banner17

Önce Evi Temizle, Sonra Güzel Ol!

Reklamlardaki kadınlar, erkeklerin hizmetine adanmış köleler gibi âdeta. Bütün gün temizlik yapıp ortalığı mis gibi kokutmalı, ancak öte yandan da elli türlü kimyasal kozmetik ürününü kullanarak 'güzel' olmalı ve akşamları kocasını çamaşır suyu kokarak karşılamamalıdır

Önce Evi Temizle, Sonra Güzel Ol!

“Beleş mezar bulsa girer” mevzusu kadar olmasa da dostlarımın fırsat içerikli tekliflerine hayır dememeyi genelde tercih ederim. Bu yaz başında çocukluk arkadaşım Mehtap aradı. Mehtap’ın ablasının Erdemli’deki yazlıkları o ara boşmuş efendime söyleyeyim. “Hadi hemen hazırlan, ablamların yazlığına gidiyoruz, hem birkaç gün deniz, kum, güneş yaparız...” deyince durur muyum, durmadım elbette! Beş gün sefahat içinde geçecek, kızgın kumlardan serin sulara dalacak olmanın hayaliyle hemen küçük bir bavul hazırladım kendime. Mehtap, ben ve Mehtap’ın ergenusmus kızı, birkaç saat süren eziyetli bir otobüs yolculuğunun ardından menzile vardık.

Eve girmeden önce alışveriş yapalım, dedi Mehtap. İki farklı koldan, dev bir marketin reyonlarına daldık. Ben aburcubur, meyve-sebze, bilumum yemeiçme ihtiyaçlarını sepete doldurup kasaya vardığımda, Mehtap kuyruğa girmişti bile. Onun alışveriş sepetine gözüm kaydı. Allah’ım, bir de ne göreyim! Sepette ağzına kadar çamaşır suları, lavabo açıcılar, leke sökücüler, yumuşatıcılar, ahşap yüzey temizleyiciler, tuzruhu, toz/ sıvı bilumum deterjanlar, organik el sabunları, cam-siller ve daha neler neler var! Görünen o ki evde beyin ameliyatı yapacaktık!

O an başıma gelecekleri ucundan kıyısından tahmin etmiştim, ancak çok geçti. Hayat, kararlar, tercihler ve bedeller toplamıydı neticede. Kadere rıza gösterip, olacakları bekleyip görmekten başka çare yoktu. İşin kaçarı göçeri de kalmamıştı haliyle. Marketten çıkıp evin yolunu tuttuk. Aldıklarımızı yerleştirip, karnımızı doyurduk. Artık hava kararmıştı, o yorgunluğun üzerine zaten küçük bir yürüyüş yapacak kadar bile bir derman kalmamıştı dizlerimizde. Açtık televizyonu, ne var ne yok bakalım dedik. Kumandayı eline geçiren Mehtap, hayatımda ilk kez gördüğüm bir yüzünü o an bize gösterdi. Normal şartlarda insanlar film, dizi, magazin programı vesaire izleyip reklamlar çıkınca zap yapar; bizimki programları zaplayıp kanal kanal reklam izliyordu! Özellikle de temizlik ürünleri reklamı çıkınca, gözlerini kırpmadan, büyük bir iştiyakla izliyor, sonra da o ürünle ilgili tecrübelerini bir motor hızıyla konuşarak bana aktarıyordu!

Sabah kalktık, ben plaj çantamı hazırlayayım derken bir baktım eline bulaşık eldivenini geçirmiş vaziyette karşımda dikiliyor Mehtap! “Kız bu ev temiz değildir, önce temizleyelim ki içimiz rahat etsin, sonra gideriz denize...” dedi. “Birkaç saatlik iş yapar, gideriz...” diye aklımdan geçirdim ama umduğum olmadı tabii ki!

Reklamlardaki hayatı yaşamak

İki gün evi baştan aşağı temizlemekle, çarşafları, perdeleri yıkayıp asmakla geçirdik. Ağzım açık Mehtap’ı seyrediyordum bir yandan da. Ocağı, elindeki kürdanla katılaşmış yağlardan arındırmaya çalışırken hadiseye odaklanmasından, atomu parçalıyor sandım bir an. Birkaç saat sürecek sandığım iki günlük temizlik maceramızın ardından, denizi görmek nihayet üçüncü gün nasip oldu. Üzerimdeki yorgunlukla o gün denizden ne kadar keyif aldığım mevzusuna hiç girmeyeyim. Günün sonunda “Eh artık, üç gün de olsa bir deniz kum görmem bana yeter…” diye kendimi teselli ettim.

Siz planlarınızı yaparken, hayat size farklı sürprizler hazırlarmış, derlerdi de hiç karşılaşmamıştım. Ertesi sabah Mehtap’ın dürtmesiyle gözlerimi açtım. “Hadi kalk...” diyordu, “Yarın gideceğiz ve evi pis bırakamayız!” Önce kâbus filan sandım. Fakat gerçeğin ta kendisiydi yaşananlar. Minnet belası, kalkıp yine koyulduk temizliğe filan derken o gün de sayısız kimyasal koklayarak günü bitirdik. Günün yorgunluğunu akşam güzel bir film izleyerek atma hayallerim yine hüsranla sonuçlandı.

Mehtap’ın sayesinde kanal kanal temizlik ürünleri reklamı izledik! Mehtap’a itiraz edebilen bir tek kızıydı, ancak onun da annesinden pek bir farkı yoktu. Mehtap, ekranda bir kozmetik reklamı çıktığı anda kumandayla temizlik ürünü reklamı arayışına girince, kızı çok şiddetli tepki gösteriyor ve izlemek istiyordu. Orada geçirdiğimiz beş gün boyunca elinde bir bez, bir sehpanın tozunu aldığını göremedik. Kızın, bakkala ekmek almaya giderken bile bir buçuk saat süren bir makyaj seansı, beş günlük tatil için yanında getirdiği on farklı pantolon, beş farklı elbiseyi birer birer deneyerek, hangisinin en uygun olduğuna bir türlü karar verememekle geçiyordu zamanı. Ana-kız, reklamları izleye izleye, iki farklı biçimde bağımlı olmuşlardı resmen! Yaşadıkları hayat, reklamlardaki hayattı...”

Kadın eşittir temizlik

Yıl içinde gündüz çalıştığım için, gündüz kuşağı hiç TV izleme fırsatım olmuyor. Fakat yazın gördüğüm kadarıyla bu saatlerin reklamları, temizlik ürünlerinin tanıtımıyla gümbür gümbür şelale gibi akıyor. “Kadın demek, eşittir temizlik demek” algısı hunharca boca ediliyor üzerimize. Niye her defasında ihale bize kalıyor sahi? İlkokul kitaplarındaki görsellerde bile erkek elinde gazetesini TV karşısında keyifle okurken, kadın ya belinde mutfak önlüğüyle mutfak tezgâhının başındadır ya da elinde sarı bez ile sağı solu ovuyordur.

Aslında sadece bu da değil. Kadın, bir figür olarak dünya reklam piyasasında çocuk figüründen sonra görülen en büyük öge. Temizlik ürünleri ve kozmetiği geçtim; otomobil, ev güvenliği, banka, sigorta, gıda, diş temizliği, erkek tekstilinde bile reklamların kahramanları kadınlar! Mesela dondurma reklamlarında neden özellikle çekici kadınlar kullanılır?

Reklamcıların ürünle alakasız bile olsa bir şekilde cinsel çağrışımlar yapmaya çalıştığı bir gerçek. Yabancı reklamcılar “sex sells” diyor. Yani cinsellik satar! Toplum, çekici bulduğu insanların oynadığı reklamlarda tanıtılan ürünü tüketmeye daha yatkın oluyormuş. Modern çağın reklam sektörü satış konusunda maalesef her şeyi mubah görüyor artık. Hatırlıyorum, biz küçükken dondurma reklamlarında; koşan, oynayan, çığlık çığlığa dondurmacıya hücum eden çocuklar ve mutlu mutlu birlikte dondurma yiyen aileler vardı. O mutlu aileler, o güzel atlara bindiler gittiler.

Kadın kadının kurdu

Reklamlardaki kadınlar, erkeklerin hizmetine adanmış köleler gibi âdeta. Bütün gün temizlik yapıp ortalığı mis gibi kokutmalı, ancak öte yandan da elli türlü kimyasal kozmetik ürününü kullanarak “güzel” olmalı ve akşamları kocasını çamaşır suyu kokarak karşılamamalı. O kadar kimyasalı cilde boca ederseniz, kırkına varmadan ya cilt kanseri olursunuz ya da tabiatla uyumsuz bu kimyasallar, cildinizde kalıcı lekeler, hasarlar oluşturur. Ama merak etmeyin, estetik cerrahi diye bir şey var ve o da ayrı bir yazı konusu...

Öte yandan femmefeminalupus diye de bir şey var; kadın kadının kurdu! Kadınlar için temizlik ve güzellik, sadece erkeklere karşı değil, başka kadınlara karşı da bir üstünlük ve başarı göstergesi! Tanıdığım birçok kadın arkadaşım, temizliğini kocası için, evi için değil, misafirliğe gelen diğer kadınlara karşı hava atmak için yapıyor. Yine aynı mantıkla, kabul günlerinde full-makyaj kadınlar, aslında “ne kadar güzel” olduklarını başka erkekler değil, başka kadınlara gösterme telaşındalar... Bu da ayrı bir yazı konusu.

 

Nilgün Bıyıklı, “Önce Evi Temizle, Sonra Güzel Ol!”, Bilimevi Kadın dergisi, Ekim-Kasım-Aralık 2017, sayı 3.

Güncelleme Tarihi: 31 Mayıs 2018, 16:43
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Meliha
Meliha - 6 ay Önce

Yazıyı beğendim. Yaşanmış bir olaydan yola çıkarak anlatılması daha da somutlaştırmis. Hem doğaya hem kendine zarar veren insan evladı bir an önce kendine gelmeli

banner8

banner19

banner20