Osmanlı tarihinde bazı şeyhülislâm lakapları

"Son şeyhülislâm Medenî Mehmed Nuri Efendi’ye kadar Osmanlı tarihinde yüz otuz bir şeyhülislâm gelip geçmiştir. Bunlar arasında en uzun meşihat, yirmi sekiz sene, on bir ay ile meşhur Ebussuud Efendi’ye, en kısa meşihat ise yalnız on üç saat ile IV. Mehmed devri şeyhülislâmlarından Memekzade Mustafa Efendi’ye aittir." Mustafa Müftüoğlu'nun yazısı.

Osmanlı tarihinde bazı şeyhülislâm lakapları

İlmiyye sınıfının en yüksek mevkii olan ve “Meşihat-ı İslamiyye” diye anılan şeyhülislâmlık makamı, evvela “Mesned-i Fetva” veya “Mansıb-ı İftâ” gibi adlarla “Başmüftilik” tarzında teşekkül etmiş ve ilk şeyhülis­lâmlar “Müfti’l Enâm” unvanıyla anılırken II. Murad devrinden itibaren “Şeyhülislâm” unvanı daha yaygın bir hâl almıştır.

İlk “Müfti-i Enam /Şeyhülislâm” II. Murad devri meşhur ve mümtaz siması Molla Şemseddîn-i Fenârî’dir. Bu zattan evvel Şeyh Edebâlî, Dur­sun Fakîh, Kara Rüstem ve Kayserili Davud gibi ünlü ulemâ müftülük makamında bulunmuşlarsa da “Başmüftilik” makamı daha sonra teşek­kül etmiş ve Molla Şemseddîn-i Fenârî, Müfti’l Enâm olup şeyhülislâm­ların ilki sayılmıştır.

Bu zâttan, son şeyhülislâm Medenî Mehmed Nuri Efendi’ye kadar Osmanlı tarihinde yüz otuz bir şeyhülislâm gelip geçmiştir. Bunlar ara­sında en uzun meşihat, yirmi sekiz sene, on bir ay ile meşhur Ebussuud Efendi’ye, en kısa meşihat ise yalnız on üç saat ile IV. Mehmed devri şey­hülislâmlarından Memekzade Mustafa Efendi’ye aittir.

Protokoldeki mevkileri Fatih Sultan Mehmed Han’ın “Kanunnâme­si”nde tespit edilen ve vazifeleri müderrislerle hâkimlerin azl ve tayini ile medrese ve mahkemelerin idaresi olan şeyhülislâmlar meşihat makamına kayd-ı hayat şartıyla gelip azledilemedikleri hâlde Sultan III. Murad dev­rinde görülen inhitat alâmetleri arasında şeyhülislâmlar da azledilmeye başlanmış ve ilk azledilen şeyhülislâm, Müeyyedzade Abdülkadir Şeyhî Efendi olmuştur. Ayrıca şeyhülislâmlar idam edilemezlerken üç şeyhülis­lâm idam edilmiştir ki bunlar Ahîzade Hüseyin Efendi, Hocazade Mesud Efendi ve Hacı Feyzullah Efendiler’dir.

II. Murad devrinden 1922’de saltanatın ilgasına kadar gelip geçen şeyhülislâmlardan bazıları lakaplarıyla anılagelmişlerdir. Bunlar arasın­da Konyalı Hâmid Efendi, Bolevî Mustafa Efendi, Çatalcalı Ali Efendi, Ankaravî Mehmed Emin Efendi, Tirevî Ebubekir Efendi, Karahisârî İbra­him Efendi, Bodrumlu Hacı Ömer Lütfi Efendi, Ürgüplü Mustafa Hayri Efendi gibi doğum yerleri ile anılanlar olduğu gibi; padişah hocalığının (Hâce-i Sultanî) yanı sıra şeyhülislâmlığı da nefsinde toplayanlara verilen “Câmi’u’r Riyâseteyn” unvanı ile anılanlar da olmuştur. Mesela, meşhur Hoca Sadeddin Efendi, Erzurumlu Hacı Feyzullah Efendi, Akşehirli Ha­san Fehmi Efendi gibi...

Şeyhülislâmların ilki sayılan Molla Şemseddîn-i Fenârî, “Fenâr” kö­yünde doğması dolayısıyla bu lakapla anılagelir. Fenâr köyü, Uzunçarşı­lı’ya göre İnegöl ve Yenişehir taraflarında; Türk Ansiklopedisi’ne göre ise Mâveraü’n-Nehr’dedir. Ancak bu zat, doğduğu köyden ziyade Yıldırım Bayezid’in mahkemedeki şehadetini kabul etmemekle ünlüdür. Osman­zade Tâib’e göre Molla Fenârî Hakk’a ibadette kusur eden padişahın halk hukukunda da laubaliliğe kapılabileceği endişesiyle Yıldırım’ın şahidliği­ni reddetmiştir.

Molla Fahreddîn-i Acemî, İran doğumludur. Bu sebeple “Acemî” diye şöhret bulmuştur. Bu zat da bu lakaptan çok müftülük tahsisatını artır­mak isteyen zamanın padişahı II. Murad’a, “Beytulmâl helaldir amma is­raf helal değildir!” itirazıyla kendi tahsisatının artırılmasını reddedebilen zattır. Fatih Sultan Mehmed Han’ın “Zamanımın Ebu Hanîfe’sidir.” diyerek iftihar ettiği “Molla Hüsrev”in asıl adı Mehmed’dir. Eniştesi Hüsrev do­layısıyla “Hüsrev kaynı” diye anıldığından, asıl adı unutulup “Hüsrev” is­miyle şöhret bulmuştur. Fatih’in son, II. Bayezid’in ilk şeyhülislâmı Molla Gürânî’nin asıl adı Şemseddin Ahmed bin İsmail’dir. Bu zat Fatih’in ho­calarındandır. İstanbul’un bir semti bu büyük ilim adamının adını taşır. Doğduğu köy dolayısıyla “Gürânî” lakabıyla ünlüdür. Molla Gürânî, Fa­tih’in vezâret teklifini reddeden ve talebesini zaman zaman sert bir dille tenkit ve ikaz edebilen zattır.

II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim Han ve Kanunî devirlerinin meşhur şeyhülislâmı Zembilli Ali Efendi, fetva isteyenlere bir kolaylık olmak üze­re evinin penceresinde sarkıtılmış daimî bir zembil bulundurduğundan “Zembilli” lakabıyla anılagelmiştir.

Zembilli Ali Efendi ile Kemal Paşazade Şemseddin Ahmed Efendi halef-selef olmuşlardır. Zembilli kadar meşhur bu zat da dedesinin adı dolayısıyla “Kemal Paşazade” ve “Van Kemal” lakaplarıyla ünlüdür. Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır Seferi dönüşü, bu zatın atı sürçerek padişahın kaftanına çamur sıçramış ve “Âlim(in) atının ayağından sıçrayan çamur benim için şereftir.” diyen Yavuz Sultan Selim Han, öldüğünde o kaftanın sandukası üstüne örtülmesini vasiyet etmiş ve vasiyeti yerine getirilmiş­tir. Kemal Paşazade “Müfti’s Sakaleyn” unvanıyla da meşhurdur.

Kanunî Sultan Süleyman devri şeyhülislâmlarından Çivizade Şeyh Mehmed Muhyiddin Efendi’ye babası hattat Çivi İlyas bin Mehmed Efen­di dolayısıyla “Çivizade” lakabı verilmiştir.

Hamidî Abdülkadir Çelebi Efendi de memleketiyle anılan şeyhü­lislâmlardandır. Hamideli’nin Isparta veya Eğirdir’inden olduğundan “Hâmidî” denilmiştir. Fenârîzade Muhyiddin Efendi, meşhur Molla Şem­seddîn-i Fenârî sülalesinden olduğundan “Fenârîzade” lakabıyla anılagel­miştir. Yine Kanunî devrinin ünlü şeyhülislâmı Mehmed Ebussuud Efen­di, ailesinin İmâdiyye köyünden olması dolayısıyla “el-İmâdî” lakabıyla da meşhurdur. Baştarafta kaydettiğimiz gibi Osmanlı tarihinde en uzun meşihat bu zata aittir. Şöhreti bütün İslâm âlemine yayılan Ebussuud Efendi’nin vefatında Müslüman ülkelerinde hep “gaib cenaze namazı” kı­lınmıştır. Seksen üç yaşında vefat eden bu zat Kanunî’nin son, II. Selim’in ilk şeyhülislâmı olmuştur.

Sultan III. Murad devri şeyhülislâmlarından Kadızade Ahmed Şem­seddin Efendi, babası Bedreddin Mahmud Efendi’nin Edirne kadısı ol­ması dolayısıyla “Kadızade” lakabıyla şöhret bulmuştur. Malûl Mehmet Efendi, meşhur Ebussuud Efendi’nin damadıdır. Babası Kazasker Ma’lûl Mehmed Emin Efendi’ye nispetle “Ma’lûl” lakabı verilmiştir.

Çivizade Hacı Mehmed Efendi’ye, babası Şeyhülislâm Çivizade Şeyh Mehmed Muhiddin Efendi dolayısıyla “Çivizade” denilmiştir. Müeyyed­zade Abdülkadir Şeyhî Efendi, mutasavvıf Şeyh Hacı Kerim Efendi’nin oğlu olduğundan “Şeyhî” lakabıyla şöhret bulmuştur. Meşihatı bir sene, on ay, yirmi yedi gündür. Meşhur “Beylerbeyi Vakası” dolayısıyla azledil­miş ve böylece azledilen ilk şeyhülislâm olmuştur.

Sultan III. Murad devri şeyhülislâmlarından Bostanzade Mehmed Efendi, ulemâdan Tireli Bostan Mustafa Efendi’nin oğlu olması dolayı­sıyla “Bostanzade” diye anılagelmiştir. Yine aynı devirde meşihat maka­mında bulunan Bayramzade Hacı Zekeriya Efendi, Bayram adında bir Ankaralı’nın oğlu olduğu için “Bayramzade” lakabıyla şöhret bulmuştur.

Meşhur Hoca Sadeddin Efendi baştarafta kaydettiğimiz gibi “Câ­mi’u’r Riyâseteyn” lakabıyla ünlüdür. Tarihimizin mühim kaynaklarından Tâcu’t Tevârih’in de sahibi olan bu zat, Haçova Savaşı’nın da gerçek kah­ramanıdır. Oğullarından ikisi, torunlarından üçü de şeyhülislâm olmuş­tur. Bir Mevlid kandili gecesi Ayasofya Camii’nde altmış üç yaşında vefat eden Hoca Sadeddin Efendi’nin kabri Eyüp’tedir.

Hoca Sadeddin Efendi ile halef-selef olan Cafer Efendizade Hacı Mustafa Sun’ullah Efendi, Anadolu kazaskerlerinden ve meşhur Ebus­suud Efendi’nin amcazadesi olan İskilipli Cafer Efendi’nin oğlu olması dolayısıyla “Cafer Efendizade” lakabıyla anılmıştır. Mühim dinî eserleri­nin yanı sıra kuvvetli şiirleri de bulunan Cafer Efendizade’nin dört meşi­hatı vardır. Hoca Sadeddinzade Mehmed Çelebi Efendi, Hoca Sadeddin Efendi’nin büyük oğludur, iki meşihati vardır. Ebu’l Meyâmin Mustafa Efendi’ye “Ebu’l Meyâmin” lakabı, meşihatı sırasında bolluk olmasından verilmiştir.

Meşhur Zekeriyazade Yahya Efendi, Ankaralı Bayramzade Hacı Ze­keriya Efendi’nin oğlu olduğundan “Zekeriyazade” lakabıyla ünlüdür. Meşihatının yanı sıra büyük bir divan şairi olan ve pek kıymetli bir fet­va mecmuası bulunan Yahya Efendi’nin üç meşihatı vardır. Doksan bir yaşında vefat eden Zekeriyazade’nin kabri Sultanselim’de, Kovacı Dede civarında, babasının yanındadır.

IV. Murad devri şeyhülislâmlarından Ahîzade Hüseyin Efendi, baş­tarafta kaydettiğimiz gibi Osmanlı tarihinde idam edilen üç şeyhülis­lâmdan biridir. Bu itibarla “Şehid Hüseyin Efendi” diye de anılır. Anadolu kazaskerlerinden Ahîzade, Mehmed bin Nurullah Efendi’nin oğludur. Bu sebeple “Ahîzade” lakabıyla anılmıştır. Esad Efendizade Ebu Said Meh­med Efendi, Hoca Sadeddin Efendi’nin torunu, Hacı Mehmed Esad Efen­di’nin oğludur. Babasına nispetle “Esad Efendizade” diye şöhrete ermiştir. Kara Çelebizade Abdülaziz Efendi, Rumeli kazaskerlerinden Kara Çele­bizade Hüsameddin Efendi’nin oğludur ve bu sebeple “Kara Çelebizade” diye anılmıştır. Ravzatu’l Ebrâr adlı tarih kitabı da bu şeyhülislâmındır. Talihimizde yanlış olarak “Deli” diye anılan Sultan İbrahim’in tahttan in­dirilişinde Kara Çelebizade’nin mühim rolü vardır.

Hüsamzade-Tulumcuzade Abdurrahman Efendi İstanbul kadıla­rından Tulumcu Koca Hüsameddin Efendi’nin oğlu olması dolayısıyla “Hüsamzade”, “Tulumcuzade” lakaplarıyla anılagelmiştir. Esîrî Meh­med Efendi, Mekke kadılığına giderken Malta korsanları eline düşüp bir müddet esir kaldığından “Esîrî” diye anılmıştır. Sun’îzade Mehmed Emin Efendi’ye, Halep kadılığında bulunmuş Kara Sun’ullah Efendi’nin oğlu olması dolayısıyla “Sun’îzade” lakabı verilmiştir. Minkarîzade Yahya Efendi de babası Alaiyyeli Minkarizade Ömer Efendi’nin oğlu olduğun­dan “Minkarîzade” diye şöhrete ermiştir. IV. Mehmed devri şeyhülislâm­larından Debbağzade Mehmed Efendi, Yedikule debbağlarından Şeyh Mahmud Efendi’nin oğludur ve babasına nispetle “Debbağzade” lakabıyla anılmıştır. İmam Mehmed Efendi’ye Sultan IV. Mehmed’in imamlığında bulunduğu için “İmam” lakabı verilmiş; Paşmakçızade Ali Efendi de eski Üsküdar kadılarından Paşmakçızade Mehmed Efendi’nin oğlu olduğun­dan “Paşmakçızade” diye şöhret bulmuştur. Ebezade Abdullah Efendi, annesinin saray ebesi olması dolayısıyla “Ebezade” diye anılmıştır.

Sultan I. Mahmud devri şeyhülislâmlarından Damatzade Ebu’l Hayr Ahmed Efendi’ye “Damatzade” denilmesi, Şeyhülislâm Minkarîzade’nin damadı olmasındandır. Pîrîzade Mehmed Sahib Efendi’ye, yeniçeri za­bitlerinden Pîrî Ağa’nın oğlu olduğundan “Pîrîzade” lakabı verilmiş; Hayatîzade Mehmed Emin Efendi’ye de Hekimbaşı Hayatîzade Mustafa Efendi’nin oğlu olması dolayısıyla “Hayatîzade” denilmiştir. Anadolu ka­zaskerlerinden Kara Halil Efendi’nin oğlu olan Mehmed Said Efendi’ye ise babasına nispetle “Kara Halil Efendizade” lakabı verilmiştir. Arabzade Ahmed Atâullah Efendi’ye, büyük dedesi Arab Abdurrahman Efendi’ye nispetle “Arabzade” denilmiştir. Oğlu Mehmed Arif Efendi de IV. Mus­tafa zamanında şeyhülislâm olmuştur. Gelibolu müftüsünün oğlu olması dolayısıyla “Müftizade” lakabıyla anılan Ahmed Efendi, Mekkî Mehmed Efendi ile halef-selef olmuş; Mehmed Efendi’ye ise “Mekkî” lakabı, Mekke mollalarından Halil Efendi’nin oğlu olduğu için verilmiştir.

Reiszade Mustafa Aşir Efendi’ye Reisu’l Küttab Hacı Mustafa Efen­di’nin oğlu olmasından “Reiszade” lakabı verilmiştir; İstanbul’da Bahçe­kapı’da bir cadde bu zatın adını taşır. Cadde üzerinde cami ve kütüpha­ne yaptırmış, diğer mühim hayratıyla tanınmıştır. Meşrebzade Mehmed Arif Efendi, Trabzonlu müderris Şatırzade Emin Efendi’nin oğludur; Ka­zasker Meşreb Ali Efendi’nin, kızından torunu olduğu için “Meşrebzade” lakabıyla anılmıştır.

Abdülaziz devri şeyhülislâmlarından Turşucuzade Ahmed Muhtar Efendi’ye, babası İbrahim Ağa’nın turşucular kethüdası olması dolayısıyla “Turşucuzade” denilmiştir. Aynı devir şeyhülislâmlarından Hasan Hay­rullah Efendi’nin iki meşihatı vardır. Sultan Aziz’in tahttan indirilmesine bu adam fetva vermiştir. Serasker, Eşekçi Ahmed’in oğlu Hüseyin Avni Paşa ile iş birliği yapan bu adama Sultan II. Abdülhamid, notlarında “Şer­rullah” diyor. Sultan Hamid devri şeyhülislâmlarından Mehmed Ziyâed­din Efendi’nin de iki meşihatı vardır. Sultan Hamid’in tahttan indirilme­sine de bu adam fetva vermiştir.

Sultan Reşad devri şeyhülislâmlarından Musa Kâzım Efendi mason­dur ve masonluğuna rağmen maalesef dört meşihatı vardır. Yusufzade/ Halid Efendizade Cemaleddin Efendi’nin de dört meşihatı vardır. Bu zat, Kazasker Şeyh Yusufzade Halid Efendi’nin oğlu olması dolayısıyla “Yu­sufzade” ve “Halid Efendizade” lakaplarıyla anılmıştır. Dört meşihatından ilk ikisi Sultan Hamid, son ikisi de Sultan Reşad devirlerindendir. Er­menilerin Sultan Hamid’e yaptıkları suikastte, padişah, bu şeyhülislâm­la biraz konuştuğundan, Ermenilerin zaman hesaplamaları boşa çıkmış, Sultan Hamid suikastten kurtulmuştur. Hatıratı yayınlanan Cemaleddin Efendi Mısır’da vefat etmiş, İstanbul’a getirilen cenazesi Fatih’teki aile kabristanına defnedilmiştir.

Yine Sultan Reşad devri şeyhülislâmlarından Çelebizade Hüseyin Hüsnü Efendi, dedesinin babası Erzurumlu Çelebi Mehmed Efendi dola­yısıyla “Çelebizade” diye anılmıştır. Trablusgarp’ı İtalyan’lara peşkeş çeken İbrahim Hakkı Paşa Kabinesi’nde meşihat makamında bulunan bu zat, hükümetin icraatını beğenmediğinden istifa etmiştir. Meşihatı altı ay, bir gündür. Memleketi ile anılan Dağıstanlı Ömer Hulusi Efendi ise Sultan Vahideddin devri şeyhülislâmlarındandır. Ahmed İzzet Paşa Kabinesi’n­deki meşihatı yirmi beş gündür. Dağıstanlı Ömer Hulusi Efendi ile ha­lef-selef olan Hayderîzade İbrahim Efendi, Hayderizade Âsım Efendi’nin oğlu olup babasının lakabı ile “Hayderîzade” diye anılmıştır. Dört meşi­hatı olan Hayderizade cem’an dokuz ay, yirmi gün makamda kalmıştır.

Son şeyhülislâm Medenî Mehmed Nuri Efendi’nin meşihatı 26 Eylül 1920 Pazar gününden 4 Kasım 1922’ye kadar iki sene, bir ay, sekiz gün­dür. Babasının Medine’deki vazifesi dolayısıyla “Medenî” lakabı verilen Mehmed Nuri Efendi, Osmanlı tarihinin son şeyhülislâmı olmuştur.

Kaynak: Yalan Söyleyen Tarih Utansın- Cilt 3, Sayfa:73-80

Yayın Tarihi: 16 Haziran 2022 Perşembe 13:00 Güncelleme Tarihi: 01 Temmuz 2022, 14:28
YORUM EKLE

banner19

banner36