banner17

Milli Mücadele'nin Kadın Kahramanları

Kurtuluş Savaşı’nın kadınları dönemin imkânlarını kullanarak çok yönlü bir direnişe başlamışlardır. Üniversite toplantılarıyla başlayan süreç mitinglerle devam etmiş, teşekküller aracılığıyla yayılmıştır. Aynı zamanda basının gücünü bilen, uluslararası destek bulmaya çalışan kadınlar, yurt dışındaki etkin kadınlara telgraflar çekip işgale dikkat çekmek, basında bağımsızlık duygusunu canlı tutmak istemişlerdir. Sabiha Doğan yazdı.

Milli Mücadele'nin Kadın Kahramanları

Tarih boyunca kadınlar, tarih yazanların arkasındaki gizli el olmuşlardır. Görünürde erkekler olsa da, gizil gücü, idealizmine tutkuyla bağlılığı, mücadelesi, azmi ve kararlılığı, kadının tarihin perde arkasındaki rolünü güçlendirmiştir. Osmanlı’dan günümüze gelen süreçte de kadının savaşçılığının, kutsal kabul edilene ve geleceğe dair en küçük tehditte aynı sebatla mücadele alanına çıktığını görürüz.

Kadınlarımızın Çanakkale muharebelerinde cephede ve cephe arkası görevlerde, sosyo-ekonomik destek veren kurumlarda örgütlenmeleri, Kurtuluş Savaşı için bir altyapı ve hazır bulunmuşluk sağladı. Kadınların gerek ateş altında mukavemet göstermeleri gerekse kurumlar aracılığıyla her türlü dinamiği harekete geçirebilme potansiyel ve pratikleri, Kurtuluş Savaşı sürecinde daha hızlı ve yaygın bir ağ oluşturabilmelerini sağladı.

Milli Mücadele döneminde kadın kahramanların gösterdikleri yararlılıkların bir kısmı tarihin bilinmez sayfaları arasında kaybolmuşsa da isimleri ve mücadeleleri ile geçmişten geleceğe ayna tutan kadınlarımız da olmuştur. Bazen orduda nefer bazen şehirde miting konuşmacısı bazen de sivil toplum kuruluşlarındaki aktivisttir bu kadın... Kimi zaman sivil toplum kuruluşlarında yardıma muhtaçlara kucak açarak toplumsal patlamanın önüne geçmiş, kimi zaman cepheye silah taşımış, askerin giyim ihtiyacını sağlamak için kıyafetler dikmiş, kimi zaman da amele taburlarında çalışmıştır. Kurtuluş savaşının kadın kahramanlarının hepsinin isimlerinin tespit edilip, tarih sayfalarına geçtiğinden bahsedemeyiz elbette! Lakin Kurtuluş Savaşı’nın öncü kadınları, bağımsızlık mücadelesinde en az erkekler kadar fedakâr, çalışkan ve lider kişilikler olarak insanlık serüvenindeki yerlerini almışlardır.

Milli Mücadele nasıl başladı?

Kurtuluş Savaşının kadın kahramanlarını anlatmaya başlamadan önce bahsettiğimiz süreçten neyin kastedildiğinin anlaşılması için Milli Mücadele’nin hangi şartlarda, ne zaman ortaya çıktığına kısaca değinmemiz gerekir. I. Dünya Savaşı’nın kaybedilmesi sonrası 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile Osmanlı toprakları işgale açılmıştı. Antlaşmanın 7. maddesine göre itilaf devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durum karşısında Osmanlı topraklarını işgal edebilecekti. Mondros Mütarekesi’ne dayandırılan işgaller sonucu, Boğazlar İngilizlerin kontrolüne geçerken, Çanakkale, Batum, Musul, Maraş, Antep, Samsun, Kars’ı yine İngilizler; Trakya’daki önemli tren istasyonlarını, Akdeniz şehirlerini Fransızlar; Ege’yi de İtalyanlar işgal etmişti. Anlaşmanın Doğu Anadolu’daki 6 ilin Ermenilere verileceğine ilişkin maddesine dayanan Ermeniler de bölgede yayılmaya ve baskıya başlamışlardı. Osmaniye, Adana ve Mersin’e Fransız işgalcileri ile birlikte Ermeni çeteciler de gelmişti. Yunanlılar da kendilerine söz verilen bölgeyi zapt etmek için İngiliz, Amerikan ve Fransız koruması altında İzmir’i işgal etti.

İlk ateşe dayandırılarak Milli Mücadele tarihini belirlemek isteyenler arasında işgallere somut tepkinin ne zaman verildiği konusunda tam bir fikir birliği görülmez. 1970 sonrası yaygınlaşan inanışa göre Milli Mücadele, İzmir’de işgalci Yunan askerini öldüren gazeteci Hasan Tahsin’in kurşunuyla 15 Mayıs 1919’da başlamıştır. Diğer iddiaya göre ise ilk kurşun 18 Mayıs 1919’da Balıkesir’de, İzmir’in işgal protestosu sırasında Alaca Mescid’de atılmıştır. Bir başka görüşe göre ise ilk kurşun Dörtyol’da Mehmet Çavuş’un 19 Aralık 1918’de Fransızlar’ın Dörtyol’u işgali sonrası iki Ermeni ile kavga etmesi üzerine köye gelen Fransız askerlerine ateş açıp öldürmesiyle başlar.

Konuyla ilgili Hatay-Dörtyol savunması üzerine yapılan araştırmalar ise ortaya daha detaylı bilgiler çıkarmıştır. Dörtyollular, Fransızlarla Ermeni çetecilerin işgal ve yağmalarına, Özerli köyünün ileri gelenlerinin şehit edilmesine karşı savunmaya geçmişlerdir. Köylüler taşlarla barikatlar kurmuş, yaşanan şiddetli çarpışmalar sonucu 10 civarında Fransız askeri öldürülmüştür. Mehmet Çavuş da bu mücadelenin baş aktörü olup Milli Mücadele’yi başlatan kişidir. Mehmet Çavuş’un köylüleri örgütleyerek işgalci Fransız askerlerini öldürdüğü tarih olarak kaynaklar 19 Aralık 1918’i göstermektedir. İşgallerin, Mondros Mütarekesi’nin 30 Ekim 1918’de imzalanmasının hemen akabinde başladığını düşündüğümüzde Anadolu insanının 18 Mayıs 1919’daki Hasan Tahsin kurşununa kadar tepkisiz kaldığını kabul edebilmek mümkün değildir. İlk kurşunu 19 Aralık 1918’de Mehmet Çavuş atmamış olsa dahi işgalin ilk günlerinden itibaren bilfiil kurtuluş mücadelesinin başladığını katiyetle söyleyebiliriz. Esasında Milli Mücadele, küçük ve münferit savunmalarla başlamış, İzmir’in işgali sonrası organizeli ve sistematik bir hüviyet kazanarak ülke sathına yayılmıştır.

Milli Mücadele’de kadın mitingleri

Milli Mücadele’de başta İstanbul’da yapılanlar olmak üzere tüm mitinglerin önemli bir etkisi bulunur. İzmir’in işgali sonrası başlayan İstanbul ve Anadolu’daki mitinglerde gerek katılımcıların gerekse konuşmacıların çoğunu kadınlar oluşturmuştur. Bu mitinglerdeki organizatör ve konuşmacı kadınların çoğu eğitimli ve orta sınıftandır. İstanbul’daki ilk büyük miting, 19 Mayıs 1919’da Fatih’te gerçekleşir. İnas Darülfünunu ve Asri Kadınlar Cemiyeti tarafından tertiplenen Fatih mitingine 50 bin kişi gelmiştir. Genç kadınların yakalarında “İzmir Türk kalacaktır” rozetleriyle katıldıkları mitingde, Halide Edip ve Meliha Hanım konuşma yapar. Halide Edip, konuşmasında, “Müslümanlar, Türkler! Türk ve Müslüman bugün en kara gününü yaşıyor. Gece, karanlık bir gece! Fakat insanın hayatında sabahı olmayan bir gece yoktur. Yarın bu korkunç geceyi yırtıp parlak bir sabah oluşturacağız! Bugün elimizde top, tüfek denilen alet yok fakat ondan büyük ondan kuvvetli bir silahımız var; Hak var, Allah var! Top ve tüfek düşer, Hak ve Allah bakidir. Evlatlar, analar, kalbimizde hepsinin yüzüne tükürecek kadar aşk ve iman, milliyet duygusu var!” diyerek halka ümit verip milli duygularını harekete geçirir.

Kadınlar, Milli Mücadele’ye destek için organizasyona devam eder, Üsküdar ve Kadıköy’de de miting düzenlerler. Burada da Halide Edip, Münevver Saime, Naciye ve Sabahat Hanım konuşmalar yapar. 23 Mayıs’taki Sultanahmet mitinginin konuşmacısı Halide Edip, işgal devletlerinin uçaklarının altında iki yüz bin kişilik kalabalığa seslenirken onlara bağımsızlık için mücadele yemini ettirmekten çekinmemiştir. Halide Edip’in dışında Nakiye Elgün, Şükufe Nihal, Münevver Saime, Meliha Hanım, Naciye Hanım da konuşmalarıyla miting alanlarında kalıcı izler bırakırken bağımsızlık için savaşılması gerektiğini savunmuşlardır. Sultanahmet mitinginden sonra işgalci devletler Halide Edip hakkında tutuklama kararı çıkarmış olsa da 30 Mayıs’ta, İstanbul’da 100 bin kişinin katıldığı yeni bir miting düzenlenir. İstanbul mitinglerinin düzenleyicisi yine İnas Darülfünunu ve Asri Kadınlar Cemiyeti’dir. İstanbul’da miting yapılması yasaklandıktan sonra Anadolu’daki mitingler hız kazanır. İzmir’in işgali sonrası topyekûn direnişe geçen kadınlarımızın öncülüğünde Anadolu’da 150 miting tertip edilir.

Basın yoluyla ve sivil teşekküllerle Milli Mücadele'ye katkı

Halide Edip Adıvar ve Müfide Ferit Tek, yazıları ve yayınları ile Milli Mücadele’ye destek olan kadınlardandır. Halide Edip; Dağa Çıkan Kurt, Ateşten Gömlek, İzmir’den Bursa’ya adlı kitapları ile Müfide Ferit ise İfham ve Hâkimiyet-i Milliye’de yayınlanan yazıları ile Milli Mücadele ateşini alevlendirmişlerdir. Müfide Ferit’in, “Gaziantep” isimli makalesi, en dikkat çeken ve ilgi gören yazılarından biri olmuştur. Müfide Ferit bu yazısında Antep savunmasından bahsederek halkın bağımsızlık duygusunu canlandırmaya çalışmıştır. “Kara Haber” başlıklı yazısında ise İzmir’in işgalini, kara haberi, bir kandil günü öğrendiğini yazmış; İstanbul’un kandilleri yanarken İzmir’in de alevler içerisinde yandığını söyleyerek işgalin acısına vurgu yapmıştır.

Milli Mücadele sırasında kurulan kadın teşekkülleri, halka ve askerlere maddi-manevi yardımlarda bulunmuştur. Kuruluşlar sağlık, eğitim, ekonomi, askerlerin giyecek-yiyecek ihtiyaçlarının giderilmesi gibi önemli alanlarda hizmet yapmışlardır. Hilal-i Ahmer, Muallimler Cemiyeti, Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti bunlardan bazılarıdır. Anadolu Kadınları Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Asri Kadınlar Cemiyeti gibi güçlü teşekküller çeşitli illerde şubeler açarak örgütlenmiştir. Dernekler, uluslararası protesto telgrafları çekmek, yardım toplamak gibi eylemler de yapıyordu. Dernek yöneticisi kadınlar daha ziyade eğitimli, eşraf ve üst düzey asker- bürokrat eşlerinden oluşmaktadır.

Meskûn mahallerin diğer kadınları da cephedeki askerlerin giyim ihtiyaçlarının karşılanması için kıyafetler dikmiş-dokumuş, çarpışma bölgesine yakın yerdeki kadınlar, askerlerin yiyecek ihtiyacını temin için erzak hazırlamıştır. Kadınlar kumanyaları hazırlamakla kalmamış, yakın bölgedeki askerlere su, erzak ve mühimmat da taşımışlardır. Kadınlarımızın Kurtuluş Savaşı boyunca sürdürdükleri bir başka hizmet de yaralı askerlerin tedavi edilmesi, maddi-manevi ihtiyaçlarının giderilmesi olmuştur.

Milli Mücadele’nin asker kadınları

Kurtuluş Savaşı, bir milletin varlık ve yok olma arasındaki en zor mücadelelerinden biriydi. Bunun farkında olan kadınlarımız bedenlerinin naifliğine kalplerinin kaviliğini eklemlemiş, cepheye koşmak için bir an bile beklememişlerdir! Çoğunun ailesinden verdiği şehitler bulunan asker kadınlarımız, katkılarının dokunacağı her yere; gâh silahlı çatışmaya gâh cephane taşımaya gâh cephe gerisi hizmetlerde bulunmaya koşmuşlardır. Halide Edip, Kara Fatma, Gördesli Makbule, Şerife Bacı, Asker Saime gibi kadınlar cephede savaşan kadınlardan sadece birkaçı. Yakın tarihimizin sisli sayfalarının arasında, ismi çoktan yok olup gitmiş ama aziz milletimizin bekası için feda edilmiş kadın bedenlerinin gerçek sayısı hiçbir zaman bilinemeyecektir!

Milli Mücadele denince akla gelen ilk isimlerden biri Halide Edip olmalıdır. Her ne kadar bizler onun edebiyat tarihine kazınan yönünü daha yakından biliyor, onu böyle hatırlıyor olsak da “Onbaşı Halide” kimliği, bu dominant ve başarılı kadının asker yönüne vurgu yapmaktadır. Güçlü kimliği ve edebi yönünü perçinleyen mücadeleci hususiyeti, Halide Edip’in karakterinde sağlam bir iskelet oluşturmuştur. Tüm bu meziyetlerinin yanı sıra etkileyici ve akıcı belagatiyle de kitleleri harekete geçirmesi kolaylaşmıştır. Ankara’da Batı Cephesi Karargâhı İkinci Şubesi’nde onbaşı olarak çalışmış, daha sonra da çavuş ve başçavuş rütbesini almıştır. Cephede uzun süre savaşan Halide Edip, ayrıca İstiklal Madalyası sahibidir.

Milli Mücadele’nin sembol isimlerinden biri olan Kara Fatma, I. Dünya Savaşı’na da ailesinden topladığı 10 kadınla katılmıştır. Mondros Mütarekesi sonrası, yakınları Ermeniler tarafından şehit edilen kadınları bir araya getirerek Ermenilere karşı savaşmıştır. Kadınlardan oluşturduğu birlik ile Bursa ve İzmit’in işgalden kurtulması için çarpışmıştır. İzmit’in işgali üzerine oğlu ve kardeşi ile bölgeye giderek örgütlenmiş, çete kurmuştur. Kara Fatma çetesi, çevredeki köylülerle birlikte Yunan işgalcilerine karşı uzun süre mücadele etmiştir. Kara Fatma; Adana, Dinar, Nazilli, Sarayköy, Afyon Karahisar ve Tire’de asker olarak savaşmıştır. İzmit’te savaşmaya başladığında kızı Fatma, oğlu Seyfeddin ve iki kardeşi de yanındadır. Rum çetelerine karşı mücadelede kızıyla oğlunun önemli yararları dokunmuştur. Kızı Fatma, bir çarpışmada koluna isabet eden şarapnel parçası ile sağ elini kaybetmiştir. Belgelerde başarısından bahsedilen Kara Fatma da bir çarpışmada göğsünden yaralanmıştır. Kara Fatma’nın çetesi bölgede faaliyet gösteren Rum ve Ermeniler’e karşı büyük zaferler kazanmıştır. Balkan, Sakarya, Başkomutanlık Muharebeleri’ne de katılarak çarpışmış, çavuş olan rütbesi üsteğmenliğe yükseltilmiş olan Kara Fatma, emekli maaşını Kızılay’a bağışlamıştır.

Tayyar Rahime, Osmaniye’de Fransız Karargâhı’na karşı çarpışan 9. Tümen’de gönüllü bir müfrezenin komutanlığını yapmıştır. Müfreze, 1 Temmuz 1920’de işgalci Fransızlara karşı taarruza geçmiş, bu arada askerler duraksayınca Tayyar Rahime; “Ben kadın olduğum halde ayaktayım da sizler erkek olarak yerlerde sürüklenmeye utanmıyor musunuz!” diyerek müfrezeyi harekete geçirmiştir. Askerleri, işgalci güçlere karşı saldırıya yüreklendiren Tayyar Rahime, karargâhın alındığını göremeden aynı gün şehit olmuştur.

Bir yıllık evli iken eşiyle birlikte Milli Mücadele’ye katılan Gördesli Makbule, Afyon mevzilerinde düşmana karşı çarpışan çetenin içerisinde yer almıştır. 19 Mart 1922’de bir çarpışmada askerlere cesaret vermek için öne atılmış, düşman askerleri tarafından şehit edilmiştir.

Adana civarından Milli Mücadele’ye katılan Kılavuz Hatice, milli güçler Fransızlara taarruza geçtiğinde sıkışan Fransızları yanlış yönlendirmiştir. Hatice, kılavuzluğunda yol alan Fransız askerlerini Karboğazı’na sokmuş; boğaza sıkışan işgalci güçler, Türk askerleri tarafından esir alınarak yenilmişlerdir.

Kurtuluş Savaşı öncesi Darülfünun’da öğrenci olan Münevver Saime, işgal sonrası Milli Mücadele’ye dâhil olmuştur. Kadıköy mitinginde halkı Milli Mücadele’ye davet eden konuşması sonrası hakkında tutuklama kararı çıkarılan Münevver Saime, Milli Mücadele’ye katılmak için Anadolu’ya geçmiştir. Bilhassa istihbarat ve cephe gerisinde büyük yararlılık gösteren Münevver Saime, Garp cephesinde aktif olarak çalışmıştır. Aynı zamanda entelektüel bir kadın olan Münevver Saime, savaş sonrası öğretmenlik yapmış, savaştaki mücadelesine ve yaralanmasına binaen kendisine “Asker Saime” denilmiştir.

Alay Komutanı Halit Bey’in kızı Nezahat, 8 yaşında annesini kaybettikten sonra asker babasıyla cepheden cepheye gitmiş, I. Dünya Savaşı’na da katılmıştır. Kurtuluş Savaşı’nda babasının yanında bilfiil mücadele eden Nezahat, 12 yaşındayken onbaşı rütbesi ile taltif edilmiştir.

Süreyya Sülün de Milli Mücadele’de çarpışmalara katılmış, Van’da 500 kişiyi komuta etmiş, güçlü ve savaşçı kadınlardan biridir. Murat Irmağı boyunca 45 gün düşmana karşı direniş göstermiş, yaralanıncaya kadarda Ziver Taburu’nda çarpışmıştır.

Kurtuluş Savaşı’nın asker kadınlarından biri olan Halime Çavuş, cepheye erkek kıyafeti giyinip saçlarını kestirerek katılmış, kadın olduğunu söylemeden askerlerin içerisine girmiştir. Düşman saldırısında ayağı sakatlanan Halime Çavuş, yıllarca Halim Çavuş adıyla erkek olarak bilinmiştir.

Milli Mücadele’nin mümtaz isimlerinden olan Şerife Bacı ise cephede çarpışmasa da askerlere silah taşırken şehit olan bir kadınımızdır. Genç erkeklerin cephede olduğu dönemde silah ve cephanenin askerlere ulaştırılması gerekir. Şerife Bacı da kadınlar ve yaşlı erkeklerle birlikte İnebolu’daki cephaneyi kağnısına yükleyip Ankara’ya götürmek için çocuğuyla yola çıkar. Aralık ayının karlı havasında cephane ıslanmasın diye yün yorganını cephaneye örten, bebeğinin donmaması için sarılarak ısıtmaya çalışan Şerife Bacı, 21 yaşındayken donarak hayatını kaybetmiştir.

Milli Mücadele’de kadın efeler

Kurtuluş Savaşı’nda cephede çarpışan kadınlar içerisinde ayrı bir grup dikkat çeker. Efeler diyarı Aydın’da, kadın efeler milli birliklere katılarak savaşmışlardır. Tarihimiz, Ege’nin efe kadınlarının cansiperane mücadelesini yok edilemeyecek bir şekilde kaydetmiştir. Efe kadınların mücadelesi bir tarafa ilk Kuvay-ı Milliye birliğini kuran, Kurtuluş Savaşı’na kızanlarıyla katılan Yörük Ali’yi dağlardan indiren de yiğit bir kadındır. Baltaköylü Arşın Teyze’nin Yörük Ali’nin karşısına dikilerek, “Aydın’da cami minaresinde mavi bayrak durduktan sonra sen efe olsan ne olmasan ne!” diye haykırması dönüm noktası oluşturmuştur. Yine bir akşam Arşın Teyze, başörtüleri parçalanmış, saçları yolunmuş, üstleri kan ve toprak içinde kızlarla efelerin karşısına çıkmış, kızlardan birinin yırtılmış başörtüsünü efelerin suratlarına fırlatmıştı. “Alın bunları örtünün, verin tüfekleri kamaları bize, kızlarımızın namusunu bundan sonra biz koruyacağız!” diye haykırması, Yörük Ali Efe ve arkadaşlarını Milli Mücadele saflarına taşımıştır.

Yörük Ali ile Milli Mücadele’ye dâhil olan efeler arasında kadınlar da vardır. Cesareti, mücadeleciliği ve nişancılığı ile bilinen İmamköylü Çete Ayşe de bu kadınlardan biridir. Efe Ayşe, evli ve iki çocuk annesi bir kadınken kocasını Çanakkale Savaşı’nda şehit verince ailesiyle birlikte yaşamaya başlamıştır. Düşmanın İzmir’i işgal ettiği, Aydın’a yaklaştığı haberi gelince kocasından kalan küpelerini satarak silah satın alır. Yunanların köye geldiğini duyunca çocuklarını komşusuna emanet ederek dağa çıkar. Köyün efeler tarafından kurtarıldığını öğrenince efelere katılır. Ayşe’nin azmini gören efeler, emrine 10 kızan vererek Milli Mücadele’ye dâhil etmiş, adını da “Çete Ayşe” yapmışlardır. Çete Ayşe, Aydın’ın ikinci kez Yunanlılar tarafından işgal edilmesi üzerine Yörük Ali Efe’nin grubuna katılmış, çatışmalarda yer almışlardır. Kuvay-ı Milliye’nin Umurlu Cephesi’nde çarpışmıştır. Milli Mücadele’deki başarıları sebebiyle TBMM tarafından istiklal madalyasına layık görülen Çete Ayşe, efe unvanını alan ilk kadın kahramanımızdır.

Çiftlikli Kübra ve Ayşe Çavuş da düşmanla savaşan, Aydın’ı düşman işgalinden kurtaran efe kadınlar içerisinde yer alırlar. Ayşe Çavuş da eşini Balkan Harbi’nde şehit vermiş 5 çocuk annesi bir kadındır. Milli Mücadele’deki başarılarından dolayı çavuş rütbesini almıştır. Kuvay-ı Milliye’ye iki oğlu ile birlikte katılan Ayşe Çavuş, bir oğlunu da bu çarpışmalarda şehit vermiştir. Tasvir-i Efkâr’da kendisiyle yapılan bir röportajda, “Ben namusum ve ırzımı muhafaza için savaştım!” demiştir.

Kübra Efe, 17 yaşında nişanlı bir genç kız iken vatan işgal altındayken evlenemeyeceğini söylemiş; babasının kıyafetlerini giyip dağa çıkmış, efelerle birlikte çarpışmıştır. Savaştan sonra kendisine maaş bağlanmak istendiğinde de, “Vatanı kurtarmanın karşılığı olmaz!” diyerek reddetmiştir. Binbaşı Ayşe, binbaşı olan eşini Kafkas Cephesi şehidi olarak kaybeder. Ziynet eşyalarını satarak silah alır ve çete kurar. Gönüllü olarak Kuvay-ı Milliye’ye katılır, çetelerin dağılmasıyla orduya başvurarak ordunun resmi askerleri arasına girer. Üniformalı ve rütbeli ilk kadın asker olan Ayşe, Milli Mücadele’ye katkıları sebebiyle binbaşı rütbesine sahip olur.

Sadece savaşmadılar, dünyada da kamuoyu oluşturmaya çalıştılar

Kurtuluş Savaşı, tarihimizin önemli süreçlerinden birini oluşturur. I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış, toprakları itilaf devletleri ve işbirlikçi Rum- Ermeni çetelerin işgaline uğramış bu topraklar için şanlı bir direnişten başka çıkış yolu görünmemektedir.

Sadece erkekler değil, bağımsızlık ve onurun önemini idrak eden tüm kadınlarımız da imkânlarını seferber ederek bağımsızlık savaşının parçası olmuşlardır. Kurtuluş Savaşı’nın kadınları dönemin imkânlarını kullanarak çok yönlü bir direnişe başlamışlardır. Üniversite toplantılarıyla başlayan süreç mitinglerle devam etmiş, teşekküller aracılığıyla yayılmıştır.

Aynı zamanda basının gücünü bilen, uluslararası destek bulmaya çalışan kadınlar, yurt dışındaki etkin kadınlara telgraflar çekip işgale dikkat çekmek, basında bağımsızlık duygusunu canlı tutmak istemişlerdir. Şurası bir hakikattir ki Kurtuluş Savaşı’nın kadınları kendi potansiyel ve güçleri dâhilinde en yararlı olabilecekleri alanlarda hizmete koşmuş, bazen bir gazeteci bazen terzi bazen de omzunda mavzer taşıyan savaşçı olmuştur. Kurtuluş Savaşı’nın kadınları arasında cephede çarpışanlar daha dikkat çekmiş, kadın efelere karşı takdirle karışık hayranlık oluşmuşsa da bu mücadeledeki her hizmet, savaşın zaferle sonuçlanmasına katkı sağlamıştır.

 

Sabiha Doğan

Güncelleme Tarihi: 07 Mart 2018, 16:53
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Poq Söylerim
Poq Söylerim - 5 ay Önce

Güzel Olmuş Ellerinize saglık

ayşe
ayşe - 4 ay Önce

çok güzel olmuş

Yok
Yok - 4 ay Önce

Çok güzel olmuş

Necibe
Necibe - 4 ay Önce

Muhteşem olmuş elinize sağlık

gonca gul
gonca gul - 4 ay Önce

bence cok guzel yazmislar ben olsam yazari'rdan inza ve bu seyi yazdiniz icin çok Tesekur ederimmmm

Şüheda kösa
Şüheda kösa - 4 ay Önce

Güzel olmuş ellerinize sağlık

isimsiz
isimsiz - 4 ay Önce

COOOOOOOOOOK GUZEL BAYILDIM

Enes
Enes - 4 ay Önce

Cok guzel


banner19

banner13

banner20