Öğrenci evinde başlamış!

Hakan Arslanbenzer, Neo-Epik hareketin nasıl başladığını, yaşadığı süreci, geçirdiği dönüşümleri ve ayrılanları anlattı.

Öğrenci evinde başlamış!

Terzi kendi söküğünü dikemezmiş. Neo-Epik’i dışarıdan biri gibi anlatmam zor; ama nesnel bazı bilgiler verebilirim. Bunları biraz da espri katarak numaralandırmak en iyisi. Buyurun, 10 derste Neo-Epik Şiir.

Neo-Epik şiir kimlerden etkilendi?Hakan Arslanbenzer

1. Neo-Epik hareket, 1995 yazında Ankara Seyranbağlar’da bir bodrum katındaki öğrenci evinde Hakan Arslanbenzer tarafından başlatıldı. Güzel bir Temmuz akşamıydı. Ankara'nın bazı Temmuz akşamlarında yıldızlar güneş batmadan ortaya çıkar ve göğün mavi atlası üzerine doğan bu esrarengiz pırıltılar görülmeye değerdir.

2. Neo-Epik’in ilk şiiri o yaz yazılan ‘Esrik Alınlı Çocuklar'dır. 55 mısra tutarındaki bu şiir, bir süre Neo-Epik’in uzunluk ölçüsü olmuştur. Bu ölçüyü bugün de kullanan dergiler vardır. ‘Esrik Alınlı Çocuklar’ ve Neo-Epik’in ilk dönemine ait diğer "uzun şiirler", içinde gerçek veya hayalî konuşma cümleleri (bazen diyaloglar) geçen imgeci şiirlerdir ve İkinci Yeni şairlerinin 1960'larda yazdığı uzun ve çoğul şiirleri örnek alır. İlk dönemde Fikret ve Âkif gibi daha klasik şairlerle Neo-Epik’in ilişkisi zayıftır. İsmet Özel, Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Turgut Uyar, Edip Cansever ve Ülkü Tamer, Neo-Epik şairlerin hep beraber sevdikleri, okudukları, etkilendikleri şairlerin başında gelir. Yabancı şairler okunsa da belirleyici bir etkileri yoktur. Dünya şiiri, bir kültür olarak Neo-Epik şairlerin haznesine katılacaktır.

Bu şiirin ilk katılımcıları kimler?

Murat Menteş3. Neo-Epik hareketin ilk katılımcıları 1997 yılında Şehrengiz dergisinde (1996-97; 12 sayı) bir ekip oluşturan İcabi Akçaoğlu, Hakan Şarkdemir ve Murat Menteş oldu. Arslanbenzer, Şarkdemir ve Menteş, 1996 yılı boyunca hareketi Yedi İklim'de başlatmayı denemiş; Yedi İklim'in tek bir şiir hareketine mahfil olması zor olduğu için, hareket, İcabi Akçaoğlu'nun çıkardığı Şehrengiz dergisine taşınmıştır. 1997 Mart'ında Neo-Epik hareketin ilk manifestosu "Şehrengiz" imzasıyla çıktı: "Türk şiirinin hali ne olacak ağabeyler?" Bundan sonra gazete manşetlerine, radyo ve televizyon programlarına kadar taşınan ve özellikle sağcı-muhafazakâr okuryazar çevrelerinde çokça konuşulan bir tartışma süreci başladı. Tartışmadan çok karalama desek yeridir. Fakat medyanın bir kısmı karalarken diğer kısmı da Neo-Epik şairlerin fikirlerini ifade etmelerine yardım etmiştir. Özellikle Milli Gazete ve Kanal 7, Neo-Epik şairlerin konuşmasına imkân tanımıştır.

Kültürlü şairlerHakan Şarkdemir

4. Neo-Epik şairlerin en çok eleştirilen tarafı, 1997 için, tartışma yazılarını teorik bir temele oturtmamalarıydı. Başka birtakım iddialar da ortaya atılıyordu. Neo-Epik şairlerin aslında solcu olduğu, muhafazakârları bozmak için planlı olarak gönderildiği, vs. gibi şimdi yüzümüzü gülümsetebilecek; fakat o günlerde can yakan safsatalar... Teori talebi üzerine Neo-Epik şairler, özellikle Arslanbenzer ve Şarkdemir yeni bir okuma sürecine girer ve aynı zamanda okuması kuvvetli insanlarla, mesela Mehmet Erdoğan, Ali K. Metin gibi yazarlarla birlikte çalışırlar. 1997-2001 arasına yayılan bu dönemde Neo-Epik şairlerin ilgilendikleri başlıklar ve okuma kaynakları hakkında kısa bir liste verelim: 1950 sonrası Türk şiiri, Tanzimattan günümüze şiir eleştirisi, Osmanlı şiiri ve belagat, Modern hece şiiri, Şiirde ulusallık kavramı, Avrupa'da 20. yüzyıl başı modernist şiir ve sanat hareketleri (Dada, Gerçeküstücülük, Letrizm, Otomatizm, vd.), Drama ve dramatik şiir, Epik şiir, Lirik şiir, Destandan romana epiğin dönüşümü, Marksist eleştiri literatürü, Modern eleştiri teorileri (Yeni Eleştiri, Tarihselcilik, Analitik eleştiri, vd.), Fransa-İngiltere-Almanya'da romantizm, Latin Amerika ve Birleşik Devletler'de modernizm, Şiir-siyaset ilişkisi, Postyapısalcı felsefe, Folklor ve mitoloji (özellikle Türk destanları, türküleri ve mitolojisi), Klasik Arap şiiri, Namık Kemal, Mehmet Akif, Nazım Hikmet, Tevfik Fikret, Kant estetiği vs. vs.

Atlılar dergisiAtlılar dergisinin özelliği nedir? Neo-Epik şiire nasıl katkı yapmıştır?

5. Neo-Epik şiir, hem okul hem hareket olma özelliğini haizdir. Bunda Atlılar dergisinin (1999-2005; 15 sayı) yapılaşma biçiminin etkisi büyüktür. Atlılar'da eleştiri ve teori denemeye, gerçekçi hikâye içdökümüne, epik şiir lirik şiire, yerli düşünce batıcı düşünceye, telif çeviriye tercih edildiği gibi dergide yazacak şairlerden, şiirleri kadar eleştiri yazısı da bekleniyordu. Okumak, bilmek, tartışacak kadar bir konuya vakıf olmak ve yeni şeyler keşfetmek Atlılar yazarı için ölçüt sayılıyordu. Bu durum Neo-Epik hareketi yavaşlatıp okul hüviyetine soksa da, ilerleyen dönemler için manevi bir yatırım oldu. Bilgi birikimi sayesinde Neo-Epik şiir gelip geçici bir akım olmadı, belli kalıplara sıkışıp kalmadı.

6. Atlılar'da üç grup vardır: Neo-Epik’i başlatanlar; Arslanbenzer, Şarkdemir, Akçaoğlu ve Menteş. Neo-Epik’e katılanlar; Eren Safi, Hakan Kalkan, Esma Toksoy, Emine Edibe, Oğuz Karakaş, İbrahim Aladağ. Neo-Epik’le ittifak yapanlar; Mehmet Erdoğan, Osman Özbahçe, Ali K. Metin, Hayriye Ünal, Eser Gürson, Selçuk Orhan, Murat Güzel vd. Bu 15 kişilik çekirdek kadronun yanında dergide birkaç metniyle görünen 30 kadar yazar daha vardır ki bunları da üçüncü gruptan saymak doğru olur. Bu üç grubun uyumu vazifeye bağlıydı.

Atlılar, vazife etrafında birleşen, başka her konuda uyumsuzluklar yaşayabilecek insanlardı. Dergi yazarlarının bir kısmı ortak bir dünya görüşüne ve hayat tarzına dahi sahip değildi. Düşünce ve günlük hayatta yakın olanlar arasında sanatsal zıtlıklar vardı. Birinci grup avangardizme, üçüncü grup muhafazakârlığa yatkındı. Atlılar'ın yazının, edebiyatın, düşüncenin ötesinde bir güvenlik alanı, bir manevi atmosferi olduğu söylenemez. En azından derginin ilk dönemi için bu böyledir.

Neo-Epik’ten seçme şiirler

7. Atlılar'da, Huruç'ta ve aynı dönemde Dergâh'ta Neo-Epik’in ilk önemli şiirleri yayımlandı. Bunlardan bir seçme yapmak gerekirse: Namus, Halkın Ölümü ve Süleyman Değirmi (Hakan Arslanbenzer), Zorbaların Düğünü ve Ma Non Troppo (Hakan Şarkdemir), Mürşidim Kocakarı, Bir Kişi Bomba ve Kamaşır (Eren Safi), Salgın, Meryem Koçaklamaları (Hakan Kalkan), Çirkin, Yalnız ve Esmadan Esmaya (Esma Toksoy), Dargınlık (Osman Özbahçe), The Question for Amnesia (Murat Güzel), İhtisas Meseli (Serkan Işın), Avrupa Birliğine Hayır (İbrahim Aladağ) sayılabilir. Bunun birkaç katıdır anılması gereken şiirler ve şairler; fakat ilk akla gelenleri, temsil özelliği olanları sıraladım yalnızca. Gerisini merak eden bu eski dergileri karıştırabilir; bulabilirse tabii.Eren Safi -Kamaşır

‘Mail’ gruplarındaki tartışmalar gıcığı temizledi

8. 2001 ekonomik kriziyle birlikte ben işsiz kaldım, Atlılar da kapandı. Bundan sonra Neo-Epik hareketin göçebelik veya huruç dönemi başlar. 2001 yılının 11 Eylül'ünde patlak veren İkiz Kuleler olayını müteakip ağır bir tartışma, neredeyse bir savaş başladı. Hakan Arslanbenzer ve Eren Safi çeşitli ‘mail’ gruplarında günlük kısa yazı ve mektuplarla birçok gruba birden savaş açtılar. Bu gruplar sağcı ve solcu edebiyat çevreleridir. Şiir Üzerine, Şiir Postası, Ötekisiz, Proje Şiir ve Huruç ‘mail’ gruplarında yaşanan tartışmalar bazı sıkıntılar içermekle birlikte temizleyici, gırtlaktaki gıcığı alıcı, eteklerdeki taşları bitirici sonuçlar üretmiş ve bu sayede Neo-Epik’in estetik-biçimsel dönemi bitmiş; açık seçik siyasî, halkçı (popülist) dönemi başlamıştır.

Eren Safi'nin konuşan siyasî şiirlerinin sonraki yıllar içinde yayımlanması ve çok sayıda genç şairi, bazı orta yaşlıları da etkilemesiyle Neo-Epik okul işlevini, sanatsal kasıntılarını terk etmiş; salt hareket, hatta kavga halini almıştır. Bu dönemde Fazıl Baş, Ali Akyurt, Ömer Yalçınova gibi yeni katılımcılar ortaya çıktı ve Fayrap'a kadar gelen süreç içinde Neo-Epik deri değiştirdi ve gençleşti. Daha olgun Neo-Epik şairlerin bir kısmı ayrıldı ve kendi dergilerini, kendi çevrelerini kurdular. Bunları başka bir değerlendirmeye tâbi tutmak gerekir. Şimdiki durumları, Neo-Epik’e girip çıkmış, Neo-Epik’le kısa süre birlikte yol yürümüş insanlar olduklarıdır.

Fayrap dergisi Ağustos 2010 sayısı
(+)

Halkçı şairler

9. Neo-Epik, sanatsaldan siyasîye, seçkinden halkçıya, imgeselden gerçekliğe doğru bazen yavaş bazen hızlı bir gelişme gösterdi. 1995'te bir öğrenci evinde başlattığım hareket kesinlikle aynı yerde değil, aynı yatakta da akmıyor. Her katılımcının katkı ve değiştirmelerine açık bir tarafı vardı Neo-Epik’in, baştan beri. Değişmeyen tek şey amaçtır, bazı acı gerçekleri şiirde dile getirmek ve tüm şiirin, Türk şiirinin yatağını değiştirmektir. Bundaki başarı oranını içerden görmek tam olarak mümkün değil. Ciddi bir etki yarattığı açık Neo-Epik’in; ama bu etkinin nasıl sonuçlanacağını Allah bilir.

Hareketin dolaylı etkileri de gözle görülür haldedir. Artık şairler “ben yazarım kendim için” gibi bir şiarı pek kullanmıyorlar. Topluluğa hitap etme, belli şeylere karşılık verme, daha toplumsal hatta toplumcu bir şair kişiliğine sahip olma gibi tavırlar bugün daha etkinse, Neo-Epik’in buna etkisi kabul edilebilir. Fakat yol daha bitmemiştir; şiir ortamı henüz dağınık haldedir ve şiirin değerini şairlerin ilişkileri yükseltmemekte, şiir daha çok ideolojinin, piyasanın yol açtığı nedenlerle değerinden sürekli bir şeyler kaybetmektedir. Şairler ciddileşti ve şairin pozu güçlendi, şair olmak etkili bir şeye dönüştü. Ama şiir bundan henüz kazançlı çıkabilmiş değildir. Neo-Epik’in önünde şimdi de tam anlamıyla topluma aksetme, resmîleşmeden, iktidarın meyvesi haline gelmeden insanların eline geçme, günlük hayatın bir parçası olma aşaması duruyor. Bunu popülerlik sağlamaz. Bunu sağlayacak şey, Neo-Epik şiirin halkçılığı satır satır sürdürmesidir. Halkın değerlerini yücelten, yükselten bir şiir olmalı. Böyle bir şiir kaybetmez.Hakan Arslanbenzer -Çok Üzgünüm

10. Bütün kılçıklarına, itici taraflarına rağmen Neo-Epik şiir ve hareket bizim umduğumuzdan bile daha çok sosyalleşmeyi başardı. Bunu, seçkinciliği 1990'ların sonunda terk edebilmiş olmamıza borçluyuz. Seçkincilik, bir şeyi, bir kimseyi gerçek anlamda daha seçkin kılmaz. Seçkinlik, değer, önemli olmak ahlaka ve insanlara samimi bir şekilde yakın olmaya bağlıdır. Bu da samimi görüntü vermek, popüler olmak gibi televizyonlara layık işlerle olmaz. Samimiyet, şiirin samimiyeti sahicilikle olur. Neo-Epik şiir artık tam manasıyla halkçı, gerçekçi bir şiir oldu. Aksi bizi batağa sürükler. Ordan çıkmak için çok kulaç atmıştık oysa. Sanatsallığa, seçkinciliğe, oyunlara geri dönmek irtica olur. Neo-Epik bir huruçtur ve huruç edenler gemileri yakmıştır, geri dönüşleri olmaz.

 

Hakan Arslanbenzer anlattı

Güncelleme Tarihi: 11 Ağustos 2010, 18:23
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Muhammet Erdevir
Muhammet Erdevir - 9 yıl Önce

Ali Ekrem Bolayır'ın öğrencisi Suut Kemal Yetkin'e azdığı bir mektuptan şunları aktarayım, gerisini zaten siz getirirsiniz: "Şiirlerimin lisanımızda emsali yoktur, bunu hiç çekinmeden iddia ederim. Birgün gelecek ki tarih-i edebiyyat benim eserlerimi tedkik ve tahlile lüzum görecek. Kendi zamanımda takdir olunamadım..."

banner19

banner13

banner26