Nehirlerin dili İhsan Süreyya Sırma'ya açıldı

Bugüne kadar nehirlerin sesine dikkat edip de yankılanan çığlığı işitmediyseniz, İhsan Süreyya Sırma'nın “Nehirlerin Dili” kitabına mutlaka kulak vermelisiniz. Ve sayfaların arasında bir nehir yolculuğuna çıkmalısınız.

Nehirlerin dili İhsan Süreyya Sırma'ya açıldı

 

Nehirlerin de bir dili olabileceğini hiç düşündünüz mü? Ya da sırtlarında hiç bilmediğimiz sırlar taşıdıklarını? Acı ve gözyaşının kederiyle taştıklarını mesela... Eğer bugüne kadar nehirlerin sesine dikkat edip de yankılanan çığlığı işitmediyseniz, İhsan Süreyya Sırma'nın Nehirlerin Dili kitabına mutlaka kulak vermelisiniz. Ve sayfaların arasında bir nehir yolculuğuna çıkmalısınız.

İhsan Süreyya Sırma, Beyan Yayınları’nca yayınlanan Nehirlerin Dili kitabında nehir vadilerinde yapmış olduğu yolculukları anlatır. Fakat bunu yaparken de ezberlerimizi bozar. Çünkü Sırma bilinenin aksine sessizce akıp gitmekte olan güzellik abidesi nehirleri anlatmaz bizlere. Onun yerine çağlayanlar halinde akan nehirlerin çığlıklarını duymamızı sağlar. Ve zihinlerde yankılanan o soruya kitabında, “evet nehirlerin de çığlığı olur” cevabını verir. Bu yüzden de nehirleri dolaşırken onların gayrıresmi arşivlerinden yararlanır. O arşivler ise gözyaşlarıyla, acımasızlıklarla, ağıtlarla, ölüm marşlarıyla doludur. Kitabı okudukça zannediyorum ki sizlerin de gözyaşları, duygu seli halinde bu nehirlere akacaktır.

Şeria nehri kıyısında şehit olan bir çocuğu defnetmiş

İhsan Süreyya Sırma'nın, kitap içerisine aldığı nehirler genel olarak Şeria nehri, Nil nehri, Dersim çayı, Meriç kıyıları, Volga nehri, Amazonlar, Botan çayı, Fırat ve Sen nehrinden oluşmakta. Hepsinin ayrı ayrı hikâyeleri olan bu nehirlerin diğerlerinden farkı ise, İhsan Süreyya Sırma ile sırlarını paylaşmış olmalarıdır. Ancak şunu da belirtelim ki İhsan Süreyya Sırma, nehirlerin kendisine fısıldamış olduğu bu gerçeklerin kendisine tevafuken açılmış olduğunu bilmemizi istiyor.

Kitap içerisinde yer alan nehirlerin sırlarından biraz bahsedecek olursak, öncelikli olarak Şeria Nehriyle başlayabiliriz. İhsan Süreyya Sırma, Şeria Nehri'nin anlatımına nehrin yapısı hakkında bilgi vererek başlar. Sonrasında ise dikkatini çeken bir kuştan bahseder. Sürekli olarak kendisini takip etmesi nedeniyle ilgisini çekmiş olduğunu ve belli bir süre sonra da bir kayanın üstüne konduğunu dile getirir.  Merakı üzerine, kuşun konduğu kayaların arasına yaklaştığında ise karşısına ansızın Şeria nehrinin suları içinde bir insan kafası çıktığını ifade eder. 14-15 yaşlarında bir çocuğa ait olan bu bedenin, sıcağa rağmen henüz bozulmamış olması nedeniyle onu hemen defnetmek istediğinden fakat nasıl defnetmesi gerektiği noktasında tereddüde düştüğünden bahseder. Çünkü Sırma, çocuğun Müslüman olup olmadığından emin değildir.

Bu yüzden bir ipucu arar ve boynundaki muskayı açıp baktığında Müslüman olduğunu anlar. Ve onu hemen yıkayarak defnetmek için gömleğini çıkarır. Fakat Sırma, bu esnada çocuğun bedeninde bir kurşun yarası görür. Ve bu çocuğun birileri tarafından vurulmuş olduğunu fark edince bu kez, yıkayarak mı yoksa öylece mi defnetme noktasında tereddüde düşer. (Nitekim şehitler, şahadet elbiseleriyle defnedilir.) Bu tereddütleri yaşarken çocuğun belindeki sapanı fark eden Sırma artık iyice emin olduğunu dile getirir. Öyle ki Sırma'ya göre bu çocuk Siyonistlere karşı savaş veren bir Hamas mücahididir. Sırma böyle bir kanıya ulaşmasının ardından, şehidin cenazesini elbiseleriyle gömmeye karar verir.

Şehidi defnettikten sonra ise küçük bir kartonun üzerine silik bir şekilde kanla yazılmış bir yazı görür. Kartonda adının Muhammed olduğu, düşmana taş atarken yaralandığı ve karanlıkta kaybolduğu bu yüzden de buraya geldiği yazar. Ayrıca notun en sonunda dünyadaki Müslümanların kendilerini unuttuklarını ve Mescidi Aksa'nın resimlerini sadece süs olarak asmakla yetinen Müslümanların nerede olduklarını sorar. Bunları okuyan Sırma, gözyaşlarına hâkim olamaz ve Şeria nehrinin arşivinde saklı kalan bu belgeyi sayfaları arasına taşıyarak, bizleri de bu şehitten haberdar kılar.

Botan çayı kenarında saklı mağaralarda Kur’an öğrenimi

Bir diğer nehir ise Nil'dir. Sırma yine nehrin yakınlarından giderken bir kurbağanın dikkatini çektiğini dile getirir. Ve bir süre bu kurbağayı izledikten sonra kurbağanın yanına bir yere zıpladığını ve o zıpladığı yerde bir kâğıt parçası olduğunu görür. Bu kez Nil nehrinin arşivini bulan Sırma, üzerinde Arapça yazan Mısır parşomenini hızlıca açarak okumaya başlar. Ve mektubun, Seyyid Kutub'un darağacında idam edildiğini gören, Seyyid Kutub'un bir öğrencisi tarafından yazılmış olduğunu ifade eder. Mektubun ilerleyen sayfalarında ise o günlerde İhvan-ı Müslümin taraftarlarının Abdunnasır'dan neler çekmiş olduğunu dile getiren bir muhtevası olduğunu söyler. Mektuptan pasajları da kitabına alan Süreyya Sırma, böylelikle resmi olmayan bir tarihi de gün yüzüne çıkarır.

Son olarak da Botan çayı kıyılarındaki gerçeği dile getirecek olursak, Boton çayının etrafındaki gizli mağaraların içine girmemiz gerekir. Çünkü Sırma bu kez dinlemiş olduğu bir hatırayı nakleder okurlarına. Kur’an’ın gizli okunduğu bir dönemde, Boton çayının gözden uzak mağaralarında gizli gizli Kur’an öğretimi yapıldığı bir zamandan kesitler alır. Oranın yerlileri bu mağaraları askerlerin bilmediklerini ve böylelikle hem Kur’an öğrendiklerini hem de Kur’an’ların parçalanmasını engellediklerini anlatırlar İhsan Süreyya Sırma’ya.

Birçok tarihçinin yalan gözüyle baktığı gerçekleri okuruyla buluşturan Sırma, Rabbinin rızasını kazanmak için bir yola çıkmış olduğundan olsa gerek, halis niyetinin karşılığını almış ve tarihe karışan gerçekleri okurlarıyla buluşturmuş. Nehirlerin Dili, bunlara benzer 20'ye yakın nehrin hikâye ve acılarıyla eserin sonuna kadar devam ediyor. Her anlattığında ibret almamız gereken ayrı hikâyelerin yer aldığı kitap, sanırım üzerimizdeki ölü toprağını atmamız için bizlere bulunmaz bir nimet sunacaktır. Eğer bir nehir yolculuğuna çıkmak isterseniz önce Sırma'nın bu kitabıyla başlamak en güzeli olurdu sanırım.

 

Enes Yaşar yazdı

Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2016, 16:03
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13