banner17

Ölüm bu sularda çünkü rutin bir havadistir

Her gün acı haberlerin geldiği açık denizlerde kıyıya vuran yüreğimizin terennümünü Dergâh dergisinin Ağustos 2015 sayısında 'Ufukta kimse Var mı?' şiiriyle dile getiren Berat Demirci’nin şiiri hakkında Mustafa Uçurum yazdı.

Ölüm bu sularda çünkü rutin bir havadistir

Her gün yeni bir acı sınıyor bizleri. Hangisine yanalım, hangisi içimizin kuytularında yankılanıyor demeye fırsat kalmadan başka bir acı yokluyor içimizi. Dünya artık avucumuzun içinde. Dünyanın hangi noktasında olursa olsun bir acı dönüp dolaşıp yapışıyor yakamıza. İnsanlığımızı hatırlatan, insanî duygularımıza hücum eden bir yitik hayat, çokça hırpalıyor bedenlerimizi.

Bütün bu yaşananlara üzülüyor olmak bile vurdumduymazlığın hükümferma olduğu dünyamızda biraz olsun umut ekiyor içimize. Hiçbir duygu küçümsenmez, içten gelen hiçbir feryat göz ardı edilemez. Yaşanan acıların gündemde tutulması, insanların acılara şahitlik ederek duygularını samimi bir burkulmayla dile getirmeleri, her şeyin çabuk eskidiği dünyamızda daha da önem arz ediyor. İşte tam da burada sorumluluk kalem erbablarına düşmekte. Yaşananlara şahitlik ederek mazlumun sesini duyurmak, acılara bir dua niyetine geçecek cümlelerle esenlik bildirileri göndermek yazarlar ve şairlere düşüyor.

Dergâh dergisinin Ağustos 2015 sayısında tam da gündemimize uygun düşen bir şiir yayınlandı. Berat Demirci’nin “Ufukta Kimse Var mı? şiiri her gün acı haberler aldığımız mültecilerin açık denizlerde bir umut için yola çıkışlarının acı sonlarına seslenen bir şiirdi.

Kucağımızda yarım kulaçlık hayatlar

Berat Demirci, yaşadığı çağa tanık şair ve yazarlarımızdan. Olup bitene “bana ne” deyip hoş sözlerle cümlelerin gönlünü eğlendirenlerden değil. Sorgulayıcı, sarsıcı şiirleriyle birçok kez seslenmişti dünyanın taş kesmiş kalplerine. “Ufukta Kimse Var mı?” şiiri, yaşanan hayat şartlarına bir başkaldırı olarak bir umut yolculuğuna çıkan insanların açık denizlerde yitip giden hayatlarının acı bir serencamını sunuyor bizlere.

Suriye’de yaşanan bir insanlık ayıbı var. Zalim bir yöneticinin kendi halkına ettiği zulme şahit olanlar ve bunları görmezden gelerek bir şey yokmuş gibi davrananlar arasında yaşam savaşı verenleri izliyoruz bir filmi izler gibi. Türkiye, sonuna kadar kucak açtığı kardeşlerine her türlü desteği vererek üzerine düşeni fazlasıyla yaptı ve yapmaya devam ediyor. Birçok Suriyeli de bir umut diyerek derme çatma kayıklarla, gemilerle, hatta botlarla Avrupa ülkelerine iltica etmeye çalışıyor. Bu ucu görünmeyen serüvende başarılı olanlar kadar umutları ve hayatları yarıda kalanlarla da haber oluyor mülteciler.

Berat Demirci, şiirinde “Mülteciyiz yani vatansız bile değiliz / Kucağımızda yarım kulaçlık hayatlar vardır.” diyerek kendi yurdundan sürgün olmanın ızdırabını anlatıyor. Aslında dünya denen hanede yaşanan büyük sürgünlüğe ve yurtsuzluğa dikkat çekiyor dizeleriyle. “Suriyeliysen mesela yakacak bir geçmişin bile kalmamıştır” sözüyle de yakıp yıkılıp harap edilen bir geçmişin âh’ını dillendiriyor. Tüm bu yaşananların müsebbibi de bellidir: “Ufukta denenmemiş bir ölüm arkada esedlikler…

Çocuklar terk eder önce hayatı

Dünyada acı ve zulüm dendiğinde akla ilk çocuklar gelir. Bunu düşünmek için çok geriye gitmeye gerek yok. Daha bugünlerde bile İsrail askerinin kolu kırık bir Filistinli çocuğa annesinin gözü önünde yaptığı işkenceye şahit olduk.

Daha sonra bir utanç gibi yüzümüze çarptı dalgalarla kıyıya vuran minik bedenler. Berat Demirci de şiirinde o minik yürekleri anlatıyor en çok: “Bir pet şişeye yazıp attı sayın ki çocuk / Tufanın ortasında bile tüketemediği umudu

Çocuklar için yapılıyor ne yapılıyorsa dünyada. Onların yüzleri gülsün diye sıralanıyor ardı ardına umut vadeden bol gülücüklü cümleler. Fakat bakıyoruz ki her şeyin ortasında kalakalıyor çocuklar. Savunmasız, günahsız, bir melek gibi tertemiz.

Duyarlılığını yitirdi dünya ya da işine geldiği gibi kullanıyor duyarlı yanını. Kıyıya vuranın dini, milliyeti bile etkili oluyor hislerin galeyana gelmesi için. Kıyıya vuran bir balina için seferber olanlar, bir çocuğun bedenini görmezden geliyorlar. “On dakika içinde geçtiler alt yazıyla / Ölüm bu sularda çünkü rutin bir havadistir” dediği gibi Berat Demirci’nin, geçip gidiyor ölümler aramızdan bizleri ürkütmeden.

Kıyıya vuran ömürler mi insan yanımız mı diye sormadan edemiyoruz. Acılarla yüz yüze gelmek için kıyıya mı vurmak gerek acaba? Yaşadığı şehirde gördüğü her mülteci için akla ziyan yorumlar yapanlar, kıyıya vuran çocukları görünce şimdi yüreklerindeki anlık burkulmaların serzenişini dile getirmeye çalışıyorlar. Tâ ki kıyıdan uzaklaşana kadar: “Dolaşıp durur hâlâ çocuğun pet şişesi/ Arasında fitili kurumuş fenerlerin.

UFUKTA KİMSE VAR MI?

Ey solgun deniz yaralı deniz
Beyaz badanalı evlerin çekmiyor bizi hayır.
Mülteciyiz yani vatansız bile değiliz
Kucağımızda yarım kulaçlık hayatlar vardır.

Bu güngörmüş sahillerin ıslıkları güya aynıdır
Türkülerinde ırmaklardan süzülmüş yeşillikler…
Suriyeliysen meselâ yakacak bir geçmişin bile kalmamıştır
Ufukta denenmemiş bir ölüm arkada esedlikler…
Bütün limanlar kalplerini karartmıştır.

Bir pet şişeye yazıp attı sayın ki çocuk
Tufanın ortasında bile tüketemediği umudu.
Dünya çok hızlıydı daha hızlı en hızlı
Onunsa en son donan tarafı oyundu.
Böyle gitti âlemin belki en temiz korsanı.

On dakika içinde geçtiler alt yazıyla
Ölüm bu sularda çünkü rutin bir havadistir.
Savaş bir kez daha yorumlandı uzmanlarca
Orta yere reklâmlar karartmalar girmelidir.

Maviliğine mavi maviyse Akdeniz’in tek elbisesi
Ağladığı da fark edilmez bir denizin.
Dolaşıp durur hâlâ çocuğun pet şişesi
Arasında fitili kurumuş fenerlerin.

Berat Demirci – Dergah dergisi – Ağustos 2015

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 05 Eylül 2015, 12:32
YORUM EKLE
YORUMLAR
Abdullah S
Abdullah S - 3 yıl Önce

Bazen şiir tek bir mısrada özetlenir:Ağladığı da fark edilmez bir denizin...

banner19

banner13

banner20