'Meğer' ne kadar değişik bir kelime değil mi?

İtiraf et anne olacak kadın, sen bu zamana değin 'meğer' üzerine sekiz yaşındaki kızın kadar düşünmedin. Fatma Kebire Karaaslan yazdı..

'Meğer' ne kadar değişik bir kelime değil mi?

 

Çocuklarımız, düşüncelerini hesapsızca, saflıkla, olduğu gibi dile dökerler, adeta bizim aynalarımız gibidirler. Aynaya bakmaktan korkuyorsan bir çocuğun gözlerinde ve sözlerinde kendini bulabilirsin.

Belki de Allah’ı en çok onlarla iken anıyoruzdur. Fesubhanallah, Hasbinallah, Maşallah’ı bize çokça sarf ettiren en çok da onların ağzından çıkan sorular, ilginç düşünceler ve tuhaf bakış açılarıdır. Daha doğru söylemek gerekirse bu onlar açısından gayet doğaldır da bizim “büyükçe” bakışımızdan hayretengiz bir durum arz eder. Çocuk büyüyüp de okul denen kuruma gidip gelmeye başladıkça hele, başka yaşıtları ile bir araya geldikçe, arkadaşlarından, öğretmenlerinden öğrendiklerini evdekilerle kıyas etmeye, aralarında konuştuklarını kendine yabancı hissettiklerini eve döndüğünde ya da aklına gelen herhangi bir zaman biriminde anlatma kıvamına geldiğinde “tövbe estağfirullah” yedeğinizde hazır bulunsun. Hiç beklemediğiniz bir anda, hiç beklemediğiniz cümlelerle karşılaştığınızda hemen o cankurtaran kelimelerden birini zikredeceksiniz bilesiniz.

Çocuk milletine bir kulak verelim hele…

Bir gün küçük kızımla evden çıktık, çarşıya gidiyoruz. Ben dalmış gitmiş düşünüyorken kızım “anne ağaçlar örüntü oluşturmuş” dedi. Önce ne dediğini anlamadım. Zaten şu örüntü kelimesine oldum olası uyuz oluyorum. Tövbe bismillah, kafamı kaldırıp ağaçlara bakarım ki bir kahverengi, bir yeşil öyle bir güzellik oluşturmuşlar ki muazzam. Fakat benim kızım bu güzelliği okulda öğrendiğinden mülhem “örüntü” olarak ifade ediyor.

Bazen “okulun faydasından çok zararı mı var ki acaba” diye düşünmeden edemiyorum. Ablası ilkokul dördüncü sınıfa gittiği dönemde bir akşam hep birlikte sohbet ederken takvimin arkasında “hilâl” hakkında bir yazı okumuştuk. Kızımın çok ilgisini çekmişti. Hilâl’in inancımız açısından önemini, güzelliğini anlatan bir takvim yaprağı yazısı idi. Ertesi günlerde kızım din dersinden yazılı olmuştu ve yazılıda çıkan bir soruda dinimize ait semboller sorulmuştu. Bütün arkadaşları takke, tesbih, seccade yazarken bizimki hilâl yazmış tabi. Sınıfta soruyu tek yanlış(!) cevaplayan kızım. Derse giren öğretmenin kızımın hocasına söylediğini kızım da duymuş: “Bir de babası din dersi öğretmeni, olacak iş değil.” Kızımın morali bozulmuştu biraz, eve geldiğinde “kızım üzülme” dedim. “Sen doğru cevap vermişsin, onların sembol dedikleri senin için sembol değil, çünkü sen onlarla zaten hep iç içesin, her zaman gözünün önündeler. Ama hilâlin manasını yeni öğrendin ve haklı olarak cevap olarak da onu yazdın, çok da iyi ettin.” İçimden “böyle sistemin de” diye başlayan şık cümleler kurmadığımı söyleyemem tabi. Çocukların sadece okulda öğretilen idarelik bilgilerle sınırlandırıldığı ve hayal etme, geniş düşünme imkânlarının ellerinden alındığı, adeta fikren kısırlaştırıldıkları bir sistem. Hasbunallâhu ve ni’mel vekil demenin tam sırası galiba.

Evimizi deden kendisi yaptığı için şükür ki koridorumuz yok

Ufaklık okuldan geldikten bir müddet sonra, “anne niçin bizim evimizde koridor yok?” diye sordu. Fesubhanallah, belli ki bugün okulda koridor mevzu konuşulmuş arkadaşlarla. Bıcırıklara da bak sen, başka konu yok sanki konuşacak. Sonra bir bir arkadaşlarıyla konuştuklarını anlattı. “Herkesin evinde koridor varmış, bizde niçin yok?” dedi. Aslında tam olarak koridorun da manasını bilmiyor, arkadaşlarından duyduğu kadarıyla, nasıl anladıysa artık. “Yavrum” dedim, “ çünkü arkadaşlarının çoğu apartman dairesinde, birbirine benzer ‘toplama kampı’ gibi evlerde oturuyorlar. O evlerde uzun, dar, böyle yol gibi olan kısma koridor deniyor. Bizim oturduğumuz evi deden kendisi yaptığı için şükür ki koridorumuz yok. Zaten çok gereksiz ve lüzumsuz” dedim. Koridor, hakkında söylediklerim için bana dava açsa yeridir. Ama sonuç itibarıyla kızım cenahında durum vuzuha kavuştu. Bu meseleyi de alnımızın akıyla hallettik elhamdülillah.

Ramazanda teravih dönüşü bir akşam yol üstündeki ışıklı tabelaya gözümüz ilişti: “Ramazan Sokağı”. Kızım sesli sesli okudu ve “a anne bak tıpkı Huzur Sokağı gibi” dedi. Çok akıllıyım ya ben, kitaptan bahsettiğini düşünerek “sen Huzur Sokağı’nı nereden biliyorsun bakalım?” dedim. “Anne bilmez olur muyum hiç, Cafcaf’ta var ya hani Huzur Sokağı köşesi, oradan bakıp koymuşlar demek ki” deyiverdi. La ilahe illallah, benim aklımın köşesinin kıvrımlarından geçmeyen şey bu bücürüğün ilk aklına gelen şey olabiliyor. Yatıp kalkıp Cafcaf ciltlerini kurcalarsa olacağı bu tabi. En çocuksu tarafı da, tabi ki kendisi gibi cümle âlemin de Cafcaf’ı sevip okuduğunu zannetmesi. İnşallah, inşallah…

En çok da kitap okurken halden hale girmesini izlemek çok hoş oluyor

Her sene kızımın öğretmeni sınıf içinde en çok kitap okuyanı seçiyor. Bizimki birinciliği kimseye kaptırmamaya niyetli. Fakat sınıfın en küçüğü olduğundan mıdır nedir bazı arkadaşları “sen yalan söylüyorsun, o kadar kitap okuyamazsın” demişlerdi de bizimki çok üzülmüştü. Teselli etmek yine annenin vazifesi. Dokunsam ağlayacak; “kızım arkadaşlarının kusuruna bakma, onlar henüz kitap okumanın ne kadar güzel bir şey olduğunu bilmediklerinden, onlara kitap okumak sıkıcı ve zor bir iş gibi geldiğinden sana öyle demişlerdir. Bilseler nasıl güzel, tatlı bir şey olduğunu, hiç öyle derler mi” demiştim. İlerleyen günlerde kendi kitaplığından sonra ablasının kitaplığına el atmaya başladığında önce biraz konusu hakkında ablasından ön bilgi alıp, ilgisini çekerse okuma teşebbüsünde bulunuyor uyanık. Sefiller ilgisini çekmiş olacak ki geçen sene beş yüz sayfalık kitabı okumaya başladı. Ciddiye almadık tabi, “bir hevestir geçer” dedik, “nasıl olsa biraz okuyup bırakır” dedik, dedik ama bırakmadı. Üç günde bitirdi. “Maşallah” dedik biz de. “Peki, kızım beğendin mi Sefiller’i, arkadaşlarına da tavsiye eder misin?” diye sordum. “Çok beğenemedim, biraz beğendim, tavsiye edemem, arkadaşlarım sıkılabilirler, ama Cingöz Recai’den sıkılmazlar, onları okusunlar” dedi. Cingöz Recailer kaç kez hatim edildi artık saymıyoruz. Sene başında öğretmeni sınıfta “artık bu sene kitap okumada Edibe’yi geçin bari” demiş. “Maşallah, Subhanallah, Barekallah” deyin aman aman.

En çok da kitap okurken halden hale girmesini izlemek çok hoş oluyor. Yine böyle bir akşam kızım kitap okurken, ben de bir taraftan çayımı yudumlarken, onun kaşının, gözünün oynamasını, kendi kendine gülmesini, heyecanlanmasını izliyorum. Birden bana baktı ve “anne meğer kelimesi ne kadar değişik bir kelime değil mi?” dedi. Subhanallah, “meğer mi, nesi varmış meğerin, bildiğin meğer işte” diyorum içimden tabi. Çocuğa hiç öyle denir mi, biliyoruz o kadar. Evet, bilinçli bir anne edasına girerek sormam lazım. “Nasıl yani kızım, sana göre ne özelliği var bu kelimenin mesela, anlat bakalım” dedim. “Çok heyecanlı bir kelime” dedi. “Arkasından ne geleceğini bilemiyorsun, meğer şöyleymiş, meğerse bunun için, yani bazen çok sevindirici, şaşırtıcı, bazen de üzücü bir şeyler olabiliyor” dedi. İtiraf et anne olacak kadın, sen bu zamana değin meğer üzerine sekiz yaşındaki kızın kadar düşünmedin. Ben kızıma bu sefer şapşal şapşal bakmaya devam ettim, o da kitabını okumaya.

Çocuklar… Hayatın sıradanlığına çomak sokarak en hüzünlü anları bile renklendirmede ustalar. Hakikatin sesini duymak istersen eğer bir çocuğa kulak ver yeter.

 

F.Kebire Gündüz Karaaslan “Allah Allah”  diyerek yazmaya çalıştı

Güncelleme Tarihi: 06 Aralık 2013, 11:15
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Eslem Nilay Bozdemir
Eslem Nilay Bozdemir - 6 yıl Önce

Ne kadar akıllı evlatlarınız var maşaallah... Rabbim yolunda daim eylesin. Çocuk yetiştirme adınada da ne güzel bir yazı olmuş. ''Meğer'' ne farklı imiş meğer. ,)

Fatih Çelebi
Fatih Çelebi - 6 yıl Önce

Yine çok güzel bir yazı. Bizim 14 aylık oğlan da büyüyüp "meğer ne kadar değişik bir kelime değil mi" diye soracak mı acaba? Dualarımız bu istikamette. Allah cümlemize, okuyan çocuklar nasip etsin. Amin.

tespih
tespih - 6 yıl Önce

çok güzel ve içten bir yazı olmuş..bilinçli bir annenin çocuktaki yansıması çok güzel görülüyor! "Hilal" olayını da din öğretmeninin sığlığına bağlıyorum.Bence de süper bir cevap. Allah müslümanlara faydalı kılsın kızınızı :) Saygılar

banner19

banner13