banner17

Mevla'ya giden yolda hangi yükle yüklüsün?

Yaratan’ın hikmetine ram olan, içindeki huzur denizine dalmış demektir. Ahmet Mercan yazdı.

Mevla'ya giden yolda hangi yükle yüklüsün?

Hayat nasıl da hareketli. Dünyanın her noktasında insanlar koşturuyor. Mevsimlerin bir tarla gibi açılmasıyla çiftçiler çapalarını, tohumlarını alıp koşuyor. Şehirler de o denli cıvıl cıvıl. Cadde boyu koşturan, giden gelen insanlar.

Dünya, kabarcıklanıp kaynayan suya benziyor.

İyilikler, kötülükler, değişimler peş peşe geliyor. İç içe akan iki nehire de benziyor dünya. Bir büyük hesabın içinde, karınca gözü kadar kalan dünya…

İnsanın gözünde uçsuz bucaksız bir evren.

Ancak insanın ayrıcalığı tahayyül edilemez menzilde.

Sınırlı dünyadan sınırsız âlemlere açılma imkanı bu sayede gerçekleşebiliyor.

Karınca gözünden kuş bakışına kavuşma ve onu da aşma imkanı, potansiyel olarak her insanda var.

Kimi bunu gerçekleştirir, kimi olduğu yerde karınca gözünde çakılı kalır.

Olduğu yerde çakılı kalanla, uçup giden arasındaki farklılık nokta ile sonsuzluk arasındaki farktan ibarettir.

Önemli olan hikmeti keşfetmektir. Hikmet iki farklı tutum için de geçerlidir.

Yaratan’ın hikmetine ram olan, içindeki huzur denizine dalmış demektir. İster başka okyanuslara açılsın ister olduğu yerde kalsın, o sonsuzluğun gizini keşfetmiştir. Malzemeden geçmiştir. Sadece olduğu yeri aşmış olmakla kalmamış, mekanı da arkadaş edinip yola çıkmıştır.

Bu yolculuk, hedeflerden geçip her menzili kabullenen, yücelik duygusuna maliktir.

Yolların birleşmesi ve ayrılması, fiziki görünürlüktür sadece.

Her ayrılan yol aynı yere çıkar ve her nesne bir yoldur.

Taş ayettir, yıldız, dere, toprak, deniz, sema; ölüm, hayat, insan, her şey; hem işaret, hem yol. Bütün yollar Mevla’ya çıkar; ayrım yolcunun hangi yükle geleceğidir.

 

Ahmet Mercan yazdı

Güncelleme Tarihi: 01 Haziran 2015, 17:01
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20