banner17

Naziler Müslümana tahammül edemiyor

Almanya’da yapılacak iş, farklı dinlerden insanların en azından birbirini anlamasına yönelik bir iradenin oluşturulmasıdır.

Naziler Müslümana tahammül edemiyor

 

Almanya da yaşayan Türkler rahat mı?” diye sorarsak, çaktırılmasa da biraz dışlanmışlık havası eninde sonunda hissediliyor. Hele hele “II. Dünya Savaşı’nda Hitler zamanında Yahudilere karşı gösterilen tavırları elimizden gelse size de yapacağız” havaları sezdiriliyor. Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı verilerine göre Almanya’da 2000 yılında 2.200 Neonazi vardı. Bu rakam 2010’da 5.600’e yükseldi. Ayrıca aynı verilere göre Almanya’da ırkçı partilere üye olanların sayısı 25.000. Elbette bu kimseler en uç noktada bulunanlar. Ama bir de “sessiz çoğunluk” var. Almanya’da “sessiz çoğunluk” belki gamalı haçtan uzak duruyor ama Thilo Sarrazin gibi etnosentrik düşünen ve sadece “Türk ve İslam karşıtlığını” siyasi kimlik edinen kimseleri destekliyor.Avrupa'da İslam karşıtı eylemler

Mesela aşağı Almanya daha çok Katolik ağırlıklı ve orada küçük eyaletler bulunduğu için daha korumacı davranıyorlar ve Müslümanlara karşı biraz daha baskıcı olabiliyorlar. Önyargılı davranıyorlar mı? Evet, ama bu biraz da bizim tutumumuzdan kaynaklanıyor. Kendinizi baskı altında hissettiğiniz zaman ya da dinî sembollerinize karşı tepkide bulundukları zaman “Almanya demokratik bir ülke” dediğinizde hemen susuyorlar ve itiraz etmiyorlar.

Okuyan kesimler Müslümanlara karşı daha saygılı

Almanya’da “entegrasyon” adı altında asimilasyon politikalarının devrede olduğu düşünüyorum. Türkleri özlerinden koparıp kendi alışkanlıklarına çekmeye çalışarak asimile ediyorlar. Bazı Türklerin de bu hususta şu hataları var. Karşılıklı adım atılmıyor. Almanlar “bunları yapın” dediklerinde Türkler, “hayır, bize göre bu böyle deyip” itiraz da etmiyorlar, onların dediklerini de yapmıyorlar. Böyle olunca uzlaşma olmuyor.

Almanya’da uzun yıllar yaşayıp da Almanca bilmeyen yurttaşlarımız var. Orada yaşıyorlar, çocuk parası, işsizlik parası alınıyor ama dil ve komşuluk ilişkileri söz konusu olunca çekimser kalınıyor. Tezatlıklar başlıyor. Büyük bir önyargı oluşuyor. Örneğin bir Alman, yukarıdaki anlamda, Almanya’da Türkiye’den Müslüman arkadaşlarının olduğunu belirtip onların iyi özelliklerini anlatırken şöyle diyordu: “Bu kişiler burada çalışıyor, vergi ödüyor ve Alman toplumuna uyum sağlama düşüncesinde olmayan diğer Müslümanlara küfrediyor. Çünkü diğerleri bu toplumda asimile olmadan sürekli devletin sosyal bütçesini sömürüyor.” Evet, böyle düşünüyorlar.

Dindar Müslümanlar okullarda kıyafetlerinden dolayı bir sıkıntı yaşamıyorlar

Anasınıfı (Kindergarten) çoğu yerlerde kilise himayesinde bulunuyor ve dinî eğitim 3-4 yaşlarında başlıyor. Özel okullarda aile, okul yönetimi ile iletişime geçerek bu dinî eğitimi almak istemediğini çünkü dinlerinin farklı olduğunu söylediği zaman anlayışla karşılayıp o dersten, eğitimden muaf tutuyorlar. Normal devlet okullarında her sınıfta duvarda muhakkak bir haç vardır. Her sabah ayin tarzı bir dua yapılır.

Avrupa'da İslam karşıtı eylemlerOrada Kur’an kursu için bir yaş sınırlaması  yok. Almanlar dinî eğitim almış Müslümanları, Müslümanlığı yaşayan Müslümanları seviyorlar ve saygı duyuyorlar. Daha yeni yeni kurulan “kadın kolları” şeklinde gruplar da var. Bunlar diğer farklı dinlere mensup gruplarla bilgi alış-verişi yapıyor, oturup konuşuyorlar.

Müslüman hanımlar okullara rahatlıkla başörtüsü  ile girebiliyorlar. Okullarda sadece şu problemler çıkıyordu, yüzme, jimnastik, beden eğitimi dersleri mütesettir hanımlar için sorun teşkil ediyor. Bu derslere girmediğiniz zaman protokolde imza toplanıyor ve sizi teorik bir sınava alıyorlar.

Müslümanlar resmi kurumlarda zorluk yaşamıyorlar. Üniversitelerde mescit var. Bazı resmi kurumlarda zorluk çıkarırlarsa “demokratik ülke” dediğinizde susuyorlar ama şunu da demeden geçmiyorlar. İnsanı en çok bu sözleri yaralıyor. İşte şu cümle: “Sizin ülke izin veriyor mu?” Bunu dedikten sonra geçip gidiyorlar. Siz bir şey diyecek oluyorsunuz ama boğazınızda düğümleniyor.

Müslümanlara reva görülen bir çok adi vaka var

Okul hayatından ve günlük yaşamdan birkaç sıkıntıyı aktarmak istiyorum: Mesela, Duisburg şehrinde okuduğumuz lisede müdür bey şöyle demişti; “Ben size diplomayı vereceğim ama siz elimi sıkmayacaksınız, nasıl oluyor da bu modern çağ ile çelişen harekette bulunuyorsunuz.” Başka bir olayda ise; sınıfta Alman bir arkadaş  yoktan yere, sırf Müslüman olduğumdan, sataşmaya başladı, erkek olduğu için güçlü. Boğazımdan tuttu ve duvara doğru sıraları düşüre düşüre iteklemeye başladı, bu arada öğretmen sınıfta ama tepki göstermedi. Ben boğulacak duruma geldiğimde müdahalede bulundu ve sadece ayırdı. Ceza vermedi. Orada okula genellikle bisikletle, yakın olanlar yürüyerek veyahut servisle gidiliyor. Ben ve arkadaşım bisikletle gidip geliyorduk. Kırmızı ışıkta durduğumuzda bu çocuk geldi ve bisikletimi yanımızda duran bir pikapın arkasına attı. Arabanın arkasından bir sonraki kırmızı ışıkta durasıya kadar koşturduk. Bisikleti aldık. Sonuçta ne oldu, hiçbir şey… Ve buna benzer ya da bundan kat kat ağır birçok olay…

Sonuç olarak; onların bir nevi bize, bizim de onlara ekonomik açıdan ihtiyacımız olabilir. Sorun aranacaksa eğer, esas sorun Müslümanların varlığında değil, değer yozlaşmasına bağlı olarak sosyokültürel ve sosyoekonomik üretkenliğin duraksamasında aranmalı. Bu yaşam tarzı devam ettiği müddetçe, Avrupa’nın yabancıya bağımlılığı daha da artacaktır. Korkunun ecele faydası yoktur. En iyisi, birbirini anlamaya yönelik bir iradenin oluşturulmasıdır. Bu da Müslümanlığa karşı tutumları en aza indirger gibi görünüyor.

 

Semra Dönmez Almanya’da bildirdi

Güncelleme Tarihi: 03 Nisan 2012, 01:10
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20