Osmanlı Devleti'nin Has Kulları

Devşirme sisteminin iki cephesi var. İlk etapta asker ihtiyacını karşılayan yönü… Ama bir de çok zeki olan çocukların belli bir eğitimden geçtikten sonra devlet kademelerine getirilmeleri… Cansu Canan Özgen yazdı.

Osmanlı Devleti'nin Has Kulları

Osmanlı Devleti, altı asrı geçen varlık dönemiyle dünya tarihine adını yazdırmış bir imparatorluktur. Bugün halen daha varlığını sürdüren müesseseleri, süregelen politik meseleleri ve imparatorluğun çok milletli yapısının etkileri açık şekilde ortadadır. Eski Türk devletlerinden aldığı mirası, Roma ile harmanlayarak özgün bir sistem oluşturan Osmanlıların ardından, günümüzde dahi en çok tartışılan konulardan birisi de Osmanlı’daki devşirme sistemidir.

Nitekim benzer bir tespitte bulunan Prof. Dr. İlber Ortaylı, Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek adlı kitabında, “Osmanlı tarih ve tetkiklerinde bizi en çok meşgul eden kurumların başında devşirmelik gelir.” dedikten sonra şöyle devam eder. “Devşirme, çok kısa bir tarifle, devletin kapıkulu ocakları olan sipahilerle, yeniçerilerin yenilenmesini sağlamak amacıyla ortaya çıkmıştır. Çünkü insan ve savaşçı yüzü yenilenmek zorundadır. Hristiyan çocuklardan devşirme alınmıştır. Niye Hristiyan çocuklardan diyoruz? Çünkü Musevi toplumundan, Osmanlılığın Musevi kompartımanından devşirme aldığı görülmemiştir. Bunun nedeni antisemitizm veya Yahudilik aleyhtarlığı değildir, Yahudilerin şehir toplumu olmasıdır.

Devşirme sisteminin geçmişi

Peki, devşirme sistemini Osmanlılar mı icat etmişlerdir? Bunun tarihte başka misalleri olmamış mıdır? Aslına bakarsanız, olmuştur. Çünkü bu sistem, tamamen aynı olmasa bile geçmişte Sasanilerden, İlhanlılara; Selçuklulardan, Memluklere kadar pek çok devlet tarafından farklı adlarla ama benzer yöntemlerle kullanılmış.

Nitekim “Bu usulün İlhanlılar ve Selçuklularda olduğunu, bunlara ‘çeriğ’ dendiğini görmüştük. Yalnız Hıristiyan kölelerden toplanması sadece Osmanlılarda görülüyor. Memluklerde bu tarz değildi… Osmanlı dehası, onu sonsuz teşkilatçılık kabiliyetiyle geliştirerek almış; dünyanın en büyük vurucu kuvvetini, meslek ve uzmanlığın oluşturduğu savaş makinesini meydana getirmişti. Bu makinenin kudretini ileriki asırlarda bütün dünya gördü.

Ancak bu uygulamayı herkes olumlu karşılamıyor. Mesela tarihçi Hammer, devşirme sistemi için, Hıristiyan bir bakış açısıyla “Yeniçerilerin tertibi, daimi orduların Orta Zamanlar tarihinde mucidi kabul edilmekte bulunulan Fransa Kralı VII. Charles’dan bir asır daha öncedir. Hristiyan evladından bir fırka İslâm askeri tertip edilmesi cehennemi bir fikir, ahlakı ifsad eden bir askeri istibdattır.” demektedir.

Devşirmelerden bir ordu kurmak fikri ise Balkanlardaki Türk ilerleyişi ile birlikte başlıyor. Osmanlı Türklerinin Balkan ve Avrupa ilerleyişi esnasında oralarda yerleştirilen Türkler olduğu gibi, yerel halklar arasında İslâm’ı tercih edenler de oluyor. Lakin yine de pek çok bölgede gayrimüslim nüfus daha kalabalık olabiliyor.

“Balkan fetihleri ile birlikte harp esirlerinin sayısının artması ve değerlerinin düşmesi, Konyalı fakih Kara Rüstem’in reyi ile hums-ı şer’inin (beşte bir) esirlere tatbiki ve ‘pençik’ resminin tarhının kabulü ile bunun ayni olarak ödenmesi, devlet elinde esir çocuklarının toplanması neticesini doğurur. Bunlar için bir kanun çıkarılarak, kabiliyetlileri önce Türk ailelerinin yanında lisanı, dini, ananeyi, terbiyeyi, öğrenmeleri için dağıtılır. Sonra askeri terbiye için Acemi Ocağı’na, buradan da yeniçeri kışlalarına verilir…”

Devşirme Sisteminin kaideleri

Bu durumda akla şu soru gelmektedir. Bu sistemin bazı kuralları olmalı mıdır? Çünkü temelini bizatihi insanın oluşturduğu bu sistem sadece ordu teşkilatını değil, ekonomiden, devlet yönetimine kadar pek çok konuyu yakından alakadar etmektedir. Bundan dolayı, devşirmeliğin elbette bazı kuralları vardır. Söz gelimi, temel kaidelerden birisi, “Şehir uşağının ocağa alınmamasıdır; çünkü şehir uşağının gözü açıktır, muhtelif cereyanlara akımlara mensup olabilir. Bu yüzden kültür bakımından artık kendine göre bir kişiliğe kavuşmuştur, bir kimlik elde etmiştir. Dolayısıyla bu ocağın gerektirdiği tekdüze, tek yönlü bir kimliğin şehirliye verilmesi mümkün olmayabilir.”

Esasında büyük bir proje olan Devşirme/Yeniçeri sistemine öyle bir gecede geçilmiyor. Bir rivayete göre Yıldırım döneminde, ama daha kuvvetli bir rivayete göre Ankara Savaşı sonrası başlıyor. Yasasının, II. Murad döneminde çıktığı anlaşılıyor. Daha kalıcı bir yasa haline getirilmesi ise yine Fatih Sultan Mehmed zamanında olmuştur. Önceleri bu devşirme işlemlerini yerel idareciler yapardı. Bazı görevi kötüye kullanma olayları görülünce, daha sağlıklı olması için merkezden gönderilen yeniçeri subayları tarafından yaptırılmaya başlandı.

Devşirme sisteminin iki cephesi var. İlk etapta asker ihtiyacını karşılayan yönü… Ama bir de çok zeki olan çocukların belli bir eğitimden geçtikten sonra devlet kademelerine getirilmeleri… Bunun dışında Müslümanların devşirmeye alınmadığı söylenir. Bu bir genel kuraldır; ama istisnası yok değildir. Bazı Müslüman köylerden de çocuk devşirilir, çünkü köy halkı bunu istemiştir. (Keza, Boşnaklar da bu konuda bir istisnadır.) Devşirme işlemi birkaç yılda bir yapılırdı ve genelde sayı birkaç bin çocukla sınırlı tutulurdu. Bazen sayı 5-6 bine kadar ulaşır; ama fazlası da olmazdı ve bu olay her yıl yapılmazdı çünkü kapıkulu ocaklarındaki asker sayısını göz önüne aldığımız zaman ihtiyaç belirliydi. İhtiyaca göre sadece Balkanlar’dan değil, bazen Orta Anadolu’dan da çocuk devşirilmiştir. Mimar Koca Sinan’ın bu çevreden hassa mimarlar ocağı için devşirildiği bilinmektedir. Hatta Kafkasya’dan da devşirme alındığı olunmuştur.

Osmanlı, tek oğlan çocuğu olan ailelerin çocuğunu devşirmez. Esasen devşirme için köy cemaatinin bir yerde rızasının alınması gerekir. Kural olarak köylere gidilir. İlk olarak köy çocuğu tercih edilir, çünkü kendi dili ve dini bakımdan devşirilmeye daha açıktır. Devşirmenin çok sıkı bazı başka kuralları da vardı. Mesela anası, babası ölmüş, çoban, sığırtmaç, kel, köse, doğuştan sünnetli, İstanbul’u görmüş olanlar, yırtık diye tabir edilen gözü açıklar ve bahsettiğimiz üzere, Yahudi çocukları ile şehir oğlanları, devşirilmezdi. Bu gibi kuralların sebebi, bu devşirilen çocukların tamamen devlete bağlı yetiştirilmelerini sağlamaktı.

Devşirmelerin Müslümanlaştırılması

Zaman zaman kullanılan ‘gavur atalarımız’ doğru bir laf değil. Çünkü onlar gavur değildi. Devşirilen çocuklar, Müslüman Türk haline geliyorlardı. Genelde buluğ çağı öncesi ya da sırasında toplanıyor bu çocuklar. Zorla İslâmlaştırma söz konusu değil yani. O çocukların bir kısmı Enderun gibi yerlerde yetişirken ağırlıklı olan kısmı, çiftçi Türk ailelerinin yanlarında yetiştirilirlerdi. Devşirilen çocukların zeki, kabiliyetli olanları Enderun’a gönderilirdi. Bu nasıl anlaşılırdı derseniz, o dönemde kıyafet ilmi denen bir ilim var. Bu ilmin uzmanları çocuğun suratına, tipine, şekline bakıp, ileriye dönük tahminde bulunabilirler, yani tabiri caizse o çocuğun adam olup olamayacağını anlayabilirlerdi.

Enderun dediğimiz mektep, sınıf bulunan bir mektep değildir; zaten buralarda insanlar hizmet içi eğitim görürler, koğuştan koğuşa terfi ederler. Padişah sarayında kendileri beğenildikçe padişaha daha yakın hizmetlere verilirler. Burada çok ilginç bir şekilde sözlü ve yüz yüze bir eğitim görürler. Spor da vardır, resim de hüsn-ü hat ve edebiyat da… Devşirme, bir hayat tarzıdır. Bu çocuklar Türkçe öğrenir. Balkan dillerinin getirdiği kültürle konuşan çocukların bir müddet sonra Osmanlı’nın lisanını benimsedikleri anlaşılabilir. Yeniçeri adayının burada öğrendiği Türkçe ve din bilgisi de çok önemlidir. Mesela devşirilenler ya da eş olanlar mükemmel Türkçe konuşurlar; Müslüman olurlardı. Türk’ten çok Türkleşirler. Mesela Hürrem Sultan öyle aksanlı falan konuşmazdı. Devrinin iyi şairlerinden biriydi. Devşirmeler, Osmanlı sistemine kazandırılmak için Türk köylülerine verilirdi. Bir köylünün yanına devşirme için birisinin verilmesine “Türk’e vermek” deniliyordu. Öyle, “Devşirmeler, devleti ele geçirmişler” diye bir şey yoktur. Hatta meseleye şoven yaklaşanlar darılmasınlar ama bence devşirme sisteminin işlemesi değil, işlemez hale gelmesiyle devlet siyaseten gerilemeye başlamıştır.

Sistemin iyi işlediği ilk 200 yılda devlet sürekli gelişmiştir. Aileleriyle bağları adeta koparılmış bu insanlar aldıkları eğitimle, padişaha ve devlete tam bir sadakatle bağlanmışlar; kazandıkları paralarla da vakıflar kurarak geleceğe yönelik hizmetlere de imza atmışlardır. Dolayısıyla devşirmeler devleti ele geçirmişler demek, bir dedikodudan ibarettir…

Osmanlı’nın devşirme paşaları

Şunu söylemem gerek, esirlere ve devşirmelere bugünün gözlüğüyle, milli devlet anlayışıyla bakmamak lazım. Dünya o zamanlar farklıydı. Osmanlı’da Amerikanvari kırbaçlı bir kölelik sistemi de yoktu. Savaş esirinin istihdam edilmesi şeklinde bir uygulama vardı. Sonuç itibarıyla bu insanlar gerçek manada bir Türk ve Müslüman oluyorlar. Zekâlarıyla temayüz etmiş gençlerdir; Türk-İslâm kültürüyle yetişirler. Bence ‘Devşirme paşalar’ demek de doğru değil; bu bir hakarettir. Bunlar Türk paşalarıdır, Osmanlı paşalarıdır… Nitekim Osmanlı tarihinde böyle köklü ailelerden gelen paşalara kıyasla, devşirme paşaların çok daha sadık oldukları, çok daha devlete hizmet ettikleri görülmüştür. Çünkü diğerlerinin bir toplu beklentisi, bir kayırdığı kitle olabiliyor. Ancak bunlarda yok. Bence faydalı da olmuştur. Mahalli ailelerden devlet adamlarının darbe teşebbüslerine sıkça rastlanır. Ama bütün kaderi saraya bağlı olan devşirme menşeli olanlarda bu çok azdır. Devşirme sisteminin İslâm hukukuna uyup uymadığı ile ilgili çeşitli yorumlar vardır. Hatta bu konuda, kardeş katli fermanıyla da benzeşen yorumlardır bunlar. Bazılarına göre devşirme sistemi İslâm hukukuna mugayirdir; dinen caiz değildir. Bazılarına göreyse cevaz verilebilir.

Netice itibarıyla, devşirme sistemi ve onun uzantısı olan Yeniçerilik, Osmanlı tarihine sosyo-ekonomik, askeri ve idari yönlerden çok ciddi etki etmiş bir sistemdir. Asırlar boyunca imparatorluk olmanın getirdiği bu doğal durumdan iyi faydalanan, elindeki insan kaynağını çok iyi kullanan Osmanlı’nın çıkışını hızlandıran bu sistem, bozulmaya başlamasıyla birlikte bu sefer çöküşünü hazırlamıştır. Bugünün penceresinden bakmak yerine devrin şartlarını göz önünde tutmak gereken en ilginç konulardan birisi de devşirme sistemi olsa gerek. Zira en temel tarih kaidelerinden birisi de, geçmiş hadiseleri o günün şartlarına göre değerlendirmektir.

Cansu Canan Özgen, “Osmanlı Devleti'nde Devşirme Sistemi”, Makas dergisi, Haziran-Temmuz 2018, sayı 2.

Güncelleme Tarihi: 15 Ekim 2020, 13:34
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26