banner17

Murat Kapkıner neler anlattı o gece

Mustafa Nezihi bir İstanbul gecesini anlatıyor. Bu sefer odakta Murat Kapkıner var. Şair derdi, zoru olan insandır diyen Kapkıner'in, Üsküdar'ı titreten hikayesini siz de bilin istedik.

Murat Kapkıner neler anlattı o gece

Gece, zamanı bir sonraki güne devretmek üzere. İstanbul’un serin vakitlerinden biri. Üsküdar Çınaraltı’nda bir kaç kişi kalmışız. Bir saat önce niceleri çaylarını yudumlarken, şimdi usta çayocağını kapatıp evine kavuşmanın hayalini kuruyor. Ama henüz kapan emri gelmemiş. Çünkü birazdan bir adam girecek bu 'sera'ya. O gelince, İlyas Aslan ‘Murat Abi’ diyecek. Ayağa kalkacağım, tokalaşacağız. Beraber oturacağız. Çorba isteyecek o tok ve Anadolu sesiyle.

Gecenin esrikliği ve örtücülüğü

Murat KapkınerAynen vaki buldu bunlar. Sakalları var Murat Abi’nin. Sanki daha önce görmüşüm bu yüzü bir yerlerden. Ama gecenin örtücülüğü ve esrikliği var üstümüzde. Murat Abi çorbasını içmeye devam ederken benim bir şeyler anlatmamı istiyor. Soru sormamı istiyor. Hz. Musa’nın celadet ve saflığından bahsediyor. Yok mu zor bir sorun diyor. Hz. Musa’yı anlatmaya devam ediyor. Hem sesinden, hem anlatışından, hem bunları anlatırkenki esrikliğinden acaip etkileniyorum.

İkinci çorbaya geçiyor. ‘Zorun ne senin?’ diyor. ‘Günahları olmayana insan mı denir’ diye devam ediyor. Sonra şaire şiiri yazdıran o ‘zor’dan dem açıyor. Şaire şiir yazdıran o zordan, o dertten… Ozanla şair arasındaki farkı izah edecek birazdan. Başlıyor. Birkaç kişi daha geliyor o küçük masamıza. Konya deyince, Yedi İklim deyince gecenin sessizliğinde ‘Murat Kapkıner’ diyorum. Evet karşımda oturan şair Murat Kapkıner.

Konya'da bir meczup

Konya’da İmam-Hatip mezunu bir genç varmış. Meczup eyliyor onu kader. Sokaklara düşüyor, açlığın ve kimsesizliğin pençesine düşüyor. Murat Kapkıner buna bir çare bulmalıyız diye düşünüyor. Genci de yanına alıp müftülüğe gidiyorlar beraber. Müftüye gencin durumunu anlatıyor. Yardım istiyor ondan. Ona bir miktar ücretin tahsis edilmesini istiyor. Müftü onu dinliyor. Sonra şöyle diyor: ‘ İyi de sen kimsin?’ Kapkıner ‘Ben şairim’ diye cevap veriyor.

'Bu yapay gül için şiir söyle!'

Müftü biraz düşünüyor ve masasındaki imitasyon, yapay gül demetini Kapkıner’e doğru itiyor. Kapkıner gözlerini müftüye ve o yapay güle dikmiş bakıyor. Müftünün ne yapmaya çalıştığını merak ediyor. İstanbul’un ilerledikçe soğuyan gecesi, sohbetimizin sıcaklığında ısınmak zorunda kalıyor. ‘Öyleyse şu gül hakkında şiir söyle!’ diyor müftü. Kapkıner öylece kalakalıyor. Sanki dili tutulmuş. Sessiz ve şaşkın bir şekilde oradan çıkıyorlar.

Murat KapkınerKapkıner niçin suskun kaldı?

İşte ozanla şairin farkının belirginleştiği an. ‘Ozan olsaydım hemen kafiyeli, uyaklı dörtlükler çıkardı ağzımdan. Oysa ben şairdim ve şair istediği zaman, istediği nesneye, varlığa, olaya şiir yazamazdı. O vakti gelince, kendisine izin verildiğinde, kıvamını bulduğunda, derdini, ızdıraplarını kelimelerle, mısralarla görünür kılabilirdi. Oysa vakit gelmemişti orda. Bu yüzden suskunluk kapladı beni.’

Geceyi titreten 'altın hızma...'

Murat Kapkıner Ağabey serazat konuşuyordu. Sazı yanında değildi ama sesini içinde taşıyordu. ‘Türkü de söyleriz.’ demişti daha ben onun kim olduğunu tam bilmezken. Şimdi biliyordum kim olduğunu ve daha çok arzuluyordum türkü söylemesini. Kırmıyor bizi ve orada bizden başka kimsenin olmadığını görüp kimseyi rahatsız etmeyceğine kani olduktan sonra ‘Altın hızma mülayim’i çığırıyor. Sanki Üsküdar, sanki İstanbul’un göğü titriyor bu sesten.

Murat Kapkıner Ağabey’in sesi, hikayesi benim hikayem oluyor. Ciğerim dağlanıyor söylediklerinden. Kaderin ince oyunlarına boynumuzu sevinçle ve tevekkülle uzatmamız gerektiğine iman ediyorum yeniden. Muhammedi hikmette mündemiç Musevi ve İsevi tavrın, dengesini tutturabilmenin zorluğunu anlıyorum. Gecenin karanlığını aydınlatan nice sözlerini dinledikten sonra Murat Ağabey’le musafaha edip vedalaşıyoruz. Ey hayat! Ey İstanbul! Ey gazabından rahmetine sığındığım gecenin Rabbi! Bizi bir an bile nefsimizle başbaşa bırakma!

 

Mustafa Nezihi Pesen o geceyi haber verdi

Güncelleme Tarihi: 21 Şubat 2011, 18:28
YORUM EKLE
YORUMLAR
murat gündüz
murat gündüz - 8 yıl Önce

Kardeşime Mektup adlı şiir kasetini yıllardır dinlemeye devam ediyorum.Şairin şiir okuması bile çok farklı.

murat kapkıner
murat kapkıner - 6 yıl Önce

Mustafa. Bir zamandır okuyorum bu şiirini. Nasip bu güneymiş; kutlamak için. Gözlerinden öpüyorum; emsallerinin de.

banner8

banner19

banner20