Ne öyle akıllı eşekler kaldı ne de semer ustası

Kaybolan mesleklerle ilgili bir fotoğraf çalışması için Adıyaman’ın Kahta ilçesinde Demirciler Çarşısı'nda bir semerci ile karşılaşan Hikmet Kızıl, onunla muhabbetini yazdı.

Ne öyle akıllı eşekler kaldı ne de semer ustası

Adıyaman’ın Kahta ilçesinde Demirciler Çarşısı'nda fotoğraf çekiyordum. Kaybolan mesleklerle ilgili bir fotoğraf çalışması için çarşının nostaljik havasını teneffüs ediyorum. Demirciler çarşısı eski dokusunu koruyan, modernizmin bulaşmadığı ender yerlerden biri.

Çarşıda semercilik yapan iki kişi var, biri Hacı amca.

Yanına gittiğimde işine dalmış, bir semer yapmakla uğraşıyordu. Selam verdim, selamımı büyük bir samimiyetle alıp buyur etti, oradan buradan konuştuk. Mesele mesleğiyle ilgili kısma geldi. “Eskisi gibi eşek kalmadı” dedi Hacı amca. Ve bir fıkra anlatayım diye de başladı:

"Politikacının yolu Remoların köyüne düşmüş. Köyde gezinirken bir ara politikacının gözü yoldan geçen, boynunda çıngırağı olan eşeğe takılmış. Eşeğin arkasından gelen Remo’ya sormuş politikacı:

-Ya bu eşeğin boynuna çıngırağı niye taktınız?

Remo:

-Eşek yürürken çıngırak çalıyor, durunca çıngırak sesi kesiliyor. O sırada ben de koşup eşeği yürütüyorum.

Politikacı, “E peki ya eşek durup sadece boynunu sallarsa nerden anlayacaksın peki?” diye sormuş ukala ukala..

Remo da yapıştırmış cevabı:

-Sizin gibi akıllı eşeği nerden bulacağız ki!"

Ne öyle akıllı eşekler kaldı ne de semer ustası” dedi Hacı amca. Gülüştük.

Teknoloji girdi mi bir işe gönül oradan kaçar

Çay söyledi. “Kadim bir meslek çulculuk” dedi hacı amca. Yük ve binek hayvanı olarak kullanılan at, eşek ve katır gibi binek hayvanlarının taşıyacakları yükün hayvanın sırtına zarar vermemesi için, ağaç iskelet üzerine deri ile keçe arası kamış otları ile doldurulup sarılarak dikilirmiş semerler: “Bu kamışları bilinen sazlıklardan kendimiz gider toplarız.”

Bazı yörelerde buna “palan”, bu mesleği yapanlara da çulcu, palancı ya da semerci adı da veriliyor. “Bana sorarsanız çulcu en güzeli” diye ekledi Hacı amca.

Bizde metre falan olmaz, çulcunun ölçü birimi ya karışları veya çula attığı çentikleridir. Teknolojiyi işimize bulaştırmıyoruz.” deyip, “teknoloji girdi mi bir işe gönül oradan kaçar “diye de bilge bir söz etti çulcu ustamız.

İyi bir ustanın elinden çıkan çul, hayvanın sırtına vurulduğunda hayvana kesinlikle zarar vermemeli, bir takım elbise gibi hayvanın üzerine oturmalı. Çulcular zaten kendilerini 'hayvan terzisi' olarak nitelendirir.” diye sohbetine devam etti hacı amca: “Eskiden deve üzerine atılan ve 'havut' denilen deve palanları da biz yapardık. Önce develer gitti^, şimdi de eşekler. Yakında bize de yol görünür. Şimdiki gençler yapmaz bu işleri, hem zaten eşek binen de kalmadı ki. Eskiden şu aşağı bayırda sürüyle başıboş eşekler dolaşırdı, şimdi onları da görmez olduk, gece yarıları birileri kamyonlara bindirip götürdü diyorlar görenler.”

Eşekleri mutlu eden meslek

Hele bir çay daha söyleyeyim de öyle anlatayım” diyerek bu işte kullandıkları keçeye dair de ilginç bilgiler verdi amcamız: “Bizim işte vazgeçilmez malzemelerden biri de keçedir. Koyun yapağısından dövülerek ve sıkılarak dokuma yapılmadan elde edilen bir kumaş olan keçenin hikayesi bir hikayesi var. Biz Maraş’tan getiriyoruz keçeyi. Keçe, soğuk yerlerde yaşayan ve geçimini hayvancılıkla sağlayan toplumların buluşudur, sıcak tutması ve ısıyı yalıtması, yaygı ve giysi olarak kullanılmasına sebep olmuştur. Önce insan ısınmış, sonra eşeklere, develere de yapılmıştır.”

Sözün tam burasında bir hikaye daha anlattı bilge Hacı amcam:

Köyün yaşlı semercisi Bekir usta ölmüştü.

Tüm eşekler köy meydanında toplandılar, tepindiler, oynamaya başladılar. Yaşlı hasta bir eşek duvar dibinde düşünüyordu. Ona geldiler:

Haberin yok herhalde, semercimiz öldü.

Ne olmuş öldüyse?

Artık sırtımız yara bere olmayacak, özgür olacağız.

Nasıl bir özgürlükmüş bu!

Semerci olmayınca artık sırtımıza semer yapılmayacak, kırda bayırda istediğimiz gibi dolaşacağız…

Yaşlı eşek gülmüş:

Şaşarım aklınıza… Bugün sevinçle tepineceğinize, aslında yas tutmalısınız. Bekir Usta iyi kötü sırtımızın ölçüsünü biliyor, bizi rahatsız etmeyecek semerler yapmaya çalışıyordu. Yarın bir acemi semerci getirirler, sırtınız yaradan kurtulmaz. İyisi mi siz semerciden değil, eşeklikten kurtulmanın yolunu arayın. Eşek kaldıkça, sırtınıza bir semer yapan bulunur.”

Elindeki çuvaldıza bir ilmek attı hacı amca ve başladı icra-yı sanata… Biz veda edip giderken eşeklerin en çok sevdiği mesleklerden olan semercilik ve keçecilik, kaybolan bir çok mesleğimiz ve değerimiz gibi tarihimizin nostaljik ve zengin koridorlarında seçkin yerini almış bulunuyor çoktan.

 

Hikmet Kızıl Adıyaman’dan bildirdi

Güncelleme Tarihi: 12 Mayıs 2015, 10:27
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali Şinas Kirimli
Ali Şinas Kirimli - 4 yıl Önce

Teknolojinin arttıgi ama huzurun olmadigi bir dönemde yaşiyoruz.Nerde fakir ama mutlu,yorgun ama umutlu bir okadar da muhabbet dolu insanlar.

MUhammed
MUhammed - 4 yıl Önce

Haberin işlenişi çok güldürdü sahiden bizim köydeki eşekler de hep kayboldu kim alıyor bunları abi... yüreğine sağlık üstad, harika olmuş...

banner19