Müslüman iktisatlı müzik yapar!

Ömer Karaoğlu, dunyabizim.com'da yazmaya devam ediyor! Mühendislikten din adamlığına getiren müziğini anlatıyor bu sefer!?

Müslüman iktisatlı müzik yapar!

Mühendislikten İktisada, Oradan Müziğe Devam Etmenin Cevazına Dair?..Ömer Karaoğlu

“Allahım! faydasız ilimden sana sığınırım…”

Daha çok gençtim. Kafamda ve gönlümde birikenlerin, hançeremden çıkıp birilerinin yüreğine misafir olacağını bilemezdim. Nereden bilirdim bana benzeyen bu kadar insan olduğunu bu ülke ve ötesinde. Hicret isimli bant tiyatrosuna, bir iki arkadaşımla aramızda amatörce söyleyip pişirdiğimiz birkaç ezgiyi okumamızı istediler. Ulvi Alacakaptan yönetmiş ve İbrahim Sadri yazmıştı. Zaman Yayıncılık “La ilahe illallah” cıngılıyla sunuyordu. Daha önce bir abimizin düğün merasiminde sahnede okurken deşifre olmuşuz meğer. Karakoç üstadın haberi yok ama “ayet ayet sure sure” yürütmüşüz “Mekke’den Medine’ye”, oradan da “Fatih’e”. Müthiş bir ilgi görmüş bu kaset (o zamanlar kaset vardı). İnsanların hanelerine, yüreklerine konaklamışız, ne saadet!..

Sonra Tevbe, Hudeybiye, Mekke’nin Fethi, Gün Batıdan Doğmadan, Adı İçin Yaşamak ve diğerleri… Bir kader yürüyüşüymüş meğer: Stüdyo, sazlar, tonmaister, vokal, detone, aranje, sabır, savaş, zafer, makara kayıtlar, dublajlar, yolda sırdaşım, abim, dostum Ahmet Mercan, Mehmet Gençler, Yabanigüller, ve arkadaşlarım. Kimi zaman sesime ses, kimi zaman sükut-u hayal olacak olan arkadaşlarım!…

İTÜ Makina Fakültesi -GümüşsuyuİTÜ’ye her girdiğimde bir hastane morguna girmişcesine soğukluk hissederdim

Seksen beş yılı… Üniversite sınavında İTÜ Makine Fakültesi’ni tutturmuştum. O zamanlar tutturuluyordu, galiba hâlâ öyle oluyor. Mühendisliğin bana göre olmadığını anlamam iki yıl kadar sürdü. Hatırladığım şey; Gümüşsuyu yokuşundaki okulun orta avlusundaki küçük ve bakımsız mescit, bir de atelye dersinde somun ve civatayı makinalara bağlayıp Dolmabahçe sahilinde tek başıma denizi seyrederek bir paket Maltepe’yi bitirdikten sonra T cetvelimle Taksim meydanından bindiğim otobüste bir tek okul arkadaşıma rastlamayışımdı. Demek Bayrampaşa’da oturan yoktu. Okula her girdiğimde nedense bir hastane morguna girmişçesine soğukluk hisseder, bir de anfideki akşam derslerinde denk gelirse İnönü’den maçın tek kalesini takip etmeye çalışırdık. Yok, mühendislik bana göre değildi.

Oysa Beyazıt ne güzeldi

Oysa Beyezıt ne güzeldi. Hareketli, cıvıl cıvıl. Sonra Beyazsaray kitapçılar çarşısı, sahaflar, Marmara kıraathanesi, Vefa, Çorlulu… Kitaplar, okumalar, hararetli tartışmalar. Yok, böyle gidemezdi. Babama borçluydum. Kesin ve net konuştum, “iki seneyi yaktığım için kusura bakma, her şey iyi olacak inşallah” dedim, “sen bilirsin” dedi, sağolsun. İktisat okumaya karar verdim ve okudum. İstanbul İktisat çevresi. Beyazsaray ziyaretleri, eylemler, son sınıfa geldiğimde bir sürü ders birikmiş alt sınıflardan. Temizleyiverdim son sene ve söz verdiğim gibi dört yılda bitti fakülte.

İstanbul Üniversitesi -Beyazıt

Molla geçmişimi ekonomi lisansımla birleştirdim

Kitabı okuyacak kadar Arapçam ve gavur bana söverse anlayacak kadar da İngilizcem vardı. Tavsiyem şu ki aziz okuyucu; bir doğu (tercihen Arapça) ve bir batı dili faydalıdır; biriyle kitabı öğrenirsin, diğeriyle en azından batı gümrüklerinde işin kolaylaşır.Ömer Karaoğlu

Bir süre devam eden molla geçmişimi ekonomi lisansımla birleştirebileceğim en uygun alan olarak iktisat tarihini seçtim ve iktisadın piyasa değeri olmayan bu alanında bir şeyler olmalı diye düşündüm. Yüksek lisans, doktora hep iktisat tarihinde oldu. Osmanlıca’ya ve bir dönem de Osmanlı arşivlerine sızma imkânı buldum. Sonra tarih okumaları yoğunlaştı. Biz nasıl oldu da bu hale gelmiştik ve dedelerimiz gerçekten kime ve nasıl ihanet etmişti? Destanlar yazan bir imparatorluk topyekûn nasıl yurtdışına kaçmış(mıy)dı? İlkokuldan bu yana tarih dersinde okuduklarım yanlışsa bu kadar yanlışı öğreten öğretmenler durumun farkında mıydı? Gelecek nesiller onların eseriyse ben ve benim gibiler ne tür eserler olacaktı? Vs vs.

Çok şey bilmek seni idrak sahibi kılar mı?

Bütünden koparılmış bilgilerin hayatı anlamlandırmak ve sadra şifa olmaktan uzak oluşunu farkedebilmek için bir süre daha okumam ve akademide kalmam gerekti. İktisat, tarih, felsefe ve öteden beri sürdürmeye çalıştığım kadim ilimlere dair okumalarım, şükürler olsun ki “akademizm” afetine karşı olduğu kadar sahnede de bir tür sigortam olmalı diye düşünüyorum. Müzik yolculuğumda çoğu kere zihnimde ve gönlümde bana refakat eden bu işaret taşlarının ne kadar hayatî değer taşıdığını zamanla daha fazla fark etmeye başlıyorum. En çok da “kitapların kitabı”… Onun kılavuzluğuna ne kadar da çok ihtiyaç duyuyor insan!…

Yeni zamanların parçalanan zihin ve yürekleri ilmi de paramparça etmiş. Bir dünya uzmanlık alanı var artık. Birinde uzmanlaştıkça diğerlerine körleşiyor insan. Diğerlerine, ve tabii bütüne… İlmin sahip ve kaynağına sağırlaşıyor. Para piyasaları ve borsanın en küçük hareketlerinden haberdar olabilen insan, her gün haksız yere kıyılan yüzlerce cana duyarsızlaşabiliyor. Kazanç ve risk ihtimallerini inceden inceye hesaplayabilen insan, her nasılsa “ince eleyip sık dokuma”nın erdemini artık bir tür “enayilik” olarak algılıyor. Enformasyon hızla artıyor ama giderek ilimden kopuyoruz.

Oysa çok şey bilmenin insanı “müdrik (idrak sahibi)” kılmadığını ve “âmil” olanın ancak “âlim” olabileceğini öğretiyor peygamber. Servet, şöhret ve statünün değil Allah’a yakınlığın üstünlük ölçüsü olduğunu belletiyor.

Ömer KaraoğluMuktesid müzik

Kimi dostlar zaman zaman soruyorlar; İktisatçısın ve müzik yapıyorsun…?

Evet “iktisatlı müzik” yapmaya çalışıyorum. Kasdım daha çok içerik ve konum alışla ilgili… Müzik yolculuğumda hadsizlikten sakınmaya, hadleri zorlamamaya gayret ediyorum. Ne kitlelere yalakalık sevdasına düşüp tribüne teslim olmalı, ne de fildişi kulelerden aşağıdakileri seyreden seçkinci bir tutuma heveslenmeli diye düşünüyorum.

İfrat ve tefrite mesafe alan “muktesid” bir bakış ve tutum…

Başarabilse insan, ne güzel olur!

Diyalog: (Konser vermek üzere Avrupa’ya giderken gümrükte memurla)

- How long will you stay here?

- İki gün.

- Have you got any money?

- Ne kadar lazım sana?

- Ooh, I see, you are musician! Rock or pop music?

- Hayır efendi. Nasıl anlatayım ki, bizimkilere anlatamadık. Mavi çizgili gri pop türküsü desem…

(bazen de daha kolayıma geldiği için)

- Hayır, din adamıyım ben!

 

Ömer Karaoğlu va’zetti

Yayın Tarihi: 19 Ağustos 2010 Perşembe 15:35 Güncelleme Tarihi: 22 Ağustos 2010, 23:20
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mücahid Genç
Mücahid Genç - 11 yıl Önce

Orhan Gencebay da makine mühendisi bildiğim kadarı ile... Ömer Karaoğlu da ucundan dokunmuş makineye...
Biz de nacizane makine mühendisi adayıyız... Bakalım sonumuz benzeyecek mi onlara :(

birfani
birfani - 11 yıl Önce

."mavi çizgili gri pop" sevdim bu tabiri:)) . Allah sizin hayrınızı artırsın.

Fatih
Fatih - 11 yıl Önce

Kendisine sevgi ve kucak dolusu muhabbetler...

`Bir duzeltiyle, Kimi alimler `Faydasiz ilimden...` ifdesini `Fayda vermeyen ilimden` seklinde ifade ediyorlar. Bir de diyorlar ki, `ilmin faydasizi olmaz kisi icin o and fayda vermiyordur. Fakat o evvel emirde faydalidir.

Selam ediyor size ve sevenlerinize...

PSİKOLOG
PSİKOLOG - 11 yıl Önce

RAHMAN ELLERİNİZİ BIRAKMASIN. BİZ SİZDEN RAZIYIZ RABBİM DE RAZI OLSUN İNŞALLAH.

banner26