Nuri Pakdil Usta'yı dinler mi Dışişleri zevatı

Türkiye büyüdü, daha da büyüyecek, paçasından tutan çok olsa da… Sağlıklı büyüyebilmesi için Nuri Pakdil’in bir teklifi var.

Nuri Pakdil Usta'yı dinler mi Dışişleri zevatı

 

Nuri Pakdil’in Batı Notları’nı yeniden okuyunca kitaptaki pek çok tahlilin hâlâ en öncelikli yapılacaklar listesinde durmakta olduğunu gördüm. Batı Notları, Nuri Pakdil’in -sanırım 1969’daki- kısa süreli Fransa macerasında aldığı ve Edebiyat dergisinde peyderpey yayınladığı notların kitap haline getirilmesiyle oluşmuş. Nuri Pakdil, kendi deyimiyle sadece izlenimlerini değil, Batı’nın kendisinde yaptığı çağrışımları da bu kitapta dile getirir.Nuri Pakdil, Batı Notları, Afrika

Bir Afrika Enstitüsü kurulmalıdır

Kitabı okuyanlar bilir: Nuri Pakdil katıldığı sempozyumda Afrikalı gençlerle, idealistlerle, Fransa sokaklarında gündelik işler yapan Afrika kökenlilerle görüşür. Bu konuşmalarda Afrika’nın dirilişine veya diriliş özlemine dikkati yoğunlaşır. Ve 1969 yılında, yani 43 yıl önce, “Afrika sorunlarını inceleyecek, Afrika uluslarıyla kültürel ve ekonomik ilişkileri düzenleyecek, bununla ilgili yapılması gerekli girişimleri Hükümete önerecek, bir Afrika Enstitüsü kurulmalıdır.” teklifini ortaya atar.

Gerçekleşmiş midir?

Tabii ki hayır!

Bir “edebiyatçı”dan uluslararası ilişkiler dersi mi alır değerli bürokrasimiz?

Bu teklif hâlâ ortada durmaktadır. Afrika’ya yönelişler farklı mecralarda elbette devam ediyor. Sivil toplum kuruluşları çeşitli ülkelerde kurumlar inşa etmekteler, okullar, Kur’an kursları, imam hatipler, ilahiyatlar açılmakta. Sanayici ve işadamlarımız uçak kaldırıp ülke ülke yatırım ve yatırımcı aramakta. TİKA harika işler yapmakta. Ama işte hepsi bireysel, herkes kendi alanından sorumlu…

Peki, Usta’nın fikrine kulak verilse ve tüm organizasyonları planlayabilen, fikir veren bir Afrika Enstitüsü kurulsa… Nuri Pakdil, Peygamber’in ilk müezzininin Afrikalı olmasının, ilk Hicret’in Afrika’ya gerçekleşmesinin tesadüfî olmadığının ve Afrika’nın kuzeyinin bir Osmanlı yadigârı olduğunun altını çiziyor. Dolayısıyla 1960’larda henüz yeni özgür olan Afrika ülkeleri bizim ilgisizliğimizden dolayı 50 yıla yakın bir zamandır İslam’ın neşvesiyle buluşmak için bereketli topraklar sunuyor hâlâ. Evet hâlâ… Osmanlı’nın Afrika’dan çekilmesinin üzerinden 100 yıldan fazla vakit geçmesine rağmen dedeler torunlarına hâlâ Osmanlı’yı anlatıyor ve kendisine ufuk çizecek bir el bekliyor.

İki adam ve birkaç danışman her işe yetişemez

Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’ndan Afrika’da teşrik-i mesai etmiş olan İsmail Günday Bey’in Burkina Faso anılarında dinlemiştik Afrika’nın Osmanlı’yı bekleyişini. “Gerçi” demişti, artık “Osmanlı gelecek yine” diyenlere deli gözüyle bakıyorlar, artık gelmez diye… Ama Afrikalı Müslümanların gözünde Türkiye’nin yeri ısrarla, bizim kayıtsızlıklarımıza rağmen sımsıcak duruyor.

Nuri Pakdil, Batı Notları, Afrika“Enstitü”, düşünceyi kurumsallaştıran bir kuruluştur. Bir meselenin her yönünün enine boyuna analiz edildiği ve en önemlisi resmi kurumların donukluğundan uzak olarak düşüncenin ve stratejinin ortaya çıkarıldığı yerler olmalıdır enstitüler. Özellikle devletin gri koridorlarının uzağında kurulmalıdır. Ve elbette sadece Afrika Enstitüsü değil, Balkan Enstitüsü, Ortadoğu Enstitüsü, Ortaasya Enstitüsü de kurulmalı. Sayın Başbakanımızın ve sayın Davutoğlu’nun her işe yetişmeye çalışmasını elbette takdir etmek lazım ama artık Türkiye’nin çok büyüdüğünü ve daha büyümesi gerektiğini kabul etmeli ve iki aklın ve birkaç danışmanın artık bu işlerin altından kalkamayacağını, kurumsallaşmanın gerektiğini belirtmemiz lazım.

İyi ki Usta Nuri Pakdil gibi düşünürlerimiz var, kıymetini bilmemiz lazım.

 

Ömer Faruk Pekuz dikkat çekti, teklif etti

Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2016, 15:13
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
İlbey
İlbey - 7 yıl Önce

İyi de kardeş, yazıyı yazmadan önce google'de bir arama yapsaydın birden çok Afrika Enstitüsü'nün yıllardır faaliyette olduğunu görürdün.

Ali G.
Ali G. - 7 yıl Önce

Bu konuda çalışmalar yapan akademisyenleri organize eden bir dernek mevcut. Tabiidir ki bir enstitü henüz değil. Gene de varlığı mühim. http://www.ordaf.org.tr/

banner19

banner13