banner17

Oruç, farkına varmasak da, bizi tedavi eder

Neden bazı şeyler, Ramazan ayı dışında, yani oruç tutmadığımız günlerde aklımıza gelmez, gelse de canımızı çok yakmaz? Peşine düşeceğimiz soru budur. Ömer Yalçınova yazdı.

Oruç, farkına varmasak da, bizi tedavi eder

Neden bazı şeyler, Ramazan ayı dışında, yani oruç tutmadığımız günlerde aklımıza gelmez, gelse de canımızı çok yakmaz? Peşine düşeceğimiz soru budur. Çünkü Müslüman, oruç sayesinde on yıl önce yaşadığı bir ıstırabı, ayrılığı, yürek acısını, çözülmemiş bir meseleyi, zoruna giden bir hareket veya sözü, on yıl sonra yeniden hatırlayıp düşünebilmektedir. Bu, kendiliğinden olan bir şeydir.

Oruç ibadeti, zihne 'vazifeni yap' uyarısında bulunur

Bize acı veren şey, oruçlu zihnimizde, kendiliğinden ortaya çıkar. Günün hay huyu, koşturması, hırsı içinde aklımıza gelmeyen, yaşanmış ve yarası henüz kapanmamış veya kapansın diye kendimizi unutmaya zorladığımız şeyler, orucun bereketiyle gün yüzüne çıkar. Onları ister istemez tekrar belki eskisinden daha büyük bir acıyla düşünmeye başlarız. Dünya nimetlerinin, yiyecek içecek ve haz verecek şeylerin, bize neleri unutturduğunu, Ramazan ayı boyunca görmeye başlarız. O, unutmaya çalıştığımız şey, halen hayatımızda etkilidir. Belki de kangren olmuş yaramızdır. Haz verici şeyler kullanılarak acısı dindirilmeye çalışılmış, görmezden gelinmiştir. Etkili olduğu için unutulmaya çalışıldığı halde unutulamamış, aksine yerini gün geçtikçe daha da sağlamlaştırmış, etkisini de büyütmüştür.

Bu durumda zihnin kendini kandırmasıyla karşı karşıyayızdır. Zihin onu unuttuğunu sanır. Bu şekilde kendine geçici veya yalancı bir rahatlama sağlar. Zihni suçlayamayız. Onun vazifesi budur. Bununla birlikte unutulmayan o şeyi saklamayı da yine zihin başarır. Bu da onun vazifeleri arasındadır. Oruç ibadeti, zihne 'vazifeni yap' uyarısında bulunur. Dolayısıyla Müslüman zihni yarım kalmış, son noktası konulmamış, bu yüzden de iç dünyada büyük tesirinin olduğu, fakat bundan bihaber kalınan ne kadar acı, ıstırap, çözümsüzlük, kıskançlık, heves, öfke, yenilmişlik, ayrılık… varsa, bunların toplandığı yere (belki de Freud’un “bilinçaltı”, Jung’un “bilinçdışı” diye işaret ettiği alana), oruçla ulaşır.

Peki neden? Hesabı görülmemiş, defteri dürülememiş meseleler, neden oruçla yeniden gündeme gelir? Her şeyin bir sebebi vardır. Fakat bazen sebepsiz yere sıkılırız, üzülürüz, ağlamak isteriz. Bazen çok küçük bir şeye çok şiddetli tepki gösteririz. Sonra da niye bu kadar çok sinirlendiğimizi anlamayız. Bazen meseleleri gereğinden fazla büyütür, konuşur, karmaşık hale getiririz. Her şeyin bir sebebi vardır, fakat bazı şeylerin sebebini, anlamını bulmakta zorlanırız. Bulamadığımız müddetçe de ıstırabını çekmeye devam ederiz. Zorlanmamızın nedeni, meseleye aynı yer ve zamandan bakıyor olmamızdır. Aynı yerden baktığımızda aynı şeyleri görür, aynı yorumlara ulaşırız. Fakat doğru düşünce ve yorum, o değildir. Gördüğümüz şey, doğru bilgiye, düşünceye ulaşmamıza yetmez. Zihin, bu durumda o şeyi beklemeye alır, Freud’un deyişiyle bastırır. Unutur demiyoruz. Çünkü unutmada etkiden kurtuluş söz konusudur. Oysa o şey, çözülmeden kaldığında, sıkıntı vermeye devam edecektir.

Bir insan farklı zamanlarda aynı kişi değildir

Zihin o şeyi ne zaman ve nasıl yeniden ele alacak? Yoksa sıkıntısını çekmeye devam mı edecek? O sıkıntı gün geçtikçe büyümeyecek mi? Farklı biçimlere bürünüp insanın karşısına çıkarak, yeni sıkıntılara önayak olmayacak mı? Olacak tabii ki. Bu yüzden yeniden ele alınması, düşünülmesi ve çözülmesi; çözmek için de insanın ona değişik açılardan bakması gerekmektedir. Değişik açı, değişik zamandır.

Bir insan farklı zamanlarda aynı kişi değildir. Değişmiştir. Bu yüzden Samuel Beckett, insanın hiçbir isteğine hiçbir zaman kavuşamayacağını söyler. İnsan bir şeyi ister. Sonra o şeye, belirli bir zaman geçtikten sonra ulaşır. İstediği an'la, ulaştığı an arasında insan değişmiştir. Onu isteyen kişiyle, ona ulaşan kişi farklıdır. Yaş ilerlemiştir. Düşünceler farklılaşmıştır. Bir sürü yeni şeyler yaşanmış, acılar tadılmış, yepyeni keşifler yapılmıştır. İsteyen kişi, araya zaman girmeden, istediği şeye ulaşamayacağı için, hiçbir zaman ulaşamayacak demektir. Bu yüzden bir meseleye farklı zamanlarda bakan bir kişinin, aynı kişi olma ihtimali yoktur.

Zihnin derinliklerine, çözümsüz olduğu için bilinçsizce bastırılan, unutulmaya terk edilen ama hiç unutulmayan, şekil ve yön değiştiren, etkilerinden, acısından kurtulmanın bir türlü mümkün olmadığı unsurlar, aynı kişi tarafından farklı zamanlarda, yeniden gündeme getirilip düşünülerek çözülür. Bunu insan kendi kendine yapamaz. Bir doktor gözetiminde de yapamaz. Psikiyatri yıllarca bu şekilde hasta olmuş kişilerin çocukluğuna inmeye, rüyalarını tabir etmeye çalışmaktadır. Fakat hiçbir psikiyatr yöntemi konuyla ilgili kesin, mutlak bir çözüm önerisinde bulunamamaktadır. Çünkü o karanlık alana nasıl ulaşacaklarını bilememektedirler. Bir ulaşsalar, belki konuyla ilgili bir çözüm geliştireceklerdir.

Ramazan ayı, Müslüman’a bu imkanı sunar

Zihnin o karanlık, bilinmedik, normal şartlarda ulaşılamaz alanına, insan oruç tutarak gidebilmektedir. Rastgele bir zamanda tutulan bir oruçtan söz etmiyoruz. Çünkü her şey her zaman mümkün değildir. Ramazan ayında tutulan oruçla bu gerçekleştirilebilir.

Oruç sayesinde ulaştığımız, zihnimizin bilinmez dehlizlerinden sıyrılıp gün yüzüne çıkan meseleler, farklı bir yaş, psikoloji, bilgi ve tecrübe birikimiyle yeniden masaya yatırılır. Ona farklı bir açıdan bakılır. Ramazan ayı, Müslüman’a bu imkanı sunar. On yıl önce aldığı yarayla yeniden hesaplaşmasını, o meseleyi kaldığı yerde bırakmayıp çözmesini sağlar. Sıkıntının yük olarak kalmasının, bir problemler ağı oluşturmasının önüne geçer. Hatta bastırılarak hedefi ve sebebi unutulan ıstırabın, farklı şekillerde yeniden ortaya çıkıp başka sıkıntılara önayak olmasını önler. Oruç, içten içe, biz farkına varmasak da, bizi tedavi eder. Ve her tedavi acılıdır.

Ne mutlu Ramazan ayının acısına, bir sevda gibi sarılmak yürekliliğini, sabrını gösterenlere...

 

Ömer Yalçınova yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Haziran 2015, 12:31
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20