Müslüman Kimliğe Sahip Kamusal Figürlerin Oscar'ı: Dünya'nın En Etkili 500 Müslümanı

'Kim bilir yine kim, hangi ajandayla yapıyor?' diyenimiz olsa dahi göz atmaktan kendimizi alamayacağımız bir liste de sanıyorum ki ''Dünya’nın En Etkili 500 Müslümanı'' listesidir. Her sene, Ürdün’deki The Royal Islamic Strategic Studies Centre tarafından düzenlenen bu liste, sevelim ya da sevmeyelim, ''Müslüman kimliğe sahip kamusal figürlerin Oscar’ı'' sayılacak bir konuma gelmiştir. Deniz Baran, geçtiğimiz günlerde 9.su yayımlanan bu kitabın (zira listeler özenle hazırlanmış bir kitap formatında) sayfalarını karıştırıyor.

Müslüman Kimliğe Sahip Kamusal Figürlerin Oscar'ı: Dünya'nın En Etkili 500 Müslümanı

Kimi ödüller/ yarışmalar/ listeler vardır, her ne kadar pek itibar etmediğimizi belirtsek de ister istemez gündemimize aldığımız, hiç yoktan şöylesine bir göz atmaktan kendimizi alamadığımız… Misal, Nobel Barış Ödülleri…

“Kim bilir yine kim, hangi ajandayla yapıyor?” diyenimiz olsa dahi göz atmaktan kendimizi alamayacağımız benzeri bir liste de sanıyorum ki “Dünya’nın En Etkili 500 Müslümanı” listesidir. Her sene, Ürdün’deki The Royal Islamic Strategic Studies Centre tarafından düzenlenen bu liste, sevelim ya da sevmeyelim, “Müslüman kimliğe sahip kamusal figürlerin Oscar’ı” sayılacak bir konuma gelmiştir. Dolayısıyla, itiraf edeyim, ben de geçtiğimiz günlerde 9.su yayımlanan bu kitabın (zira listeler özenle hazırlanmış bir kitap formatında) sayfalarını heyecanla karıştırdım ve dikkatimizi celbeden kısımlarını yazma isteğimi bastıramadım.

Genel bilgiler-yorumlar

Dünya nüfusunun dörtte birine tekabül eden Müslümanların “en etkili 500 kişisi”, birazdan isimlere değinirken anlayabileceğiniz üzere 13 farklı alandaki kamusal figürlerin değerlendirmeye tâbi tutulmasıyla oluşturuluyor. Elbette doğrudan matematiksel denkleme dökülebilecek bir puanlama şablonu yok ancak ucu açık birçok kriterin kümülatif bir değerlendirmesiyle (elbette düzenleyenin kendi öncelikleri de hesaba katılarak) liste düzenleniyor denebilir.

Yukarıda da belirttiğim gibi, liste hem basılı hem de e-kitap formatında olmak üzere bir kitap olarak hazırlanıyor ve kitabın başında İslamiyet’e dair en temel bilgiler oldukça derli toplu bir şekilde özetlenirken, kitabın sonlarına doğru gerçekten başarıyla üzerinde çalışılmış, detaylı, faydalı istatistikler, araştırmalar; kitap incelemeleri, yılın önemli hadiseleri, vefat edenler listesi, Müslüman kamusal figürlerin sosyal medya istatistikleri gibi önemli kısımlar yer alıyor. Ayrıca bunlara o sene İslam dünyasının gündeminde yer tutan çeşitli konulara dair yazılar kaleme alan uzmanların yazıları eşlik ediyor. Bu kısımların, kitabın kalitesini ve ciddiyetini arttırdığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Listeye bu sene eklenen bir bölüm ise “Yılın Kişisi” bölümü. Anlaşılan o ki en etkili/güçlü Müslüman figür listesinde en tepelere tırmanamayan ancak o sene bir şekilde oldukça öne çıkan isimlerin onurlandırılacağı bir bölüm mahiyetinde. Bu sene ise iki kişi bu onura layık görülmüş: Rekor bir oy oranıyla seçilen, Londra’nın ilk Müslüman belediye başkanı Sadıq Khan ve “mültecilerin meleği” olarak bilinen aktivist Nawal al Soufi.

Şampiyonlar Ligi

“Dünya’nın En Etkili 500 Müslümanı” listesinin usulü şudur: Önce ilk 50’deki isimler sırayla ve her birine bir tam sayfa ayrılacak şekilde verilir. Geri kalan 450 kendi arasında sıralanmaksızın alanlarına göre dağıtılarak zikredilir. Biz de aynı sırayı izleyip önce ilk 50’ye ve spesifik olarak benim deyişimle “şampiyonlar ligi” olan ilk 10’a göz atalım.

İlk sıralarda, tahmin etmesi pek güç olmayan isimler mevcut. Belki de aralarındaki sıralamaya dair hemfikir olmayanımız çok olabilir ama ilk 10 genel olarak kabul görebilecek bir mahiyette.

Birinci sırada, geçen seneki gibi, Mısır’ın köklü İslami müessesesi El Ezher’in başındaki Şeyh Muhammed el Tayyib var. Kendisinin geçtiğimiz yıl Papa Francis ile görüşmesi de Müslümanları temsil makamında sayılabileceği imajına önemli bir katkı sağladı. Arap devletlerinin erkânında esen “sekülerleşme” rüzgârları yakın bir tarihte El Ezher’in konumunu ne kadar zayıflatacak göreceğiz ancak şimdilik hâlâ yüksek otoritesini koruduğu gerçeği, listedeki bu tercihten aşikâr. Ayrıca El Ezher’in bu sene Mısır’daki yönetimle ve bilhassa darbe rejiminin Cumhurbaşkanı Sisi ile bazı dini esnekliklerin gösterilmesi hususunda ciddi ihtilaflar yaşadığını not edelim. Nitekim elimizdeki listede Şeyh Muhammed elTayyib’in profil sayfasında da Sisi rejimiyle yaşadığı ihtilafların üzerinde önemle durulmuş. Suudi Arabistan’daki radikal değişimlere bakınca, bölgede geleneksel otoritelerin zayıflayıp siyaset kurumunun boyunduruğu altına girmesi projeksiyonunun varlığı reddedilemez bir olgu. Her şey konjonktürel bir sarsıntıya bakar ve El Ezher Şeyhi’ni ileriki senelerde bu kadar yüksekte göremeyebiliriz…

İkinci sırada, Suudi Kralı Selman bin Abdülaziz yer alıyor. (Pek sürpriz olmayacak bir şekilde, profil sayfasında Suudi Arabistan’ın bölgede yol açtığı şiddet sarmalına pek değinilmeden, Suudi Arabistan’ın askeri hamleleri birer başarısızlık değilmiş gibi yansıtılıyor.) Suudi Arabistan’da kadınlara verilen araba kullanma özgürlüğü de artı hanesine yazılmış. Onun da önümüzdeki sene kral olarak tahtta, hâliyle listenin bu kadar tepesinde yer alabileceği meçhul diyebiliriz.

Üçüncü sırada, Ürdün Kralı Abdullah var. Listenin ev sahipliği kontenjanında ilk üçe girdiğini söylesek pek abartmış olmayız sanırım, zira hemen altında yer alan isim neredeyse tüm Körfez-Mezopatamya-Levant bölgesine dağılmış ve bölgeyi derinden şekillendiren kuvvetlere muktedirken Ürdün Kralı’nın bu gücün yakınından geçemeyeceğini ancak yine de yukarıya yerleştirildiğini söylemek güç olmaz.

Sanırım dördüncü sıra için hemen yukarıda fazlasıyla ipucu verdim: İran Dini Lideri Ayetullah Hamaney.

Beşinci sırada ise bizlere fazlasıyla yakın biri isim var: T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan! Bir önceki seneye göre üç sıra yükselmiş.

Erdoğan’ın profil sayfasına baktığımda bazı kısımlar dikkatimi çekti. Erdoğan yönetimi altındaki Türkiye’nin dışa açılımının övüldüğü küresel ilişkiler başlığında olduğu gibi övgülerin olduğu yerler de var ancak profil sayfasındaki bazı tercihlerin Erdoğan’a karşı bilhassa yapıldığı izlenimi oluştu. Elbette bu kendi vehmim de olabilir. Örneğin, Erdoğan’ın karşı karşıya olduğu zorluklar/ engeller çok önemle vurgulanmış ve buna önemli bir paragraf ayrılmış. Türk Hükümeti’nin IŞİD ile mücadelesinden bahsedilirken “nihayet başlayabildiler” tarzı bir ibare kullanılmış. İlk 5’te yer alan Erdoğan hariç Hamaney dahil herkesten alıntılanan cümleler (her profil sayfasının başında profil sayfasından bir söz alıntılanarak yazılmış) ya İslam’ın şiddeti genel olarak onamayan, barışçıl bir din olduğuna dair ya İslam’ın hoşgörüsüne dair ya da İslam’ın ilerici yönüne dair mesajlar olarak aktarılmışken, Erdoğan’dan seçilen söz, “Ilımlı ya da ılımlı olmayan İslam diye bir ayrım yoktur. İslam, İslam’dır.” olmuş. Bu, gözüme batan bir tezat oldu ama kasıtlı bir tercihtir gibi bir iddiam da yok, sadece dikkatimi çekti.

Erdoğan’ın profil sayfasında bizleri en rahatsız edebilecek kısım ise 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin faili olarak Gülencilerden açıkça bahsetmemeye özen gösteren ve bunu Hükümet cephesinin bir iddiası olmaya indirgeyen, asıl vurguyu darbe sonrası tasfiyelere yapan dil.

Altıncı sıra, Fas Kralı 6. Muhammed’e ait.

Yedinci sırada ise ilk 10’daki politikacı olmayan ilk isim yer alıyor: Pakistan’daki Diyobendilerin lideri Şeyh Muhammed Taqi Usmani. Onu takip eden isim de yine bir dini lider: Irak’taki Şiilerin önemli figürlerinden, Büyük Ayetullah Seyyid Ali Hüseyin Sistani.

Dokuzuncu sırada ise dünya çapında ünlü bir âlim yer alıyor: Şeyh Abdullah bin Bayyah. Kendisi Forum for Promoting Peace in Muslim Socities’in başkanı ve Cidde’deki Kral Abdülaziz Üniversitesi’nde dersler veriyor.

Onuncu sırada da yine bir âlime rastlıyoruz: Yemenli Şeyh Al-Habib Ömer bin Hafız. Kendisi Yemen - Tarim’deki Dar’ül Mustafa kurumunun direktörü.

İlk 50’de Erdoğan dışındaki tek Türk

Suudi Arabistan uleması içerisinde önemli bir akım olan Sahva’nın en öne çıkan ismi ve hâlihazırda Suudi rejimi tarafından tutuklanan Şeyh Selman el Avda’nın hakkı teslim edilmiş ve kendisi, ilk 10’un hemen aşağısında yer alıyor. Ancak böyle baskılara maruz kalırsa, önümüzdeki senelerde aşağılara düşeceğini kestirmek güç değil.

On ikinci sırada yer olan, Umman’ın kudretli sultanı Qaboos’tan hemen sonra ise Suudi Arabistan’ın ihtiraslı Veliaht Prensi, Orta Doğu’daki dengeleri sarsan genç politikacı Muhammed bin Selman on üçüncü sırada yer alıyor. Muhammed bin Selman eğer bunca riskli hamlesinin ardından konumunu sağ salim koruyabilirse listenin en üstlerine doğru hızla sıçrayacaktır. Muhammed bin Selman’ın bir mensubunu oluşturduğu “genç, ihtiraslı Körfez monarkları” hattının diğer üyeleri olan BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed al Nahyan, on beşinci; Katar Emiri Tamim bin Hamad el Sani de yirmi birinci sırada yer alıyor. Nitekim bu tablo, bölgemizin geleceğine dair bizlere bir şeyler anlatıyor diye düşünüyorum…

Bu arada, on sekizinci ve on dokuzuncu sıralarda ilk Sahraaltı Afrikalı figürleri görüyoruz.

Yirmi beşinci sırada ise ilk kez bir devletdışı aktörün lideri listeye giriyor: Hizbullah lideri Hasan Nasrallah.

Yirmi altıncı sırada da Filistin lideri Mahmud Abbas var. Bu sene ciddi bir şekilde güç kaybetmesine ve Filistin’deki tabanı sarsılmasına rağmen sıralamasının iyi olduğunu söyleyebiliriz.

Yirmi yedinci sırada Orta Doğu’nun dışına çıkıp çok uzaklara gitmek ilk kez mümkün oluyor: Amerikalı Şeyh Hamza Yusuf.

Yirmi dokuzuncu sırada ise ilk kadın figür sahne alıyor: Şeyha Munira Qubeysa. Suriye’deki Qubeysi Hareketi’nin lideri. Nitekim Qubeysa’dan sonra kırk beşinci sıradaki Halime Yakub’a kadar bir daha kadın görmeyeceğiz (yeri gelmişken, Singapur’un Cumhurbaşkanı Halime Yakub’a dair Taha Kılınç’ın yazısını tavsiye ederim).

Orta Doğu’nun başkaca öne çıkan bazı siyasi figürleri de otuzlu sıralardan itibaren kendilerini gösteriyor. Genel olarak Yusuf el Karadavi gibi (33. sırada) etkili ulemanın yer tuttuğu bu kısımlar arasında otuzuncu sırada Tunuslu mütefekkir-siyasetçi Raşid el Gannuşi, otuz birinci sırada Mısır askeri rejiminin Cumhurbaşkanı Abdülfettah el Sisi, kırk ikinci sırada Yemen’deki Husilerin lideri Abdülmalik Husi, kırk altıncı sırada Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi eski lideri Mesut Barzani ve onun hemen aşağısında Londra Belediye Başkanı Sadıq Khan dikkat çekiyor.

Ancak kırk üçüncü sırada öyle bir isim var ki şüphesiz ki kendisi bizler açısından en çok dikkat çeken isim, zira Cumhurbaşkanı Erdoğan haricinde ilk 50’de yer alan tek Türk: Şeyh Mahmut Ustaosmanoğlu.

Ve diğerleri…

Görülebileceği gibi, Hamas’ın yaptığı köklü değişiklikler itibariyle bu sene adlarından çok bahsettiren Filistinli liderler Halid Meşal ve İsmail Haniye yahut İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani gibi isimler ilk 50’ye girememiş. Amerikalı akademisyen/kanaat önderi Ingrid Mattson (daha önce kaleme aldığım portre yazısı için bkz.) yahut politik çıkışlarıyla adından sık sık söz ettiren Kâbe İmamı Abdulrahman al-Sudeys (daha önce kaleme aldığım portre yazısı için bkz.) gibi birçok isim de ilk 50’nin aşağısında yer alıyor.

Ancak benim dikkatimi daha çok çeken şey, bazı alanların kendilerine ilk 50’de yer bulamamasıydı. Örneğin, Ürdün Kraliçesi Rania, Nobel Barış Ödüllü genç aktivist Malala Yusufzay gibi “sosyal meseleler (social issues)” kategorisinde yer alan hiçbir isim ilk 50’de yer almıyordu. Sanatçılar için de aynısı geçerliydi, sanatçılar arasında en yüksek sırada yer alan Maher Zain ve Sami Yusuf ilk 50’nin aşağısındaydı. Sporcular için de aynısı geçerliydi. Meşhur Somali asıllı İngiliz atlet Mo(hamed) Farah ismi en yukarıda zikredilen sporcu olsa da henüz ilk 50’de değildi.

Türkiye’den kimler var?

Türkiye’den ilk 500’de yer alan diğer isimler de şu şekilde: İbrahim Kalın, Hayrettin Karaman, Ahmet Davutoğlu, Osman Nuri Topbaş, Güler Sabancı, Aziz Sancar, Ataç İmamoğlu, Rabia Yalçın ve Orhan Pamuk.

FETÖ lideri Fethullah Gülen’i de bu bölümde zikredebiliriz. Yine nahoş bir notla: Kendisi hâlâ “eğitimci, vaiz” olarak anılıyor.

Türk asıllı futbolcu Mesut Özil’in de listede yer aldığını not düşelim. Özil, Fransız efsane futbolcu Zinedine Zidane, yine Fransa’nın zamane yıldızlarından Paul Pogba ve Fildişi Sahilli yıldız Yaya Toure ile beraber listede yer alan tek futbolcu.

Aşırılık şampiyonları!

Listeyi incelerken, “madem bir objektif olarak bir nüfuz-etki projeksiyonu ortaya konulup sıralama yapılmaya çalışılıyor, o hâlde birçok Müslüman coğrafyada dinamikleri sarsan silahlı örgütlerin liderlerine neden listede yer verilmiyor?” sorusu hep aklımdaydı. Neticede “en iyi” değil, “en etkili” Müslüman figürleri seçiyorduk.

Listeyi oluşturanlar bu soruma bir nebze cevap olacak bir bölümü eklemeyi unutmamışlar: “Top Extremists”, yani “zirvedeki aşırıcılar”J Biraz komik geliyor ama hiç olmamasındansa iyidir.

Tabi bu listeye kimin gireceğine dair filtrelerin son derece sübjektif olduğunu söylememe gerek yok. Mesela Hizbullah’ın ve İranlı Devrim Muhafızları’nın güdümündeki birçok grubun da hatta FETÖ’nün de pekâlâ bu listeye sokulması mümkün olabilirdi. Ancak herkesin filtreleri kendisine göre değişiyor, bu kadarını söylemekle yetinelim ve devam edelim…

“En birinci” aşırıcımız tabi ki IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi. Onu hemen el Bağdadi’nin eski patronu, El Kaide lideri Eymen el Zevahiri takip ediyor. IŞİD olmasa da El Kaide çizgisinin teorisyeni kabul edilen Filistinli Şeyh Ebu Muhammed el Makdisi de üçüncü sırada. Cephetü’l Fetih el Şam, eski adıyla Nusret Cephesi lideri Ebu Muhammed el Colani de dördüncü sırada.

Beşinci sıradan itibaren ise Orta Doğu’dan çıkıp Afrika’ya gidiyoruz: Boko Haram lideri Ebubekir Shekau ve El Şebab lideri Ahmad Umar. Son sırada ise Endonezya Mücahidler Konseyi lideri Ebubekir Beşir yer alıyor.

Satır aralarında neler var/yok?

Yukarıdaki başlıklara yediremediğim bazı notlarımı burada üst üste not edip yazıya noktayı koyabilirim.

Suudi Arabistan’daki son tasfiye dalgasında tutuklanan ve Müslüman dünyanın en zengin figürleri arasında yer alan Suudi isimler Elwaleed bin Talal ve Bakr bin Ladin de ilk 500’deki yerlerini kaybetmemişler.

Bu kadar insanın arasında, Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani’nin yer almamasını hayretle karşıladım. Acaba ben mi göremedim diye tekrar tekrar baktım ancak yok. Halbuki şu an sahadaki en etkili aktörlerden biri.

Sosyal medya istatistiklerine ayrılan kısma baktığımızda Mesut Özil’in en çok takipçiye sahip üçüncü, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da yirminci sırada yer aldığını görüyoruz. Bu gerçekten yüksek bir popülariteye işaret ediyor.

Ayrıca sosyal medya istatistiklerinde zirvelerde yer alan Mısırlı TV sunucusu Bassem Youssef, Lübnanlı pop şarkıcısı Haifa Wehbe gibi bazı kamusal figürlerin ilk 500 listesinde yer alamaması da ilgi çekici bir durum.

Fethullah Gülen’e dair imajın, Ürdün’den çıkan bir listede dahi bu denli hüsn-ü zanla sergilenmesi, sadece öfke duymamız değil, aynı zamanda oturup üzerine düşünmemiz gereken bir konu.

Herhalde yazı boyunca fark edilmiştir, liste daha çok bir “kimlik Müslümanlığını” esas alıyor. Ancak aksi pek sağlıklı da olmayabilirdi. Neticede öbür türlü bir Müslüman tanımı problemi ortaya çıkabilir ve herkesin “kalbini yarıp bakmak” mümkün olmayacağından ötürü farklı sıkıntılar yaşanabilirdi.

Sonuç olarak, tüm “kayırmalarına” ve zafiyetlerine rağmen, elimizdeki liste ilgi çekici ve ayrıca kaliteli içerik sunan bir çalışma. Bilhassa benim gibi istatistik seven, derlemelerden ve bir şeyleri derli toplu görmekten heyecan duyanlar için… Ayrıca tüm kusurlu yanlarına rağmen, bizler bir benzerini yapsak daha mı objektif ve az kusurlu olur diye düşününce de olumlu bir cevap veremiyorum açıkçası. Bu listenin iyi kötü markalaştığını da varsayarsak, kısacası, bu çalışmayı fazla da küçümsememek lazım diye düşünüyorum.

 

Deniz Baran

Güncelleme Tarihi: 27 Kasım 2017, 16:33
YORUM EKLE

banner19

banner13