banner17

Osman Özbahçe şiiri nedir?

Osman Özbahçe şiiri ne söylüyor? Özellikle genç şair ve eleştirmenler onun şiirine nasıl yaklaşıyor?

Osman Özbahçe şiiri nedir?

Osman Özbahçe, KralOsman Özbahçe şiiri Uzun Yürekli Bir Nehir. Doksan kuşağı Türk Şiirinde hatırı sayılır bir yerde duruyor. Düşmanlık’ı şiir dostluğuna bağlanabilir bir Kral.

Eleştirmenliği şiir hakkında hiçbir şeyin atlanmadan görünürlüğüne harcadığı emekle iç içe. Şiirin hayatın bütün safhalarında yeri olduğuna inanıyor en başta. Gerçek şeyler, yaşadığımız hayat, yanı başımızda olup bitenler  bunun aksini dese de buna böyle inanmamak baştan mevzileri terk etmek sayılır; hakikatin gerçeği yani bu da.

Osman Özbahçe’nin eleştirmenliği haksızlık edilebilir bir yerde duruyor. Tavrıyla da eleştirileriyle de bu böyle, değişmez. Kıymak çok kolay. Emeği silmeyi göze alın yeter,  kara kalem bir dünyada kıymaktan daha zevkli uğraşınız olmayacaktır. Çirkefi uzakta sanırsınız yanı başınızdadır.

Yaşadıklarıyla söylediği şiirin yahut da şeylerin çelişirliği modern şairi rüsvaya itiyor. Özbahçe şahsiyetini muhafazada itinalı, hassasiyet sahibi bir şair. Ve haysiyet sahibi tabii.

10158Osman Özbahçe, Uzun Yürekli NehirOsman Özbahçe, Sağlam Şiir

Milli istikameti tertip edecek şiir şahsiyetle, hassasiyetle ve haysiyetle irtibatlı şiirdir. Hem de can havline kadar…

Osman Özbahçe şiirini ve eleştirmenliğini gençlere sorduk.

 

Yavuz Altınışık

Yavuz Altınışık

Yavuz Altınışık

Uzun Yürekli Nehir, Düşmanlık ve Kral gibi üç güzel şiir kitabına imzasını atmış birinin şiiri hakkında ileri geri konuşmak beni biraz zorlayacaktır sanırım. O yüzden konuşacaksam eğer Osman Özbahçe’nin şiirinden ziyade şiir üzerine yazdıkları hakkında bir şeyler söyleyebilirim. Şiir eleştirmenliğinin azlığından ve dahi azınlığından yakınılan bir ülkede yaşıyor olmamamız şiir hakkında ileri geri söylenen her şeyi hakikat derecesine çıkarmamıza da neden oluyor sanırım.  Dolayısıyla yeri ve zamanı geldiğinde azınlığın azlığından faydalanan uyanıkların sık sık uğradıkları bir durak olabiliyor eleştiri. Yani bir nevi buna bazılarının Abdurrahman Çelebiliğe gönüllü yazılması da denilebilir. Ama bu bazen,  bazılarının işe karışmasıyla değişebilecek bir simyaya da dönüşebiliyor.

İşte Osman Özbahçe şiir alanında yaptığı-yazdığı eleştirilerle bu oyunun kuralını, simyasını ve dahi algısını değiştiriyor. Ortaya bir fark koyuyor; sövmeden, aşağılamadan, rencide etmeden de bu işin olabileceğinin altını çiziyor. Böylelikle eleştiri denilen şeyle alaycı hodbinliğin cıvası birbirinden kolaylıkla ayrışmış oluyor.

 

Alişan Demirci
Alişan Demirci

Alişan Demirci

Osman Özbahçe'nin yazılarına seçmiş olduğu başlıklar; şiir olayını hem bitirmiş, hem yeniden başlatmıştır: "Şiir yazmak savaşmaktır!" ya da "Hayal kurma, şiir yaz!". Özbahçe şiiri tak tak tak diye yazıldığını düşündüğüm ve okurken de ayakta bağırarak tak tak tak diye okuduğum bir şiirdir. Edebiyatla ilişkim yazar olarak devam etmese de hemen bütün edebiyat dergilerini takip etmeye çalışırım. Bütün şiirleri tek tek okurum. Okurken ayağa kalkma ihtiyacı hissettiğim şiirleri gördükçe de sevinirim.

Özbahçenin metinleri kompleks yapmadan okunması gereken ve edebiyat tarihimizde önemli bir yer edineceğine inandığım (ya da öyle olmasını temenni ettiğim) eleştiri metinleridir.

Ezcümle; Özbahçe'nin yaptığı iş, "Şiir yazmayı hatıra defterinde gül yaprağı kurutmak sananlar"ın asla kafasının basmayacağı kadar üstün ve yüce bir iştir. Ve bu önemli işe bir okur olarak katılmak her defasında beni mutlu etmektedir.

 

Evren Kuçlu
Evren Kuçlu

Evren Kuçlu

Milli İstikameti Tertip Edecek Şiir

Özbahçe şiiri, Türkçenin itibarını şiir yoluyla kazanacağımız konusunda önemli bir örnek. Konuşma diliyle yazmanın zorluklarını, göğüslemiş, ustalıklı bir yapısı var şiirinin. Özellikle  “Düşmanlık”la başlayıp “Kral”la sonuçlanan bir ana mecradan bahsedebiliriz. Ana mecra diyoruz çünkü konuşma dilinin imkanlarına doğrudan yaslanırken estetiği zarar görmemiş zorlu bir şiirden bahsediyoruz. Sadece bu da değil elbet onun şiirini bir ana mecra kılan.  Özbahçe  millet meselesine, özenle  yaklaşmayı her defasında başardığı için milli istikameti tertip edebilecek bir bünyesi oluştu şiirinin . Unutulma korkusu yaşamayacak ve  yaşatmayacak bir ikiliden bahsediyoruz Özbahçe ve şiiri derken.

 

Mustafa Celep

Mustafa Celep
Mustafa Celep

Cöntürk’ten sonra, Eser Gürson’u dışta tutarsak, şiir eleştirimiz yarım yüzyıllık bir uykunun eşiğinde kalmıştır. Bu uykunun eşiğinde uyanıp bir adım ötesine geçmek, 90’ların şair-eleştirmenlerinden Osman Özbahçe’ye nasip olmuştur. Bu güne kadar eleştirel ölçütlerde bu kertede netliğe ve açıklığa ve aynı zamanda kuşatıcı bir sağlamlığa ulaşılamamıştır. Özbahçe, hüküm cümlelerinde olsun, yargı ifadelerinde olsun, ustası gördüğü Hüseyin Cöntürk’ün çizgisini takip eder. Özbahçe’ye Cöntürk’ün bir başka versiyonu diyemeyiz. Zira sağlam yargılar noktasında ve özellikle şiir-millet meselesine bakışta Cöntürk’ten bir adım ileridedir. Özbahçe, Cöntürk’le eleştiriyi disipinli bir uğraş edinme, şiiri günü gününe takip etme bakımından benzeşir. Benzeştiği bir diğer nokta da yargı cümlelerindeki kesinliktir. Biz bu kesinliği, şiir ortamının üzerine serpilen ölü toprağını, uyuşukluğu ve konformizmi düşündüğümüzde, ‘elzem’ ve gereklidir diyoruz. Şiir ortamına yayılan kötü şiirin yaygınlığını gördüğümüzde, bu tutum, daha ağır yargıların da olması gerektiğini bize hatırlatıyor.

Eleştiri de Cesaret İster

Özbahçe, şiirindeki cesareti eleştiriye de uygulamış bir şair. Ve Özbahçe eleştirisinin de ruhu da, şiirde yaşayan insanı, yaşanan hayatı, bir tazelik fikrini, tavır olarak cesareti esas almaktır. 90’lar şiirinin de belirgin özelliklerinden biridir bu: Cesarete dayalı, konuşkan bir eda. Net fikirler bakımından bunu eleştiriye de uygulayan tek şair-eleştirmen özelliği taşıyor. 90’lar şiiri, siyasi bir şiirdir ve sözünü sakınmadan söyler. Ağzında eveleyip gevelemeyen, net ifadeye öncelik verir. Atılgan bir öne atılış, bir atılım gücü vardır bu şiirde. Cesaretin şiiridir 90’lar şiiri, edilgen romantizme kapılanmaz. Israrla konuşmak isteyen bir adamın şiiridir adeta. Soyut zihinsel spekülasyonlara yer yoktur ve bir davranış biçimi somutluğundadır.

Osman Özbahçe, geneli itibariyle sorumluluk taşıyan bir şiirden yanadır. Sorumluluk sahibi bir şair, milletin kaderiyle yakından ilgili bir şairdir. Şair, evvela millete karşı, milletin anlam değerlerine karşı sorumludur. Özbahçe , "Kural Dışı" adlı kitabının daha ilk yazısında bu sorumluluğa dair önemli tespitlerde bulunur. Özbahçe’ye göre şair için en büyük tehlike, onu uyumsuzluğa, aykırılığa yönelten marjinalliğin şiir piyasasında el üstünde tutulması, bize göre de övgüler düzülmesi, şiirlerinin ciddiye alınmasıdır. Burada, bu marjinal oluşta göz ardı edilen, şairin (marjinal şairin) millet meselelerine olan duyarsızlığı, aymazlığıdır.

Şiir Bir Bilinç İşidir!

Özbahçe, eleştirisinde, başından sonuna, şiire yaklaşım biçiminden şiir-millet meselesine gelinceye kadar, düşündüğümüzde, Özbahçe şiirini de buna katarak, ana meselenin bir ‘bilinç’ meselesi olduğunu görürüz. Bu bilinç, daha çok milletimizin kaderiyle şekillenmiş, hayat ve insanı temel alan bir bilinçtir.

Özbahçe’yi yüksek sesli konuşturan da, şiirimizin genelinde gördüğü, şairlerde şahit olunan topyekun bir uyuşukluk, bir idraksizlik, bir körleşme ve edilgenlik durumlarıdır. ‘Ucunda ölüm olmayan şeyi ciddiye almak zorunda değiliz’ der, İsmet Özel. Bütün büyük şairlerin ana karakterini oluşturur bu: Millet bilinci ve millete olan duyarlılık. Şiir geçmişimiz, bu duyarlılıklar ve tanıklıklarla doludur.

 

Ali Bayram

Ali Bayram
Ali Bayram

Osman Özbahçe şiiri, kimseden medet ummayan bir şiirdir. “Ben” Özbahçe şiirinin hakiki parolasıdır. Söz konusu “ben”, eylem gücünü kaybederek edilgen hale gelmiş, modern dünyanın duyarsızlaştıran havasıyla hayallere dalmış, böylelikle kendi gerçekliğinden, hakikatten uzaklaşmış insana düşmandır.

Özbahçe şiirinde “ben” genellikle düşmanlık bağlamında işlerlik kazanır. Düşmanlık, insanın kendinden uzaklaştıramayacağı, kendi özüne ilişkin bir şey, varoluşu tanımlayan bir durum olarak ortaya çıkar. Dolayısıyla Özbahçe şiirini, insanın ontolojik gerçeğiyle bütünleşme çabası olarak algılayabiliriz.

Özbahçe şiiri “ikinci el tecrübeler” üzerine kurulu değildir. Fakat bu durum, okurun şiire dâhil olmasını engelleyen bir kişisellik içermez, aksine günlük hayatın içine dâhildir. Bu bağlamda “düşmanlık”, insanın bir başka insanla iletişim halinde olmasını sağlayan olumlu bir yan içerir.

Özbahçe şiirinde çocukluğuna yaklaştıkça olgunlaşan ya da olgunlaştıkça çocuklaşan bir kahraman konuşur.  Ben bu durumun çocukların konuşma tarzıyla alakalı olduğunu düşünüyorum. Çocuklar plan yapmaz, lafı eveleyip gevelemez, söyleyeceğini doğrudan söyler.

Özbahçe şiirinde bana göre, ölüm, çocuk, kadın, dudak, melek, uyku ve özellikle baba en önemli kelimelerdir.

 

Vural Kaya sordu, soruşturdu; gençlere…

Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2010, 09:14
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ramazan Toprak
Ramazan Toprak - 9 yıl Önce

bu gençler bu işi biliyor.. eline sağlık vural kaya....

banner8

banner19

banner20