Ölüm düşüncesi her an yeniden diriltir bizi

Ölüm bir anlamda eyleme geçmeyi çağrıştırmalı bizim için. Bitişi değil yeni başlangıçlara yelken açmayı hatırlatmalı. Süleyman Çınar yazdı.

Ölüm düşüncesi her an yeniden diriltir bizi

Ölüm; her zaman, mekân ve devirde varolan, değişmeyen, değiştirilemeyen bir olgu. Yadsınamaz en büyük hakikatlerden birisi. Her birey için ayrı bir mefhum barındırıyor içerisinde. Kimimize korkunç, dehşetengiz, suratımızı binbir renge büründüren duygu ve düşünceleri hatırlatıyor. Kimimiz ise vuslat, Şeb-i Arûs, hakikat perdesini kaldıran bir hâl olarak görüyoruz onu. Kimimiz içinse tanımadığımız, tanışmadığımız belki de farkına varamadığımız ancak başımıza gelince anladığımız şaşkınlık yaratan bir hadise olarak karşımıza çıkıyor. Her bireyde uyandırdığı mana, duygu, düşünce ayrı ayrı… Fakat müşterek bir nokta var ki, o da en nihayetinde başımıza geleceği…

Bu halin başımıza geleceğini anlıyoruz veya anlamak mecburiyetinde kalıyoruz. Bazılarımız erken fark edip hayatına çeki düzen vermenin telaşına düşüyor, bazılarımızın ise yatağa düşüp, biçare kalınca aklına geliyor. Erken de olsa, geç de olsa fark edenlerin yaptığı tek şey: “Ölüm sonrası hayata hazırlık yapmak.” Böyle bir bilinç içerisinde olmak, insanın ahiret sonrasına olan inancından, hesaba tabi tutulup yaptığı her davranıştan, hareketten ve sözden mesul tutulacağı anlayışından kaynaklanıyor. O yüzden bu hakikati kavramanın peşine düşüp her davranışını, hareketini, sözünü ve atacağı adımı ölüm sonrası hayat perspektifiyle atmaya çalışıyor. Bu da insanın hatasını, yanlışını, günahını azaltmasına; hakka, hukuka riayet etmesine; hesabını veremeyeceği bir ahvâl içerisinde bulunmamaya dikkat etmesine vesile oluyor. Peki, ölüm hakikatini kavramak, mütemadiyen hatırlamak ve hatırlatmak bildiğimiz gibi yalnızca bu faydaları mı sağlıyor insanoğluna?

Ölümü hatırlayan ve hatırlatan insan, ölüm sonrasında yalnızca yaptıklarından ve içerisinde bulunduğu durumda nasıl davrandığından, ne söylediğinden, hangi niyetle hareket ettiğinden mesul olacağını düşünmez. Bunların yanında yapamadıklarından da sorumlu olacağı düşüncesiyle hareket eder. Çünkü insan yaptıkları kadar, yapamadıklarından da sorumludur. Yapabilme fırsatı kendisine sunulmuşken, imkânlar kendisine amade kılınmışken, yürüyeceği yol açılmışken, tüm dikenler kaldırılmışken; adım atmamasından, fırsatı değerlendirmemesinden, imkânı kullanmamasından da sorumlu olduğu bilinciyle hareket eder. Bu bilinci sağlayan da ölüm düşüncesidir.

Yalnızca yaptığımız veya yapmadığımız davranışlardan; söylediğimiz veya söylemediğimiz sözlerden; içerisinde bulunduğumuz veya bulunmadığımız ahvâlden; sunulan imkânları kullanıp kullanmadığımızdan; niyetlerimizden sorumlu tutulacağımızı hatırlatmaz ölüm. Bunların yanında iyiliğe, güzelliğe, hayra, hakka, hakikate, faydalı her türlü iş, davranış söz ve eyleme koşmayı, koşturmayı ve bunlarda yarışmayı da hatırlatır. Çünkü ölüm, yapabileceğimiz iyiliklerin, güzel hasletlerin; insanlığa, ümmet-i İslam’a yapabileceğimiz faydalı işlerin bitiş noktasıdır. Bir soru daha işaretleme hakkımızın kalmadığı noktadır. Bu yüzden süre doluncaya dek ne kadar doğru soru işaretlersek kârımız… Süre dolduktan sonra kalemleri istesek de, istemesekte bırakmak zorundayız.

Hz. Ömer’in kendisine ölümü hatırlatması için bir adam tutması örneğinde, aklımıza Halife’nin ölümle kendisine çeki düzen vermesi gelir her zaman. Fakat diğer taraf hiç aklımıza gelmez. Hz. Ömer, ölümü yalnızca hareketlerine çeki düzen vermek için değil; yeniden eyleme geçmek için bir güç olsun diye; adaleti daha sağlam kurmak için; insanlara daha fazla iyilik yapabilmek ve müminlere daha faydalı olabilmek için; cihadı daha iştiyakla yapabilmek için hatırlamak istiyordu.

Bundan mütevellit ölüm bir anlamda eyleme geçmeyi çağrıştırmalı bizim için. Bitişi değil yeni başlangıçlara yelken açmayı hatırlatmalı. Yine, yeni, yeniden deyip ne yapabileceğimizin hesabını yaptığımız, yeni rotalar hesapladığımız, güzel ve güzide işlere atılmaya vesile olan düşünceleri getirmeli aklımıza. Ölümü hatırladıkça güzel eylemlere koşmalı, her eylemle birlikte yeniden dirilmeliyiz. Her eylem diriltmeli bizi ölüm karşısında. Tıpkı Akif İnan’ın “Her eylem yeniden diriltir beni” dizesindeki gibi… Ölüm bizi almaya geldiğinde yaptığı güzel eylemlerle muzaffer olmuş bir kumandan edasıyla çıkmalıyız karşısına.

Süleyman Çınar

Yayın Tarihi: 21 Kasım 2019 Perşembe 12:00
banner25
YORUM EKLE

banner26