banner17

Muradiye'den çok özel sayı!

Ankara'da Muradiye Eğitim Kurumları tarafından çok özel ve önemli bir dergi yayınlanmakta..

Muradiye'den çok özel sayı!
Muradiye  Sayı:20
(+)

Bu derginin adı Muradiye. Fakat son sayıyı anlamlı kılan Ailemiz özel sayısı olması.

Muradiye’den arşivlik bir dergi

Hepimizin annesi ve babası elbette kendisi için kıymetlidir en değerlidir. Ama bazı oğullar ve kızlar var ki onların anne ve babaları bu toprakların vicdanı, kültürü ve sesi olmuşlar. Bu açıdan bizim için elleri öpülesidir hepsinin ve hepsine minnet borçluyuzdur. Muradiye Eğitim kurumları bünyesinde yayınlanan ve 20. sayısına ulaşan Muradiye dergisi önemli bir vazifeyi ifa ederek memleketin önemli simlarının anne ve babalarına dikkat çekmiştir. Demiyor mu Şah-ı Nakşibend “bizi ziyarete gelecekler önce anne-babamızın kabrini ziyaret etsinler.” Hangimiz dönüp de bu soru ile yüzleşmiştir. Hangimiz o edebiyatını yaptığımız şahsiyetlerin ailelerine dönüp bakmıştır. İşte şimdi Muradiye ile bir başlangıç yapma zamanı.

Babalar, anneler, oğullar, kızlar…:Bir medeniyetin hafızası

Kayıp hafızlarımızı tazeliyoruz Muradiye ile. Derginin Genel Yayın Yönetmeni, Pervin Ayşe Yaşa. Dergide en büyük yük de bu ismin omuzlarında gözüküyor. Dergide  kimler var: Cemil Meriç ve kızı Ümit Meriç, A.Süleyl Ünver ve kızı Gülbün Mesara, Meşkure Sargut ve kızı Cemalnur Sargut; Ali Asgar Hatemi ve oğlu Hüsrev Hatemi; Hatip Hoca ve oğlu Mehmet Sait Hatipoğlu; Ergican Saydam ve kızı Ezgi Saydam;Turgut Cansever ve kızı Emine Öğün; Nasri Yardım ve oğlu Mehmet Nuri Yardım; Nuri Sayar ve oğlu Kemal Sayar; Şiar Yalçın ve oğlu Cavid Yalçın; Halide Nusret Zolutuna ve kızı Emine Işınsu; Zehra Öktem ve kızı Çiğdem Öktem; Kainat Gürsoy ve oğlu Kenan Güsoy; Selim İleri ve annesi Süheyla Hanım, Hayati İnanç ve annesi ve diğer isimler… Yayın yönetmeni ailemiz özel sayısı için şu ifadeleri kullanmış: “ nesilden nesile aktarılan, aktarılması gereken değerleri hatırlamak muradıyla, öncelikle mümtaz şahsiyetlerin hayatları vasıtasıyla “ailemiz” özel sayısı yayına hazırlandı.”

Hatemi Ailesi, Kaynak: Muradiye Dergisi
Kaynak: Muradiye Dergisi
Yardım Ailesi Kaynak: Muradiye Dergisi
Zorlutuna Ailesi Kaynak: Muradiye dergisi
Gürsoy Ailesi Kaynak: Muradiye Dergisi
Meriç Ailesi Kaynak: Muradiye dergisi

Resimleri büyütmek için üzerini tıklayın.

Ne güzel bir niyetle yola çıkılmış. Bu niyete ilk kapıyı Beşir Ayvazoğlu’nun “Avuçlarımda Güneş” şiiriyle açmışlar:

"

Hani güzel çocukluk evleri vardı
Görülmemiş rüyalar gördüğümüz
Yıldızlara bürünürdüm üşüyünce
Ay üşümüş ellerimden kayardı
Dışarda kar yağardı ışıl ışıl

Aşılası dağlar vardı uzakta
Dağlarda masallardan kopup gelmiş
Ateş yakan bin atlı düşünürdüm
Ve sonra koşardım pencereme
Pencerem masallara bakardı

At sürerdim dolu dizgin dağlara
Dağlar uyanırdı ağır uykularından
Alırdım kendimi korkulardan
Biraz daha büyürdüm biraz daha

Hülya gibi sessizce kurulmuş
Masal sofraları ve bir çocuk
Öylesine sevinmiş, doyurulmuş
Ki bahçeler kuşlar ve kahka

Güller açardı parmak uçlarımda
Bakardım güneş avuçlarımda

İlk kapı: Cemil Meriç

Cemil Meriç’in kızı Ümit Meriç babası için vefa borcunu fazlasıyla ödeyenlerden. Hayatta iken bir nevi kendini yok sayarcasına babasına hizmetini yapmasının yanında, babasının vefatından sonra da vefa borcunu ona “Babam Cemil Meriç” kitabını yazarak yerine getirmiş. Ümit Hanım babası karşısında durumunu şöyle ifade etmiş: “Bu münzevi ve mütecessis fikir işçisinin yetmiş yıllık ömrünün ikinci yarısını onunla paylaştım. Çocukluk günlerinde bahçede oyun oynadığım arkadaşım, bütünlemeye kalınca matematik öğretmenim, dertli anlarımda dostum, aynı yazıhanenin iki tarafında çalışırken hocam olan Cemil Meriç’le beraberliğimizin yoğunluğu dünya tarihinde pek az baba kıza nasip olmuştur.” En büyük tedrisi babasının yanında geçiren Ümit Meriç, babasının gözlerini kaybetmesinden sonra ileriki yaşlara evliliğini erteleyecek kadar büyük fedakârlıklarda bulunmuştur. Hayat hikâyeleri, fotoğraflar ve vesikalar arasında devam ederken hem geçmişe doğru önemli bir yolculuğa çıkarken hem de aileleri ve ailemizi tanımış oluyoruz.

Bilge Mimar Cansever ve kızı  

Yakın zamanda kaybettiğimiz Turgut Cansever’in yine kendisi gibi mimar olan kızı Emine Öğün de babası hakkında şunları yazmış:

“Hiç durmadan anlatan, mesleğini insanın varoluş meselesini anlamlandırma aracı olarak gören mimar bir babanın mimar çocuklarından biri olarak, mimar olan eşimle beraber konu üstünde düşünmeye başladığımızdan beri, bir usta ile çalışarak öğrendiklerimizi ne kadar doğal ve aracısız elde ettiğimizi, aktarımın ne kadar cömertçe yapıldığını ve bunları anlatmanın hiç kolay olmayacağını da fark ettik.”

Diğer bir önemli isim Kenan Gürsoy annesinden aldığı terbiyeyi şu sözlerle ifade etmiş:

“Ne dereceye kadar herkes için geçerlidir, bilmiyorum ama İstanbullu bir aile olarak bize, bu eğitim yoluyla önemli bir özgüven verdiler. Bu özgüven, yer aldığımız medeniyetin kendi medeniyetimizin dilini, örfünü adetlerini, manevi temellerini, bizim hiçbir aşağılık kompleksine kapılmadan dünya üzerinde tutabilecek olduğuna inandırdılar.”

Dergi sayfalarını yine şiirle adımlıyoruz. Can Yücel “Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim” diyor:

"

Ben hayatta en çok babamı sevdim

Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk

Çarpı bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek

Nasıl koşarsa ardından bir devin

Anne ve Babalara…

Dergide zengin içerik bununla sınırlı değil. Nurullah Çetin, Yavuz Bülent Bakiler’in Şiirinde Ana Hassasiyeti; Süleyman Doğan, Çocuğun Yetişmesinde ve Eğitimde Babanın Rolü; Nazife Şişman, Yeni Haklar, Yeni Kimlikler ve Aile ve ismini zikredemediğimiz bir çok yazı ve yazarla, bunun yanında Hoş Sada isimli aile albümüyle 272 sayfalık koca bir aile sayısıyla Muradiye Dergisi karşınızda. Dergi de şöyle bir ibare var: okuyan, düşünen ve üretenler için ücretsizdir. Muradiye Dergisi İrtibat Telefonu: 0 312 358 80 94

 

Kâmil Büyüker, hususî olarak dikkat çekti

Güncelleme Tarihi: 02 Nisan 2010, 16:44
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20