Mutluluğun iki yüzü

Erdemin ulaştırdığı mutluluk ise meşakkatli, sabır isteyen ve çok az insanın ulaşabildiği büyük bir zevktir. Üstelik ulaşılan bu mutluluk anlaşılmamanın verdiği ıstırap kadar derindir. Nafiye Yüksel yazdı.

Mutluluğun iki yüzü

Mutluluğu basit ve ham buluyorum. Birçok insanın mutluluğu, feda etmekle eş anlamlı tuttuğunu gördüm. Kelimenin yani fedakârlığın doğru anlaşıldığını zannetmiyorum. Önce neyden feda etmek diyelim. İnsanlar “ben onunla bir bütünüm” dediği şeyden (o her ne ise) onun için feda ettiği her şey aynı zamanda kendisi için feda ettikleri olmuyor mu? Öyleyse insan kendine mi gururlanıyor. Daha da önemlisi “bir bütün olmak” cümlesini sıkça göz ardı ediyoruz. Bütünleri parçalar meydana getirir ve insan bütün olmanın da üstündedir.

Mutluluğu basit ve ham buluyorum. Peki, hangi mutluluk? Anlık sevinçler mi yoksa acının ulaştırdığı erdemin mutluluğu mu? Kimse zamana yayılana mutluluk demiyor. Çünkü heyecan vermiyor. Çağımız itibariyle hızlıca tüketmek ve yeni olana geçmek istiyoruz. Sonra yeni geleni de hızlıca tüketmek ve sıradaki… sıradakinin ömrü kısa, sıradanın ömrü uzundur. Bu sebepten insanların azımsanmayacak kısmı adına mutluluk dedikleri anlık sevinçlerin peşindedir. Erdemin ulaştırdığı mutluluk ise meşakkatli, sabır isteyen ve çok az insanın ulaşabildiği büyük bir zevktir. Üstelik ulaşılan bu mutluluk anlaşılmamanın verdiği ıstırap kadar derindir. Tıpkı Halil Cibran’ın Ermişin Bahçesi adlı kitabında geçtiği üzere:

Ruhum kendi olgun meyveleriyle yüklü

Ruhum bükülüyor meyvelerinin ağırlığı altında.

Kim gelip tadına doymak ister?

Ruhum dolup taşıyor kendi şarabıyla.

Çöl ateşini söndürmek için kim doldurup içecek?

Çiçeksiz, meyvesiz bir ağaç olsam keşke;

Bereketin acısı daha keskin kuraklıktan,

Verecek kimse bulamayan bir zenginin kederi

Daha ağırdır elleri boş bir dilencinin acısından

Bir körkuyu olaydım keşke insanların taş attığı;

Buna katlanmak yeğdir canlı bir kaynak olmaktan

Gelip geçenler suyumdan bir damla içmedikçe.

Ayaklar altında çiğnenen bir saz olaydım keşke,

Daha iyi olurdu bu, gümüş telli lir olmaktan

Ev sahibi parmaksız,

Çocukları sağır olan bir evde.

Ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi mutluluğa ulaşmış kişinin ıstırabı. İnsan bütün olmanın ötesindedir çünkü insan tanrısal özellikler taşır. İnsan, Allah’ı ya çok büyük bir şey gördüğünde ya da küçük bir şey gördüğünde anar ve Allah’ın kudretine şahidim der, ya da ancak bu iki şekilde O’na hayranlık ve muhabbet duyulacağını düşünür. Genelde dağlar ve ancak mikroskopla görülebilecek düzeyde küçük böcekler bu kanıya referans olurlar. Oysa aşk, muhabbet ve mutluluk sıradan olandadır.  

Yayın Tarihi: 18 Eylül 2019 Çarşamba 11:00
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Abbas Paçini
Abbas Paçini - 1 yıl Önce

Muhteşem bir yazı olmuş elinize kaleminize sağlık

banner26