Örnekleriyle birlikte tekke musikisinin 10 formu

Türk müziğinin en şevk verici, en ruha tesir eden formları tekke mûsikisi diye tabir edilen türe ait eserlerdir. Ahmed Sadreddin, bu formları örnekleriyle birlikte kısa kısa açıkladı.

Örnekleriyle birlikte tekke musikisinin 10 formu

Türk müziğinin en şevk verici, en ruha tesir eden formları Müslümanlığın manevi yorumunun merkezleri olan tekkelerde okunan ve tekke mûsikisi diye tabir edilen türe ait eserlerdir. Daha âşıkâne, daha vecd ü istiğrakla yoğrulmuş bu eserler, zikrullah ayinlerine halâvet ve revnak vermek üzere okunmuş. Bu minvalde biz de tekkelerde okunan musiki formlarını kısa kısa açıklayıp örnekleriyle birlikte zikretmeyi uygun gördük.

Mevlevî âyini:

Tekke mûsikisinin en büyük formu Mevlevî ayinleridir. Bu ayinler aynı zamanda Türk müziğinin de en büyük formudur. Mevlevî yolunun şeyhleri tarafından Hz. Mevlânâ'dan sonra gelen eklerle bugünkü formunu almıştır. Mevlevîhânelerde mutrip heyeti tarafından icra edilir. Bütün tarikat ayinleri gibi Sevgili Peygamberimiz'i öven ifadeler, yani na'tla başlar. Türk müziğinin en sanatlı eserleri olarak ifade edilir. Ayinler için seçilen güfteler Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî-i Şerif'i ve Dîvân-ı Kebir'inden seçilir. 4 kısımdan oluşur, bu kısımlara selâm denir. Âyin, aşr-ı şerif tilâveti ve gülbankla nihayete erer.

Mevlevî ayinleri ve Mevlevilik hakkında malumatlar içinde kaybolmadan, bilgi sahibi olmak isteyenler, Sûfi Yayınları'ndan çıkan Dinle Neyden isimli kitaptan faydalanabilir. Günümüzde serbestçe icra edilebilen tek tarikat ayini olan Mevlevî ayinlerine bir örnek:

Durak:

Tekkelerde icra edilen zikrullah ayinlerinde okunan bir türdür. Güftesi evliyanın büyüklerinin nutk-u şeriflerinden seçilir. Güftelerin konusu çeşitlilik arz eder. Cenâb-ı Hakk'a münacaat yahut na't veya mesnevi türünde bir şiir seçilebilir. Ağır ağır, uzun nağmeler barındıran bir türdür. İlahilere benzese de daha ağır, derin ve icra edilirken daha dikkat ve itina gerektirir. İcra edenleri durakhan olarak anılır. Durak formuna Türk müziğinin son döneme damga vuran ismi Münir Nurettin Selçuk'un sesinden bir örnek:

Kaside:

Divan edebiyatının bir türü olan kasideler, Türk müziğinde de ifadesini bulur. İrticâlen zakirlerden biri tarafından zikrullah devam ederken okunur. Kasideler, velilerin divanlarından seçilir. Zikrullahın verdiği zevke göre zakir, genellikle zihnindeki bir kasideyi seçer. Zikrullahın ritmine uydurulması hayli maharet isteyen bu türe Hafız Kani Karaca'nın sesinden bir örnek:

Şuğl:

Güfteleri ekseri Türk şairler tarafından yazılan Arapça şiirlerden seçilen ve ilahiye benzeyen formdur. Şuğller, ilahilere nazaran daha azdır. Bestesi basit ve sık tekrarlara sahiptir. Şuğller, özellikle Arap kökenli Kadiri, Rifai, Sâdî, Bedevî ve Şazelî gibi tarikatların zikrullah ayinlerinde okunurlar, fakat buralarla sınırlı değildirler. Genellikle zikrullah esnasında okunduğu için, ritme uygun düşecek usullerle bestelenirler. Şuğle bir örnek:

İsm-i Celâl:

Allah ism-i şerifinin en anlamlısıdır. Tekkelerde, zikrullah ayininde Kelime-i Tevhid'in ardından her tarikat kendi üslûbunca okurlar. İsm-i Celal'in ritmine göre ilahiler okunur. Zakirler art arda belirli bir ritimle Allah ism-i şerifini tekrar ederler. Zikrullahda Allah'ın diğer ismine geçene kadar devam eder. İsm-i Celâl'e bir örnek vermek gerekirse:

Savt:

Kelime karşılığı 'ses' olan, kısa güfteli, ağır tempolu, çok tekrarlanan melodi cümleleri ile bestelenmiş bir ilahi formudur. Seçilen güfte, aynı makam ve usûlde farklı nağmelerle bestelenir. Seçilen güfte bir iki beyittir ve her tekrarda cümlenin bir motifi oluşur. İcra edilen zikrin özelliklerine göre, savtın okunuş üslûbu ve okuma zamanı farklılık arz eder. Üslûbu belirleyen tekkenin zakirbaşısının mûsikideki kudretidir. Savt daha çok Gülşenî tekkelerinde okunmuş ve bu tarikatla anılır olmuş.

Tapu (Taptuk) savtı, çamaşır savtı gibi savtların Hacı Bayrâm-ı Velî'nin validesinden miras kaldığı, onun çamaşır yıkarken bu türden ilahilerin kaynağını oluşturacak şekilde terennümlerde bulunduğu ifade edilir. Savtlarda en çok kullanılan güfte Gülşenizâde Ahmed Hayâli'ye ait, 'Durman yanalım âteş-i aşka' dizesiyle başlayan şiirdir. Savtların büyük bir kısmı Sabâ makamında, diğerleri de Çargâh ve Hüseynî makamları bestelenmiş. Bir parça hüzün içeren bir formdur.

Mersiyye:

Divan edebiyatında bir tür de olan mersiyyeler bestelenmiş, aynı isimle tekke mûsikisinde bir form olmuş. Genellikle Hz. Hüseyin Efendimiz'in Kerbelâ'da şehid edilmesi üzerine yazılan mersiyyeler bestelenmiştir. Mersiyehanlar besteli veya irticali olarak okur. Kendine mahsus bir tavrı vardır. Bu tavır yansıtılmadığında durak formuyla karışır. Genellikle Muharrem ayında tekkelerde okunur. Mersiyye türüne bir örnek:

Nefes:

Ekseri Bektâşi tarikati mensupları tarafından yazılmış hece vezninde şiirlerin bestelenmesiyle yine çoğunlukla Bektâşi tekkelerinde okunan bir formdur. İlahilere benzeyen nefeslerin, ilahilerden ayrılan bazı farklılıkları vardır. İlahiler daha zâhidâne ve mutasavvıfâne nağmelere sahip iken, nefesler rindâne ifadeler ve nağmelere sahiptir ve Hz. Ali Efendimiz'e muhabbet ön plandadır. Nefese bir örnek:

İlâhî:

Dinî ve tasavvufî duyguları dile getirmek amacıyla yazılan şiirlerin çeşitli makam ve usûllerde bestelenmesiyle meydana gelen türdür. Cami ve tekke mûsikisinin ortak formudur. Diğer formlardaki eserlere nazaran daha basit, ezberi ve tekrarı daha kolaydır. Koro halinde okunması maksadıyla bestelenmişse cumhur ilahi olarak anılır. İlâhî aynı zamanda dini mûsiki örneklerinin genel adı olmuştur. İlâhîye bir örnek:

Na't:

Peygamber Efendimiz Aleyhisselam'ın güzel vasıflarını konu alan edebiyat formunun mûsikice ifadesidir. Hem cami, hem de tekke mûsikisinde kullanılan ortak bir formdur. Tekkelerde zikrullah arasında bir zâkir tarafından terennüm edilir. Orta, ağırca ya da ağır ritme sahiptir. Na'ta bir örnek:

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 29 Ekim 2018, 15:52
YORUM EKLE
YORUMLAR
homeless
homeless - 4 yıl Önce

"zikrullahda diğer Allah'ın diğer ismine geçene kadar devam eder." metinde geçen ifade aynen bu. belli ki sehven yazılmış. özensizliğe dağınıklığa mazeret olacaksa... fakat 'bu işler'de öyle sehivler oldu, oluyor ki astarı aslını perdeliyor. asıl bir avuç şeriat-ı garra üzere sabit kadem olanların yanında. hace abdullah dehlevi k.s'nin dediği gibi: ...

homeless
homeless - 4 yıl Önce

hace abdullah dehlevî k.s: "lehv ü lu'b (oyun eğlence) gına (teganni, müzik) ve raksla meşgul olan ve hayali bir tevhid inancını şiar edinmiş bu zamanın sufileri, kendilerini önceki tevhid-i vücudî erbabının büyükleri gibi bilirler. çekinmeden onların sözlerini söylerler. halbuki ilhad ve zındıklığa yakalandıklarının farkında değildirler.(...) sufiyye yolu sünnet-i seniyye yoludur."

Hello
Hello - 1 ay Önce

Çok güzel bir site

banner19

banner13