslüman tarafından durdurulmuş, Osmanlı, bir devlet olarak ortadan kalkmıştır.

İşte tarihin bu önemli kırılma anında, yıllar önce sebepsiz bir şekilde Buhara’dan Bursa’ya yapılan bir yolculuğun yolcuları, Emir Buhari ve arkadaşları devreye girer ve Osmanlının yarım kalan hikayesinin tamamlanması için harekete geçerler. Osmanlının yaralarını sarmak için maddi manevi çalışırlar.

Emir Buhari ve arkadaşlarının da yardımıyla Osmanlı yeniden toparlanır. Osmanlının toparlayıcıları arasında en önemli paylardan biri, Buhara’dan yola çıkıp Bursa’ya yerleşen o güzel yolculara aittir.

Osmanlının ikinci kuruluşunun arkasında, biraz da bu gizemli yolculuğun etkisini aramak yanlış olmasa gerek.

 

Ahmet Serin yazdı

Güncelleme Tarihi: 22 Eylül 2015, 15:38
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20