Nuri Pakdil sempozyumundaydık!

Maraş'ta 23 Ekim'de iki oturumdan oluşan bir Nuri Pakdil sempozyumu yapıldı. M. Fatih Kutan detayları Maraş'tan bildiriyor..

Nuri Pakdil sempozyumundaydık!

Nuri PakdilDüşünen Kalem Nuri Pakdil” sempozyumu için Maraş’tayız. 23 Ekim 2010, Cumartesi. Yeleğe, kazağa gerek bırakmayacak bir hava var, yumuşak. Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’ne ulaştık, saat ona yaklaşırken. Sempozyumun resmî ritüellerle açılması, sonrasında konuştuğumuzda anlaşıldı ki, sempozyumun merkezinde Nuri Pakdil varken tüm katılımcıların canını sıkan bir durum teşkil etmiş; resmî ritüeller ân’ın müze hâlidir efendim, “sevemedik müzeleri”. Organizasyon sahibi Maraş Belediyesi olunca ‘resmiyetin püskülleri’ eksik olamadı üzerimizden.

Pakdil’i anlatan bir sinevizyon gösterisiyle açılıyor sempozyum: Necip Evlice’nin çektiği görüntülerden oluşan, Pakdil’i “kanlı canlı” görmemizi/izlememizi sağlayan şık bir yapım olmuş. Ustanın çevresinde yer almış veya sonradan okuru olarak onu tanıyan yazarların görüşleri de yer alıyor görüntülerde. 

Düşünen Kalem Nuri Pakdil, Düşünen Kalem Sempozyumu 2010

İlk kıvılcım: Cezayir

İlk oturumun başkanı Ali Karaçalı, kısa bir değerlendirmenin ardından sözü Ömer Erinç’e bıraktı. Erinç, Pakdil’in büyüdüğü şehrin, aile çevresinin, onların meseleler karşısındaki tutumlarının yazarın üslubuna, yazılarına, eserlerine etkileri üzerine bir konuşma gerçekleştiriyor. Annesinin anlattığı Cezayir öykülerinin ve bunun ertesinde ise üniversite yıllarında devam eden Cezayir kurtuluş mücadelesinin Nuri Pakdil’in İslam coğrafyasını yurt edinen devrimciliği üzerinde etkili olduğunu belirtiyor. Pakdil’in ölüm üzerine yoğunlaşmasına sebep olan etkenler de ayrı bir yer teşkil ediyor sunumda.

Düşünen Kalem Nuri Pakdil, Düşünen Kalem Sempozyumu 2010

Hüseyin Su “Nuri Pakdil'in Yazılarında Dinî Düşünüşün Tezahürü” başlıklı konuşmasına Türkiye’de dinî düşünüşün evrilmesini ve bugün gelinen noktayı değerlendirerek giriş yaptı. Pakdil’in düşüncesinin temelinde dinin yer aldığı diğer birçok sunumda belirtilen bir mesele oldu, Hüseyin Su da konuşmasında incelikle üzerinde duruyor bu konunun. 

Düşünen Kalem Nuri Pakdil, Düşünen Kalem Sempozyumu 2010
Düşünen Kalem Nuri Pakdil Sempozyumu 2010
Düşünen Kalem Nuri Pakdil Sempozyumu 2010
Düşünen Kalem Nuri Pakdil Sempozyumu 2010
Düşünen Kalem Nuri Pakdil Sempozyumu 2010
Düşünen Kalem Nuri Pakdil Sempozyumu 2010
Düşünen Kalem Nuri Pakdil Sempozyumu 2010
Düşünen Kalem Nuri Pakdil Sempozyumu 2010
Düşünen Kalem Nuri Pakdil Sempozyumu 2010
Düşünen Kalem Nuri Pakdil Sempozyumu 2010
Düşünen Kalem Nuri Pakdil Sempozyumu 2010
Düşünen Kalem Nuri Pakdil Sempozyumu 2010
Düşünen Kalem Nuri Pakdil Sempozyumu 2010
Düşünen Kalem Nuri Pakdil Sempozyumu 2010
Düşünen Kalem Nuri Pakdil Sempozyumu 2010
Düşünen Kalem Nuri Pakdil Sempozyumu 2010
Resimleri büyütmek için üzerini tıklayın.

Müslüman entelektüel olmanın bütün zorluklarını bir namus olarak üzerinde taşıyor

Turan Koç, Nuri Pakdil üslubunun hitabette Kur’an diline yakınlığından bahsettiği, içtenlikte ise Hallac’ın dili gibi olduğunu belirttiği  “Nuri Pakdil'de Ahlak Algısının Tezahürü” konuşmasını konuya çok yönlü hâkimiyeti sebebiyle bu görüşleri üzerine örneklerle sonlandırdı.

Konya’dan sempozyuma iştirak eden Mehmet Harmancı ise İslam anlatı geleneğinde iki farklı yolun bulunduğunu, bunların Ütopya özelliği taşıyan Fârâbi’nin El-Medinetü’l-Fazıla’sı ve İbn Tufeyl’in Hay bin Yakzan’ı olduğunu anlattı. Nuri Pakdil’in bu iki yoldan, çok da tercih edilmeyen İbn Tufeyl’in yolunu tercih ettiğini ve böylece farklı bir tarz-ı siyasete kapı araladığını ve “dışarıda” durduğunu, bunun Pakdil’i fotoğraf karesinde yalnız bıraktığını belirtti. “İslamcı entelijensiyayla Müslüman entelektüel arasındaki farkı gösterir bu duruş” dedi ve ekledi: “Müslüman entelektüel olmanın bütün zorluklarını bir namus olarak üzerinde taşıyor Pakdil.” Harmancı’nın konuşması, üzerinde incelikle durulmayı hak eden klas bir yorumdu. Bu ilk oturumun son iki konuşmasına iştirak edemedim maalesef. 

Direnişin olduğu her yerde Nuri Pakdil de var

İkinci oturum, öğleden sonra iki buçuktaydı. Akif Emre’nin konuşmasıyla başlayan oturumu Osman Sarı yönetti. “Nuri Pakdil ve Coğrafya Bilinci: Şehir ve Mekân” konuşmasında Emre, Pakdil’in şehir anlayışının medeniyetle ilintili olduğunu ve medeniyetin bir başka medeniyetle hesaplaşmasının şehirler arasında gerçekleştiğini anlattı, Pakdil’in eserlerinden misallerle açıklığa kavuşturdu. Bu hesaplaşmanın devinimini sağlayan direnişin olduğu her yerde Nuri Pakdil’in de bulunduğunu belirtti. Bu “yer”lerden biri olan 60’lı, 70’li yıllarda Pakdil’in vurgu yaptığı direniş, devrim, emperyalizm karşıtlığı meselelerini dillendirmenin cesaret isteyen bir şey olduğunu ve Pakdil’in bunu koşulsuz gerçekleştirdiğini ekledi.

Ali Ulvi Temel, Pakdil’in Ortadoğu’yu bir zaman olarak ele aldığını ve bir tarih bağlamında süreğen bir okuma yaptığını anlattı “Düşünce ve Edebiyat Açısından Nuri Pakdil'in Ortadoğu Algısı” başlığı altında. Cemal Şakar ise Temel’in konuşmasıyla birlikte okunabilecek değerlendirmeler yaptığı konuşmasında, Pakdil’in tevhid ve şirkten gelen bir tarih anlayışına sahip olduğuna özellikle vurgu yaptı.  

Temel bağlanma: Tanrısal bağlanma

Mustafa Köneçoğlu “Bağlanma Sorunu Üzerinden Nuri Pakdil’i Okumak” başlığında yazarın bağlanmaya atfettiği anlamları detaylandırdı. Buna göre Pakdil düşüncesinde “tanrısal bağlanma”, “bireysel-toplumsal bağlanma” ve “sanatsal-estetiksel bağlanma” başlıklarına alınabilecek değerlendirmelerin yer aldığını anlattı. ‘Tanrısal bağlanma’nın temel bağlanma olarak alındığı bu düşüncede, sanatsal-estetiksel bağlanma ise uygarlıkla bağlı olmanın somut hâli olarak tebarüz etmiş oluyor.

İbrahim Demirci, içeriğiyle, detaylarıyla, hitabetiyle şahane bir konuşma yaptı sempozyumda. “Nuri Pakdil’in Yazı Dilinde Polemik ve Eleştiri Dikkati” başlığını taşıyan konuşmasında, Pakdil’in Emin Ziyaioğlu, Yahya Hurşit, Ebubekir Sonumut ve Ömer Ali müstearlarıyla Edebiyat dergisinde dönemin yazarlarıyla çeşitli konularda polemiklere girdiğini, bunlardan yaptığı örneklerle anlattı. Demirci’nin verdiği örnekleri zihninden seçip çıkarması, bir metne bağlı kalmaması ve alıntıladığı yazının, paragrafın Edebiyat’ın hangi sayısında yer aldığını belirterek aktarması hayret ve hayranlık uyandırıcıydı doğrusu, bir meseleye ancak bu kadar hâkim olabilir bir insan. Işık Yanar ise “Nuri Pakdil Düşüncesinde İçdenetim” başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. 

Yoğun bir içeriğe sahip olması hasebiyle hem konuşmacılar hem dinleyiciler için yorucu bir sempozyum oldu. Maraş’ın havası, suyu, toprağı, güneşi şifa olup yağdı da üzerimize, feraha eriştik neyse ki. 

Sempozyum fotoğrafları: Elif Yüksekay

 

M. Fatih Kutan Maraş’ın feyziyle yazdı

Güncelleme Tarihi: 31 Ekim 2010, 11:00
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
cemile demirci
cemile demirci - 10 yıl Önce

pakdil'e dair her söz ayrı güzel.. sempozyuma katılamayan herkes adına teşekkür ederim.. bu kadarı bile çok kıymetli bizim için..

mehmet sait çakar
mehmet sait çakar - 10 yıl Önce

memleketim maraş'tan sempozyuma katılan arkadaşlarla konuşuyorum. ibrahim demirci'nin konuşmasını çok farklı bulmuşlar, hiç dikkatleri dağılmadığı gibi yeni birçok şey öğrenmişler. insan hikâye, şiir yazıyorsa okunmalı, konuşuyorsa dinlenmeli. ibrahim demirci böyle bir yazar işte. söyleyecek sözü olanlardan...

vita brevis
vita brevis - 10 yıl Önce

yedi güzel adamdan biri...
"şan soluyan şan alan genç yürekler
ey kardeşler
gören gözlere ortalık ışımıştır "
vesselam...

banner19

banner13

banner26