banner17

Mezbelelikten kurtuldu, engelli eğitimine ayrıldı

Eyüp'te İdrisköşkü caddesi üzerinde bir futbol sahası vardı. Terk edilmiş ve madde bağımlılarının mekanı olmuştu. Eyüp Belediyesi burayı Engelliler Sürekli Eğitim Merkezi olarak ihya etti. Nidayi Sevim yazdı.

Mezbelelikten kurtuldu, engelli eğitimine ayrıldı

Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde hükümetler genelde politikalarını makro düzeyde belirler. Ekonomik, dini, sosyal ve diğer alanlarda… Kararlar genelde ulusal-uluslar arası çıkar-baskı gruplarının istekleri-menfaatleri doğrultusunda şekillenir. Toplumun gerçekleri ile uyumlu, çevresiyle barışık, insanı merkeze alan, ona değer veren, kalıcı ve uzun vadeli projeler pek rağbet görmez bizde. Seçim zamanı gelip çattığında geniş halk kitlelerinin önüne çıkıldığında politikacılar bozuk plak gibi bir takım istatistiklerden bahsederler. İktisat bilimciler dahi bu hesapların altından kalkamaz. Kişi başına düşen bilmem kaç dolarlık milli gelirden, Merkez Bankası'nın kasasındaki dolar rezervinden, her ilde kurulan üniversitelerden, otoyollar, havaalanları ve benzerleri yatırımlardan söz edilir. Fakat milyonlarca üniversite mezunu işsizden, cari açıktan, milli gelirden kimin ne kadar nasiplendiğinden, gelir dağılımındaki adaletsizlikten, işsizlik oranının yüksekliğinden pek bahsedilmez!

Günde iki vasıta ile seyahat eden bir asgari ücretli için duble yolun ne önemi olabilir? Dokuz yüz lira emekli aylığı alan bir ailenin havaalanı inşaatı ilgisini çekebilir mi? Borç batağına saplanmış kartzede için milli gelirin hangi seviyede olduğu ne anlam ifade eder? Peki, bunun tek sorumlusu oylarımızla vekil tayin ettiğimiz politikacılar mı? Elbette hayır. Toplumun geniş kesimi olup bitenler hakkında durup düşünmek bile istemez. Mahallede çocukların oyun oynayacağı alanların otoparklara çevrilmesi, engelliler için yeterli sosyal alanların açılmaması, iç kesimlerde çöplerin toplanmasında aksaklıkların yaşanması, ikide birde elektrik kesintilerinin olması gibi problemler çok fazla dikkatimizi çekmez bizim. Bunlar ufak tefek işlerdir. Bizim daha büyük projelerimiz vardır çünkü. Dört gözle seçimleri bekleriz, hokus-pokus yapacaklar ve bütün sorunlarımız çözülecek. Reyimizi verdik ya, artık 5 yıl rahat rahat uyuyabiliriz modundayız. Duyarsızlaştırılmışız bir kere. Her şeyi devletten beklemek, sorumlulukları birilerinin üzerine yıkmak bizde meleke haline gelmiş. Düşünme, sorgulama ve talepte bulunma erdemini dahi başkalarına havale etmişiz; politikacılara, yazarlara, gazetecilere, kanaat önderlerine vd. Zaman zaman bazı farklı sesler yükselse de aslında ortada bal gibi bir rıza durumu söz konusu. Böyle gelmiş böyle gider mantığı hâlâ geçerliliğini koruyor.

Herkes kendi evinin önünü süpürmeli

Üstad Sezai Karakoç’u ziyarete giden gençlerden biri heyecanlı heyecanlı sorar: “Üstad memleketin gidişatı hiç iyi değil, neler yapmak lazım, ne önerirsiniz?” Üstad, derviş edasıyla biraz sessiz kaldıktan sonra bir deyimle cevap verir: “Evladım, herkes kendi evinin önünü süpürmeli.” Ne kadar güzel, ne kadar manidar bir nasihat. Bizim için tam bir reçete. Öyle değil mi aziz dostlar? Kendi evinden, mahallesinden, köyünden, kasabasından haberi olmayan, bir dilekçe yazmaktan aciz, taş üstüne taş koyamayan bir anlayış dünyaya yön vermeye talip olabilir mi? Kendi ilgi alanında, sorumluluk çevresinde bir fayda üretemeyen insan başkalarına ne kadar etki edebilir veya bu talebinde ne kadar samimi olabilir? Mikro düzeyde yapılan çalışmaların çeşitlenerek çoğalması, geniş halk kitlelerinin bu çalışmalara iştirak etmesi, yoğun talepte bulunması ve taleplerinde ısrarcı olması zaman içerisinde makro düzeyde yapılan planlama-politikalara da mutlaka etki yapacaktır diye düşünüyoruz.

Böyle uzun bir giriş yaptıktan sonra esas konumuza dönebiliriz. Yaklaşık on yıldır Eyüp Sultan’da ikamet ediyorum. Mezarlıkların bitiş noktasında, Pierre Loti tesislerine yakın bir mevkide. Evimizin yanı başında, İdrisköşkü caddesi üzerinde bir futbol sahası vardı. Terk edilmiş, metruk halde bir soyunma odası, yıkılmış direkleri, birkaç çalı ağacı ve tabiî ki çalıların dibinden hiç eksik olmayan madde bağımlıları. (Bu da başka bir yaramız.) Mekân, zaman içerisinde her türlü pisliğin işlendiği yer olmuştu. İstanbul’un göbeğinde, Eyüpsultan’da, her gün binlerce ziyaretçisi olan tarihi- turistik bir alanın yanı başında kelimenin tam anlamıyla bir rezalet yaşanıyor fakat hiç kimseden bir ses çıkmıyordu. Ne resmi makamlardan ne de civar sakinlerinden. On yıllık süreç içerisinde bu durumu çeşitli platformlarda dile getirdim. Resmi makamlara defalarca ilettim. Taleplerde bulundum. Zira bölgenin kültürel ve sosyal ihtiyaçları da gözetilerek bir kültür merkezine pekâlâ dönüştürülebilirdi burası. Geçtiğimiz yıllarda dünyabizim.com sitemizde de bu minvalde bir yazı kaleme almıştım. Üç belediye başkanı değişti fakat sorunumuzla ilgili bir türlü mesafe kat edilememişti.

Hayaldi, gerçek oldu

Eyüp Belediyesi tarafından imar nazım planında defalarca yapılan tadilattan sonra bu metruk alan nihayet faydalı ve hayırlı bir proje ile hayat buluyor. Bir sene önce başlayan inşaat bitmek üzere… An itibarıyla çevre düzenlemesi yapılıyor. Engelliler Sürekli Eğitim Merkezi (ESER) yakında hizmete girecek. Eyüp Belediyesi’nin projeleri arasında yer alan ve Başkan Remzi Aydın’ın büyük önem verdiği Engelliler Sürekli Eğitim Merkezi (ESER) İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından da desteklendi. Başkan Remzi Aydın, engelliler ile ilgili olarak Eyüp Belediyesi’nin diğer projelerinin de tek tek hayata geçirileceğini söylüyor. Elbette bu durum yukarıda izah etmeye çalıştığımız tablo ile değerlendirildiğinde bizleri sevindiriyor ve gelecek adına umutlandırıyor. Süreçte emeği geçen herkese mahallemiz, ilçemiz ve şehrimiz adına teşekkür ediyoruz.

Mezar taşlarını da kurtarabilsek!..

Burada iki hususu da dile getirmekte yarar var. Birincisi: İnşa edilen merkezin hemen altında boydan boya uzanan eğimli bir seki var. İmar planlarında da belirtildiği üzere burası tescilli mezarlık alanıdır. Bundan birkaç sene öncesine kadar 5-10 mezar taşı ayakta duruyordu. İlgisizlik ve bakımsızlık sebebiyle yakın zamanda bu taşlar kayboldu. Büyük bir ihtimalle devrilip toprak altında kaldılar. Çevre düzenlemesi bitirilmeden bu taşların meydana çıkarılması en büyük temennimiz. Şayet bu yapılamayacaksa en azından mezarlık alanının çevresi demir parmaklıklarla koruma altına alınarak giriş çıkışın önlenmesi gerekir diye düşünüyoruz.

İkincisi: Esere civarda kabri bulunan, vaktiyle 25 Kürt beyinin savaşmadan Osmanlı’ya iltihakını sağlayan önemli devlet adamlarından İdris-i Bitlisi’nin veya yine civarda bir cami ve namazgâhı bulunan Bitlisi’nin eşi Zeynep Hatun’un isminin verilmesi manidar olur kanaatindeyiz.

Eyüp Engelliler Sürekli Eğitim Merkezi'ni ziyarete gelen engelli kardeşlerimiz geçtiğimiz günlerde çevre düzenlemesi yapılan bahçeye sevinç ve gözyaşları arasında ilk fidanı diktiler. Heyecanları gözlerinden okunuyordu. Zira bu eğitim merkezi onların hayatında önemli bir boşluğu dolduracaktı. Bunun bilincindeler. "Engelsizler de aynı duyarlılıkta olsa" demeden edemiyor insan!..

 

Nidayi Sevim yazdı

Güncelleme Tarihi: 12 Mayıs 2015, 12:32
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
cihad
cihad - 4 yıl Önce

derdi olan iyi adama selam"iyiliğin zarif nidası" diye başlayıp asıl onu yazmak lazım.

banner19

banner13

banner20