banner17

Mevlîd-i şerif ve 4 mevlidhan hafız efendi

Türk mûsikîsinin ruhumda en çok tesir uyandıran formudur mevlid. Mevlîdler daha çok hafız efendiler tarafından benimsenmiş ve mevlîdhanlar arasında öne çıkanlar hep hafız efendiler olmuş. Ahmed Sadreddin yazdı.

Mevlîd-i şerif ve 4 mevlidhan hafız efendi

Türk mûsikîsinin ruhumda en çok tesir uyandıran formudur mevlid. Malum olduğu üzere müziğimize iki kanat izafe ederler; bir kanadı dinî, diğeri de lâ dinî. Halbuki bunlar itibarîdir, bir şarkının sözleri bazen bir ilâhinin sözleriyle paralellik arz edebilir. Bununla birlikte, kainat üzerinde dinin dışında kalan hiç bir şey olmadığından bir şeye lâ dinî diyebilmek mümkün değildir. Bu tartışmayı sürdürsem mi, sürdürmesem mi bilemedim. Bir kaç dakika burada düşündüm. Daha öncelerde çokca yaptığım gibi bu konuyu daha sonraki bir zamana tehir edip, Türk mûsikisinin en nâdide formu olan mevlîdden bahsetmeyi seçtim.

Kimler mevlid yazdı?

Kelime manası olarak doğum yeri, doğum zamanı gibi manalara gelen mevlîd, ıstılah olarak Sevgili Peygamber Efendimiz'in dünyayı teşrifini, miracını, mûcizelerini ve dünyadan irtihalini konu alan mesnevi türündeki şiirlere verilen addır. Mevlîd, bahir adı verilen kısımlardan oluşur. İslam dünyasında epeyce mevlid yazılmıştır. Fakat bunların içinden halk nezdinde en kabul gören Süleyman Çelebi Hazretleri'nin Vesiletü'n Necât isimli mevlîd-i şerifidir. Bu mevlîde Hüseyin Vassaf Efendi, Gülzâr-ı Aşk ismiyle bir şerh yazmış. Bu şerhi H Yayınları neşrediyor. Süleyman Çelebi Hazretleri'nin mevlîdinden sonra ikinci kabul gören mevlid de Şemseddin-i Sivâsi Hazretleri'nin Mevlidi'n Nebi isimli mevlîdir. Bu mevlîd de Süleyman Çelebi'nin mevlîdi gibi camilerde, mübarek gecelerde okunur.

Şemseddin Sivasi mevlidi hakkında Âlim Yıldız ile yapılan bir röportaj:

Bendenizin bildiği yazılan son mevlîd, Hz. Niyazi Mısrî'nin tesis ettiği Mısriyye tarikatının son şeyhi olarak bilinen Mehmed Şemseddin Mısrî tarafından yazılan mevliddir. Sır Yayınları'nın neşrettiği o mevlîdin tam adı şu şekildedir: Mesâr-ı Şemsu'l-Mısrî fi'l-Mevlidi'l-Muhammedî. Asım Köksal'ın, Sufi Yayınları'nın yeniden bastığı “Peygamberimiz” isimli eseri de şiirle, Sevgili Peygamberimizin hayat-ı seniyyelerini ele alması bakımından mevlîd olarak değerlendirilebilir. Bütün bunlarla birlikte mevlîdleri bir araya toplayan bir eser yayınladı Diyanet Vakfı Yayınları. M. Fatih Köksal'ın yayına hazırladığı kitap, bu hususta başvurulacak bir kaynak olarak hatırda tutulmalı.

Mevlîdhanlar arasında öne çıkanlar hep hafız efendiler olmuş

Mevlîdin musîki eseri olarak icra edilmesini ele alırsak; bahirler arasında Kur'an-ı Kerim'den sûreler, aşr-ı şerifler, tevşih, ilâhî ve kasideler okunur. Mevlîdi okuyan zâtın zevkine ve mûsiki becerisine göre bahirler okunurken çeşitli makam geçkileri yapılır. Mevlîdler daha çok hafız efendiler tarafından benimsenmiş ve mevlîdhanlar arasında öne çıkanlar hep hafız efendiler olmuş. Benim mevlîdde icrasını en sevdiğim hafız efendi Kâni Karaca'dır. O'nun okuduğu mevlîd bahirleri arasından da Merhaba Bahri'ni diğerlerine göre daha iyi icra ettiğini düşünürüm.

Kani Karaca - "Merhaba" bahri:

Bir acep nur kim güneş pervânesi

Kâni Karaca'dan sonra mevlîd-i şerif icrasını çok beğendiğim bir diğer hafız efendi İsmail Biçer'dir. Daha çok Kur'an-ı Kerim kıraatindeki ulaşılmazlığı ile tanınsa da, mevlîd-i şerifi icrada da en az kıraattaki kadar zirvedir İsmail Biçer. O, Amine Hatun bahrini okurken, Süleyman Çelebi'nin Efendimiz aleyhisselamın velâdetiyle cihanın zulmetten nura çıkışını anlatışı daha bir etki eder. "Bir acep nur kim güneş pervanesi" mısraında nefesinin yettiğince durur ve dinleyenlerin dikkatini buraya celbeder. Sözün, mûsiki ile uyumunu en mükemmel şekilde ortaya koyanlardan biridir İsmail Biçer.

İsmail Biçer - "Amine Hatun" bahri:

Yunus Balcıoğlu da Kâni Karaca ve İsmail Biçer gibi büyük üstadların yolunu sürdüren mevlîd-i şerif icracılarındandır. Ataşehir Mimar Sinan Camii'nde vazife ifa eden Yunus Balcıoğlu, mûsikide söz sahibi olan günümüzdeki bir kaç hafız efendiden biri olarak Türk mûsikisine büyük hizmetler ifa ediyor. Güçlü sesinin imkanlarını gayet yetkin bir şekilde kullanan Balcıoğlu, çeşitli müzik gruplarıyla ülkemizde ve yurtdışında bir dolu konserler verdi. Konya'daki Şeb-i Arus Hz. Mevlânâ ihtifallerinde de görev alan Balcıoğlu'nun mevlîd-i şerif okumakta kullandığı üslûp, Türk mûsikisi üstadları tarafından çok takdir edilir. O'nun beni en çok etkileyen ve yıllardır belirli aralıklarla dönüp dönüp dinlediğim mevlîdin Hak Teâla Bahri, kabahatlerime tevbe ederken içimde yankılanır durur.

Yunus Balcıoğlu'nun 2011 yılının Regâip Kandili'nde Selimiye Camii'nde okuduğu "Hak Teâlâ" bahrinin kaydı

Üstte isimleri geçen üç hafız efendiden sonra, kendi üslûbuyla İstanbul üslûbunu cem etme beceresini gösterebilmiş Mustafa Başkan'ı zikretmeden olmaz. Hafız efendilerden bahsederken yaptığım sıralama rastlantısal. İradi olarak bir sıralama yapacak olsaydım, Mustafa Başkan'ı ilk önce zikretmem gerekirdi. Kendisini tanıdığım günden sonra giderek yaklaşmış, yakınlaşmış, hasbe'l kader komşu olmuş, sonrasında aynı hızla uzaklaşmıştık. Komşu olduğumuz zamanlarda sokakta rastlaştığımız, yürümüşlüğümüz vardır. Onun mırıldandığı ilahilerle adımlarımı ayarlamış, onun huzur veren sessizliğini yudumlamıştım. Mevlîd-i şerifi icra ederken yüzünü izlerim. O'nun vechindeki kıpırdanmalar, oynamalar ve muhrik sesiyle bulunduğum mekandan sıyrılırım. Süleymaniye Camii Şerifi'nde senelerce müezzinlik etmiş Mustafa Başkan, mevlîdin bütün bahirlerini mükemmel okur ama, Nur Bahri icraları bambaşkadır. Geçtiğimiz senelerde “Maşukun Nefesi” isimli mevlîd-i şerif belgeselinde kadr-i şerifi takdir edilmeye çalışılmıştı. Allah uzun ömür ve sıhhat, afiyet ihsan etsin kendisine.

Mustafa Başkan'ın "Nur" bahri icrası:

Mûsikinin şiirle birleştiği ve Müslümanın manevi hislerini takviye eden, mü'minlerin sevgilisi Hazreti Muhammed Mustafa'nın hayat-ı seniyyelerini nazm ile anlatan bu mûsiki formu, Müslüman coğrafya üzerinde daha Türkler arasında rağbet kazanmış. Bugün dahi nikah, sünnet düğünü, açılış, asker uğurlaması gibi cemiyetlerde Hazreti Peygamber'e olan muhabbetin tezahürü olarak mevlîd-i şerif okunmakta. Allah bu cemiyetlerin artarak sürmesini ve bu büyük değerin farkına varılmasını nasip etsin.

 

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2017, 17:10
YORUM EKLE
YORUMLAR
Yunus Balcıoğlu
Yunus Balcıoğlu - 3 yıl Önce

SEVGİLİ AHMED ÖZTÜRK BEYEFENDİ KARDEŞİM,ASIRLARCA BU MİLLETİN,PEYGAMBER SEVGİSİNİN EN GÜZEL TERNNÜMLERİNDEN BİRİSİ OLAN MEVLİD-İ ŞERİFİ GÜZEL İCRA EDEN BÜYÜK USTALARIN YANINDA,y4BFAKÎR-İ PÜRTAKSİRİ DE ZİKRETTİĞİNİZDEN DOLAYI ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM...BU HÜSN-İ ZANNINIZA LAYIK OLABİLMEK NİYAZIYLE,BÜTÜN PEYGAMBER AŞIKLARIYLA BERABER CENNETTE EFENDİMİZE YAKÎN OLABİLMEYİ DİLERM...

Fatma Yıldız
Fatma Yıldız - 1 yıl Önce

Fakir geçenlerde katıldığım bir bebek mevlidinde Cübbeli Ahmet Hocanın Arapça yazmış olduğu mevlidi dinledim... Bilinen mevlidlerde zikredilmedigi için bilgi verme ihtiyacı hissettim...Hürmetlerimle...

banner19

banner13

banner20