Nasıl donanımlı bir kişi olabiliriz?

"İslâm’da tenkid vardır fakat asıl mesele tahkiktir. Eleştiriden ziyade duyduğunuz ya da okuduğunuz şeylerin aslını ve hakikatini öğrenmek, asıl meseleniz olsun."

Nasıl donanımlı bir kişi olabiliriz?

Genç kardeşlerimizin merak ettikleri konulardan birisi de şu: Üniversiteyi okurken hayatımızın bu uzun süren safhasında kendimizi nasıl yetiştirebiliriz, sınavlara hazırlanıp ders kitaplarını tahsil ederken diğer yandan nasıl donanımlı hâle geliriz?

Öncelikle donanım kavramını ikiye ayırmak gerekiyor: Bilgi donanımı, ahlâk donanımı.

Bizdeki temel eksiklik; bilgi donanımının yanı sıra ve özellikle ahlâk donanımıdır. Toplumda “kendi”si olabilen, her “ne” ise öyle davranabilen, gerçek fikri, düşüncesi ve inancını tam olarak ortaya koyabilen insan sayısı oldukça az. Bunun birçok sebebi vardır. En büyük cesaret; kişinin ahlâkıdır, sizin kendinizi, olduğunuz gibi ortaya koyabilmeniz önemli bir cesarettir. Bunu, genç yaşlarda bu düzeyde anlamak, önemini kavramak kolay olmayabilir. Fakat gelin, yine de bu yaşlardan itibaren kendimizi inşâ etmeye başlayalım, bir hedefimiz olsun. Bu hedef dünyevî bir hedef olabilir ve bu hedef aşkın bir hedefin bir parçası olabilir. Ancak hedef dediğimiz şeyi putlaştırmayalım. Çünkü dünyevî olan hiçbir şey tek başına kıymetli değildir. Her biri Allah’ın verdiği birer araçtır. Arzu ettiğimiz bir kurumda çalışmak ya da hayalini kurduğumuz bir makamın nasip olmaması durumunda ebedi hedefimiz değişmemelidir. O yüzden biz dünyada kariyerist olamayız. Günümüzdeki hastalıklardan biri de maalesef budur. Gençler artık geçmişteki gibi belli düşünce akımlarının, belli dünya görüşlerinin bir parçası olmadıkları için genelde siyaseti, eğitimi, düşünceyi, kültürü ve sanatı tamamen araçsallaştırıyorlar. Oysa devlette çalışmak için falanca derneğe katılmak, bir yere gelmek için filanca vakıfta görev almak, illaki siyasi bağlantılar kurmak gibi yaklaşımlar esasen “kendi”lik hedefleri önünde önemli birer engeldir. Onun ebedi bir hedef olması gerekir çünkü cesaret, şahsiyet, kendini ortaya koyabilmek; kişinin ahlâkının bir parçasıdır. Dolayısıyla ahlâki donanım çok mühimdir.

Peki, ahlâki donanım nasıl elde edilir?

Öncelikle Allah’a has bir kul olmaya çalışmakla... Hayatımız bu gayretle geçmelidir. Oluruz ya da olduk diyemeyiz, olanı görünce imreniriz, olmayanı görünce üzülürüz ama en olmayanın kendimiz olduğunu düşünmeliyiz. Kişisel serüvenimden örnek vermek gerekirse ben, Ankara’dan orta gelirli bir aileye mensup birisi olarak İstanbul’a geldim. O zaman Boğaziçi Üniversitesi şimdiki kadar büyük değildi, ortalama bin beş yüz kadar öğrenci vardı. Dolayısıyla kampüste herkes birbirini tanırdı. İngilizce öğrenirken işe, Üsküdar’daki Şemsi Ahmet Paşa Cami’nin kütüphane kısmında “okumalar listesi” hazırlamakla başladım. Hazırlık eğitiminden sonra asıl alanım olacak Siyaset Bilimi’nin müfredatını düşündüğümde –Atina’dan başlayarak ABD’ye kadar gidecek olan serüvende- içinde tek bir Müslüman, Çinli ya da Hintli bir isme rastlamadan sanki bütün bir tarihi Batılılar yazmış gibi bir sorunla karşılaşıyordum. “Buna nasıl bir çözüm geliştirilebilir?” diye düşündüm. Çareyi hiçbir zaman dışarda, bir kurumda ya da yapılanmada aramayın, gerçek çareyi kendinizin üretiyor olması gerekir. Günümüzde alternatif vakıflarda, akademilerde ya da ilim-kültür merkezlerinde değerli isimler aracılığıyla alternatif bilgiye erişim söz konusu olabiliyor ancak benim dönemimde bu durum, bir lükstü. Ben de ilk olarak İslâm’daki siyasi klasiklerin bir listesini yaptım. Bugün bile daktiloyla yazdığım yüz yirmi-yüz otuz kadar kitap ismi gözümün önündedir. O dönemde ne İnternet ne de bir arama motoru da olmadığından Beyazıt Kütüphanesi, Boğaziçi Üniversitesi gibi erişimimin olduğu kütüphanelerden araştırarak bir kısmına ulaştım. Maddi yetersizlikten dolayı edinemediklerim ise hafızamda tazeliğini korudu. Çünkü yapamadığımız şeylerin değil “yapmak istediklerimizin, yapmazsak eksik kalacaklarımızın listesi” aklımızda sürekli yer etmelidir. Kanaatlerinizi, tek bir kaynağa ya da perspektife bağlı olarak geliştirmeyin. Lütfen farklı perspektifleri görüş alanınıza alın. Bir konuda emin olduğunuz bir görüşünüz olsa da onu muhakkak tahkik edin; gerçek olup olmadığını araştırın. İslâm’da tenkid vardır fakat asıl mesele tahkiktir. Eleştiriden ziyade duyduğunuz ya da okuduğunuz şeylerin aslını ve hakikatini öğrenmek, asıl meseleniz olsun. Ne olmak, kim olmak istediğimize karar verdikten sonra ise yapacağımız işi mahşere bağlayarak anlamlandırmamız gerekir. O yolda yürümek, bizi Allah’a yaklaştıracak bir şey mi yoksa bu, aslında nefsimizin arzu ettiği ve dünyada itibar görmek arzumuzdan kaynaklanan bir şey mi? Mahşerde “iyiler” arasında sayılabilecek işleri yapabileceğimiz bir yol ise o yola girelim ve o yolun hakkını da sonuna kadar verelim. Asla ilimle ve bilgiyle yetinmeyelim; ömür boyu kanaat edilmemesi gereken yegâne şey bilgidir. Her an yeniden güncelleme yapmak, eksiklerimizi gözden geçirmek ve yenilerine açık hâlde olmamız gerekir. Dolayısıyla donanım; liyakat ve ehliyetle yani ahlâklı olmakla mümkündür. Allah, hepimizi hoşnut olacağı kişilerden eylesin.

Savaş Şafak Barkçin

Makas Dergisi, Aralık- Ocak, 11. Sayı

Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2020, 13:10
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26