banner17

Meryem gibi misafirleri New York'un!

New York JFK Uluslararası havalimanında karşıladığım insanlar bana bir şey öğretti.

Meryem gibi misafirleri New York'un!

 

John F. Kennedy International Airport (JFK), New York metropolitan bölgesinde bulunan, hava yoluyla ABD dışından ABD’ye gelenlerin ülkeye en çok giriş yaptıkları havaalanıdır. Amerika’ya gelenlerin duygusal zamanlar geçirdikleri bu mekanda gidiş ve geliş noktalarında yolcu veya karşılayıcı olarak çok kereler bulunmuşluğum olduğundan JFK’li hikayelerim belleğimde oluşmuştur.

Sevinçli karşılamalar, hüzünlü uğurlamalar

Gelenler yönünde karşılama genellikle daha keyiflidir gidenlere nazaran. Yakınlarını kim bilir ne kadar zamandır bekleyenlerin kavuştukları o muhteşem an sizi mutlu ederken yeni maceralarını binbir zorlukları aşıp da yaşamaya gelenlere içinizden ‘iyi şanslar’ dilersiniz.  Kolay hayatlardan gelen yolcuların yüz ifadelerinde pek bir değişiklik görmezsiniz. Ama ya zor hayatlardan gelenler? Gidenler yönünde işte bu görüntüler bazen içinizi parçalar. Kadınlar sanki daha çok ağlarlar erkeklere nazaran. Ülkesindeki fakirliğin, açlığın, sefaletin içerisine dönmek zorunda kalanları seyrederken pek hüzünlenirsiniz. Politik karmaşa veya şavaşların içine gidenlerin durumu da çok farklı bir boyut tabii. Limanlar ABD’de en çok dua edilen yerlerden biri olsa gerek. JFK Uluslararası Havaalanı

NYC’de ikamet etmem sebebiyle JFK’den pek çok yolcu karşılama şansım oldu. Gelen misafirin terminalini öğrendikten sonra tanımıyorsanız eğer, elinizde pankartlarla ya da internetten bulabildiyseniz simalarından bulmaya çalışırsınız yolcunuzu. Her gelen yolcu kendiyle beraber değişik bir enerji ve hikaye getirir hayatınıza. Benim karşıladığım hanımlardan birkaçının bana öğrettikleri hayatımda ciddi bir yer etmiştir diyebilirim.

Kimisini hemen bulursunuz çıkışta, vasıtanıza yollanırsınız ve daha farklı gitmeye başlar arabanız. Bazısı bindiğinde hiç durmaz o araba, yollar genişler de genişler. Gittiğiniz yerlerde o şehirde senelerdir yaşamanıza karşın hiç rast gelmediğiniz kolaylıklara ve güzelliklere birden rastlatır Allah sizi. Bir iyilik yapmak istersiniz, size iyilikler yağar aksine. Bu karşılaştığım hanımların profilleri çokça çeşitliydi. Neredeyse hepsi yüksek öğrenim görmüş yaşları 20 ila 60 arasında seyreden, farklı milletlerden, bekar, evli, dul, her çeşit hanımlar. Bazısınin simasından müreffehlik seviyelerini tahmin ederken, birkaçının yaşamış olduğu zorlukları yüzlerinden hemen tahmin edebilirsiniz.

Onları üzenlerin vay haline!

İçlerinde biri var ki zorda kaldığımı hissetmeye yaklaştığım anlarda hatırıma gelince içime güven dolu bir huzur verir varlığı. Basmaya benzer bir etek vardı üzerinde karşıladığımda. Orta yaşlarda, Anadolu’nun bir köyünden çıkıp da hukuk fakültesini kazanacak kadar zeki olmasına karşın başını açmasını istediklerinde, bu istekleri yerine getiremeyecek kadar dirayetli bir kuldu karşımdaki. Beş parasız bir halde eğitimini tamamlamak için, o ülke senin, bu ülke benim dünya aşmış, 4 yıl sürmesi gereken eğitim hayatını normal şartlarda doktorasını bitirmeye yetecek bir sürede ancak tamamlayabilmiş. Manhattan sokaklarında aradığı adrese gitmesi için yardım ve arkadaşlık amaçlı eşlik ederken yürüdüğümüz yollarda bize yol gösteren, sürekli yardım eden kibar insanları karşımıza çıkarmıştı Allah. İkram etmek isterken, ikram edilen sınıfına getiriliyorsunuz O’nun yanında hemen. Sanki kapitalizmin tapınağı halinde bahsi geçen şehirde Müslüman veya gayrımüslimlerin suretinde, her köşede konumlandırılmış bir çok iyilik meleğine rast geliyorsunuz. Bakara Suresi’nin 285. Ayetini hatırlayıp meleklere imanın nasıl olabileceğini ilk defa bu kadar bilinçli sorgularken buluyorum kendimi. Sonra düşünüyorum, etrafına sanki varlığıyla rahmetin gelmesine vesile olan bu güzel insanla aynı evde yaşamak, O’nunla komşu olmak kim bilir ne kadar da güzel olurdu.

Başka bir misafirle gezerken yine benzer sahnelere maruz kalıyorum. Ve diyorum ki, ten renkleri ne olursa olsun Allah bu gelen hanımları seviyor. Ama bu hanımlardan bazılarının başkaları tarafından üzülmüş veya halen üzmekte olduklarını öğreniyorum. Sonra endişeleniyorum, bu kadar sevilen kullarını üzenlere Allah nasıl muamele eder diye. Peki ya bir ülkeyi? O ülkenin işi rast gider mi bunca değerli hanımları üzüyor ve haklarını korumuyor ise?

Bu, hangimizin imtihanı?

Allah’ın bana birkaç günlük de olsa tecrübe ettirdiği bu hanımların ABD’de, bambaşka bir kıtada, yalnız yolculuklarında nasıl korunduklarını gördüğümde Meryem Suresinde geçen, hep ilgimi çekmiş olan Hz. Meryem’in Allah’ın vazifelendirdiği görevini ifa edişindeki yalnızmış gibi görünen o mübarek hali hatırıma gelir. Orada sınanan Hz. Meryem gibi görünse de asıl etrafındakiler nice imtihan olunmuştur. İşte bu gün de bir çok muhlise hanım dünyanın dört köşesinde farklı imtihanlarla sınanırken etrafındakiler ise bu hanımlara karşı tavırları ile aslında geleceklerini belirlemekteler. Bireylerin toplamda hareketleri ise toplumların akibetlerini oluşturur. Muhlise hanımları bol, rahmetli topraklar üzerinde yaşamak duasıyla.

İclal Birtek yazdı

Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2012, 12:26
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20