Oruç, yüksek anlamlı bir eylemsizlik halidir

Oruç insana Allah Resulünün ahlâkı ile ahlâklanmasının yolunu açıyor. Onun derin anlamı da bu noktada temerküz ediyor. Rasim Özdenören Dünya Bizim için yazdı..

Oruç, yüksek anlamlı bir eylemsizlik halidir

Oruç, yüksek anlamlı bir eylemsizlik halidir.

Ancak oruçtaki eylemsizlik orucun özgül eyleminin ta kendisidir.

Oruç, insan olmanın en temel sınav biçimlerinden biridir. Sınavda olmak bir eylem üzerinde olmayı tazammun eder.

Sınav, insanın varlık hikmetinin hedefinde yer alır ve yalnızca insan olmanın bir varlık tarzını oluşturur.

Öteki mahlûkat arasında sınavla karşı karşıya bırakılan yoktur.

Çünkü mahlûkat arasından yalnızca insan seçme mecburiyetiyle yükümlü tutulmuştur.

Oruç halinde seçme durumu insanın, kendini eylemekten alıkoymasıyla tezahür eder: bir şeyi yapabilecekken yapmamak, yiyebilecekken yememek... Bunlar, dıştan eylemsizlik gibi görünen halin eylem olarak tezahür etmesidir: Orucun özgül eyleme hali tam da budur.

Eylemekten vazgeçilen haller bizatihi haram olduğu için onlardan sarfınazar ediliyor değil; eylemekten vazgeçilen haller helal olmasına rağmen onlardan sarfınazar edilmektedir.

Bu durum takva olgusuyla ilgilidir. Hz. Ali’nin şöyle söylediği nakledilir: “Dünya beni haramından men etti, ben onun helalinden de geçtim.”

Takvalı davranış, helal veya mubah olan bir şeyden gönüllü olarak sarfınazar etmeyi tazammun ediyor.

Ramazan ayı içinde gerçekleştirilen ve farzı kifaye hükmünde olan itikâf hali, sıradan bir oruçlu insan için, aslında, bir bakıma, gündelik olandan sakınıp orucun farklı düzlemine girmesiyle kendiliğinden ve tümüyle bir itikâf hali mesabesine intikal etmiş olur.

Bu yönüyle de, oruçlu insan ve Ramazan orucunu tutmaya niyetlenmiş kimse, niyeti üzere sabit durduğu sürece, aynı zamanda ve kendiliğinden zikir halinde de bulunmuş olur.

Nasıl ki, Ramazan içinde itikâfa çekilmiş olan kimse bu dünya hayatından el çekmiş oluyorsa, gündelik hayatından oruç hayatına giren kimse de, bir bu haliyle, itikâftaymış gibi olur.

İslâm’ın öngördüğü ibadetlerin tümü, insanı Allah’ın ahlâkı ile ahlâklanmaya yöneltir.

Öteki ibadetler kendiliğinde aleni iken, oruç, mahiyeti icabı gizli bir ibadettir.

Hadis-i Şerif: “Sizden biriniz oruçlu bulunduğu gün çirkin söz söylemesin ve kimse ile çekişmesin. Şayet biri kendisine söver veya çatarsa, ‘ben oruçluyum’ desin” (Riyazüs-salihin ve Tercemesi II, DİB Y. Ank. 1971, s. 502).

Burada, kişi, oruçluyken mukabele etmekten sakındırılmak suretiyle, takvaya uygun bir davranış düzlemine çekilmiş oluyor.

Böylece oruç insana Allah Resulünün ahlâkı ile ahlâklanmasının yolunu açıyor. Onun derin anlamı da bu noktada temerküz ediyor.

Bu hedefe yaklaşan Müslüman için, sıradan insanın gündelik yaşantı tarzı da aşılmış oluyor. Orucun, insanı bir küreden başka bir küreye sıçrattığını görüyoruz.

Rasim Özdenören

Güncelleme Tarihi: 20 Nisan 2019, 10:04
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13