Mehmet Harmancı dosyası

Mehmet Harmancı neden kitapsız, yıllardır yazıyor neden kitaplaştırmıyor yazdıklarını, sorduk soruşturduk, isyan ettik!

Mehmet Harmancı dosyası

Mehmet Harmancı  90’lı yılların başından beri iyi hikayeyle var. Fasılalarla da olsa var. Var yani. Varoğluvar işte. Dergah’ta yayınladı ilk hikayelerini. Hece’de de uzun süre göründü. Uzun fasılalar döneminden sonra yeni bir şeyle ortaya çıktı: minimal öykü. Kısa demiyordu Harmancı. Kıpkısa, diyordu. Projelendirilmiş bir atılımdı bu “kıpkısa” şühpehiz. Kökler’de örneklerini yayımladı. “Hızır” gibi ilginç kıpkısalarıyla dikkatleri üzerinde topladı.

Mehmet Harmancı

Hüseyin AtlansoyBir ara şey duymuştum. Hece dergisi iki kişinin kitap çıkaracağı falan yok, biz onlardan habersiz kitaplarını basalım bari, diye bir sohbet-projeyle bu kitapsızlığı dillendirmiş. Fakat görüldüğü gibi o iki kişiden biri olan (ki diğeri ikinci “kitapsızlık” soruşturma dosyamın adıdır) Mehmet Harmancı hala kitapsız. 

Mükemmeliyetçilik mi bile isteye kitaptan kaçmak/kaçınmak mı?

Soruşturduk işte:  
 

Hüseyin Atlansoy: Harman olmamak için herhalde ... ne bileyim*, bu yıldız aslında soru işareti olacaktı. Bir de Allah’ı Kitabı olan bir öykücü. Ayrıca kendimin de olsa başka kitabı ne yapayım demiştir belki de, kim bilir*.  Ya hu selam ederim. 

Abdullah Harmancı
Abdullah Harmancı

Abdullah Harmancı: Mehmet Harmancı neden ilk öykü kitabını yayımlamıyor? Öykü yazma heyecanından kopmuş değil. Öykü yazmaya ve dergilerde yayımlamaya devam ediyor. Okuma heyecanını kaybetmiş değil. Hala elinde kocaman poşetlerle kitapçılarda “görüntüleniyor.” Bu biraz “titizlenme”nin ileri boyutlara taşınması halidir. İnsanın otuz yaşından sonra evlenmesi, hani birine içinin ısınıp da hayat arkadaşlığına onu kabul etmesi nasıl zorsa, otuz yaşından sonra kitap yayımlamak da zordur. Bir kere yirmili yaşlarda hepimizi saran o “cahil heyecanı” artık insanı terk etmiştir. Yani bir kapağın üzerinde adımı göreyim türünden iç kıpırdanmaları otuzlu yaşlarda yerini endişelere bırakır. Bence Harmancı’nın ruh hali bu minval üzeredir. Ve edebiyatımızdaki nice yazarla kıyaslandığında, ilk kitabını yayımlamak için hiç de geç kalmış değil. Meseleyi böylece anlıyor ve Mehmet Harmancı’nın hassasiyetlerini haklı buluyorum. Yeter ki bu endişeler onu öykü yazmaktan ve yayımlamaktan geri koymasın!   
 

Ümit Savaş Taşkesen
Ümit Savaş Taşkesen

Ümit Savaş Taşkesen: Bu sorunun tam cevabını bilmiyorum. Yayıncı bulma sıkıntısı desem değil, Mehmet Harmancı hikayesini yayınlayacak bir yayıncı mutlaka bulunur. Bu Harmancı’nın kendi titizliği ile alakalı olsa gerek diye düşünüyorum. Titizlendiği için gecikiyor geciktikçe titizlik daha da artıyor. Bir soruşturmanın da konusu olduğuna göre kamuoyunda belirli bir beklenti var. Bu beklenti de titizliği daha da tetikliyor olsa gerek. Ama daha fazla uzatmasa artık diye düşünüyor, diliyor, bekliyorum. Hangi hikayeleri kitaplaştıracağını da merak ediyorum. Titizliğin dışında bir başka gerekçe olarak belki de Mehmet Harmancı’nın bir proje adamı olmasının da etkisi olabilir. Elinin altında ya da zihninde kaç proje var, devam eden projeler neler? Her karşılaştığımızda farklı projeler duyuyorum. Bunlar arasında kendi kitabına sıra gelememiş de olabilir. Yayıncılık vb. çalışmalarının da gecikmeye bir etkisi var mı? Doğrudan veya dolaylı olarak olsa gerek. Karşılaşır karşılaşmaz bunu kendisine sorayım. Titizlik gecikmeye neden olmamalı. “Daha iyi, iyinin düşmanıdır” sözü Mehmet Harmancı’nın öykü kitabının gecikmesini açıklar niteliktedir. Yani daha iyiye ulaşma, daha iyiyi yapma konusundaki titizlik. Şunu da göz ardı etmemek gerekiyor kitap geciktikçe okuyucu ve yazar açısından da beklenti yükseliyor. Bu da çıkacak kitap için bir handikap.  “Çıkma vakti geçmiş bir kitap doğumu gecikmiş çocuk gibi olabilir” Biraz daha gecikirse korsan bir “Mehmet Harmancı öykü kitabı” basılabilir… Bu yönde hazırlıklar olduğunu biliyorum, benden söylemesiJ)… 
 
 

Alişan Demirci: Mehmet Harmancı'yı belki 4 senedir görmüyorum. En son gördüğüm Harmancıyı düşünüyorum; neden öykülerini kitaplaştırmıyor diye soruyorum kendime ve çok samimi olarak tek bir cevap geliyor içimden: vakti yoktur! 
 

Atilla Yaramış
Atilla Yaramış

Atilla Yaramış: Belli başlı dergilerde rüştünü ispat etmeden kitabını çıkaran hiçbir şair ve yazarın, edebiyatta kalıcı olacağını söyleyemeyiz. Varsa da bu istisnai bir durum.   

Mehmet Harmancı, 15 yıldır özgün öyküleriyle başat edebiyat dergilerinde yer aldı. Minimal öyküde akla ilk gelen oldu. Yayımlamış olduğu öyküler, onun “kalıcı” olacağını muştuladı. 

15 yıldır  öykü yazıp yayımlayan Harmancı’nın, istediği takdirde belki üç belki daha fazla, öykü kitabının sahibi olacağı besbelli. Peki niye yanaşmıyor buna? 

Evet, biz ancak bu soruyu sorarız. Hakikat, cevap yazarda saklı. Lakin adet yerini bulsun babından, bir de biz “bence…”li yorum yapalım. 

Mehmet Harmancı, içinden yüksek sesle gelecek olan bir “tamam”ı bekliyor olmalı. O sesi duymadığındandır şimdiye kadar kitaplaşmadı  onca öykü. Fakat o “tamam” kapıyı çaldığında, bu öyküler bir değil üç ya da daha fazla kitaba sığacak bence. Aynı anda çıkacak bu öykü kitapları. Yani masaya kuvvetli bir yumruk inecek.  

Harmancı, lisan-ı kal ile diyor mu bilmiyorum, ama lisan- hal ile “benim öykülerimi okuyacak olan, gitsin dergilerden okusun” diyor. Saygı duyarız elbet. Ve lakin 15 yıl yeterli bir süre diye düşünüyorum.  

M. Harmancı’nın  öykülerini bir bütün olarak değerlendirmek için ille de kitap!

Mehmet Solak: Kitap, bir aynadır; hem yazar hem okuyucu için.

Yazar, hiç elinden düşürmemeli bu aynayı. Çünkü yazma seyrini en net biçimiyle orada müşahade eder. Bu önemlidir. Dergilerde, dosyalarda, arşivlerde kalmış -daha doğrusu oralara terk edilmiş – eserler, bir bütünlük sunamazlar. Bütünlüğün olmadığı yerde parçalanmışlık vardır ister istemez. Hayat, yeterince zorunlu parçalanma alanları açıyor insana. Sanatçıların bu alanlara kendilerini bile isteye hapsetme hakları var mı acaba? Ben olduğu kanısında değilim. O halde kimi yazarlar eserlerini kitap halinde okuyucuya sunma konusunda neden isteksizler? Elbette pek çok gerekçe öne sürülebilir. Ama hiçbiri aşılamaz olmamalı. Öyleyse neden bekliyorlar? Neden bekliyor sevgili Mehmet Harmancı?  Daha ne kadar bekleyeceğiz bir yudum su lezzetindeki öykülerin kitaplaşmasını. Bir yudum su yetebilir kimileyin, ama kandırır mı ya? Hele harman zamanı. Bizi kandıracak kitap istiyoruz Harmancı’dan, harman sonunu çok geçmeden mümkünse.

Vural Kaya araştırdı

Yayın Tarihi: 19 Temmuz 2009 Pazar 18:47 Güncelleme Tarihi: 11 Ocak 2010, 12:06
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
hz. etlekmek
hz. etlekmek - 12 yıl Önce

bu dosyayı ve dahi bu yazıyı düşünenleri, yazanları, yayınlayanları hatta okuyanları kutluyorum...

Çağrı BERRAK
Çağrı BERRAK - 12 yıl Önce

Pişmiş tuğlaları fazlaca fırında bekletmek niçin bilmem.. fakat yine de derim ki vardır Harmancı Hocamızın bir bildiği... Vural Kaya'ya teşekkürler

Mustafa AVCU
Mustafa AVCU - 11 yıl Önce

sabırla bekliyoruz hocam. Taşmanın vakti gelmiştir inşaALLAH..

banner26