banner17

Meğer firavun ölmemiş, aramızda yaşıyor

‘Ö. Tuğrul İnançer ile Gönül Sohbetleri’ öyle hızlı okunuyor ve insanda bıraktığı tad öyle güzel ki, insan hiç bitmesin istiyor.

Meğer firavun ölmemiş, aramızda yaşıyor

 

Bildiğiniz gibi, Timaş Yayınları’na ait Sufi Kitap bünyesinde Tasavvuf Sohbetleri dizisi var. Tasavvuf Sohbetleri dizisinin ilki, Ö. Tuğrul İnançer ile Gönül Sohbetleri başlığını taşıyor. Ahmet Sait Akçay'ın Tuğrul İnançer ile yaptığı söyleşilerden oluşan ve editörlüğünü yine Ahmet Sait Akçay'ın yaptığı kitap, Eylül 2005'te yayın hayatına girmişti. Sevilen kitap, Ocak 2010'da ikinci baskısını yaptı.

Ömer Tuğrul İnançer'le yapılan tasavvuf sohbetlerinin soru-cevap şeklinde ilerlemesi okuyucuyu kitabın içine çekiyor. Okuyucunun aklına gelebilecek birçok soru, Ahmet Sait Akçay tarafından dile getirilmiş ve bu sorular okuyucunun dikkatini kitap boyunca canlı tutmasını sağlıyor. Tuğrul İnançer'in insanın zihnini ve kalbini aynı anda açan ilginç tespitleri var. Bir kısmını paylaşmak istediğim bu tespitler insanda şimşek etkisi yapıyor.Ömer Tuğrul İnançer

İnsanlar ifade acziyetinden ötürü ağlıyorlar

Tuğrul İnançer, dünya sözcüğünün Arapça anlamına işaret ediyor. “Dûn”, Arapça düşük demek, “ya” ise, Farsça kökenli “istan” gibi yer belli ediyor. Yani “Dûn-Ya”, anlam olarak “aşağılıkistan” demek. Kitaptan öğrendiğimize göre, dünyada Habil ve Kabiller hiç bitmiyor ve hep savaş halindeler. Ama kainatta Habil ve Kabil olduğu gibi, kişinin kendi kainatında da Habil ve Kabil var ve bunlar sürekli kavga ediyor. Birinin sembolü kalp, diğerininki ise nefs. İnançer, dünyadaki ilk ölümün hastalıktan değil ölümden olduğuna da dikkat çekiyor. Hz. Muhammedlerin varisi tükenmediği gibi, Ebu Cehillerin, firavunların varisi de tükenmiyor. İnançer'in zihin açan bir örneği var: Firavun Mısır'da yaşamış ve ölmüş değil! Hâlâ var ve her yerde var. Dünya, bu insanların sembolik olarak halen her yanda yaşadığı bir yer. Bu yüzden, Kuran'da geçen bütün hadiselere bu gözle bakmamız gerekiyor.

Tuğrul İnançer ağlamamızın nedeninin acziyetimiz olmasına vurgu yapıyor. İnsanlar, Allah'a, Hz. Peygamber'e sevgilerini ifade edemedikleri için, ifade acziyetinden ötürü ağlıyorlar.

Din, basit bir “manitu”culuktan ibaret olsa dahi insana yön veriyor

İnsan için çalışmanın önemi, kitapta geçen bir diğer husus. İnançer bize “İnsan için hiçbir şey yoktur, ancak mesaisi vardır” (“leyse li'l insane illa masea”) ayetini hatırlatıyor. Bu arada şeriat ile tarikatın farkı hakkında söylediği ilginç: Şeriatta deveyi sağlam kazığa bağlayıp, sonra Allah'a emanet ediyorsun. Tarikatta ise deveyi önce Allah'a emanet edip sonra kazığa bağlıyorsun!

İnançer, Allah'ın itikada ne kadar önem verdiğini anlatırken, batıl dahi olsa, itikat sahibi bir insan bir put karşısına gidip “Ey sanem, ey sanem, ey put” diye yalvarırsa Allah'ın bu kimseye onun samimi inancından dolayı, istediğini ihsan edeceğine dikkat çekerek bizi imanın gücüne dair aydınlatıyor. İnsana yön veren şeyler, akıl ve din. Din, basit bir “manitu”culuktan ibaret olsa dahi insana yön veriyor.

Ahmet Sait Akçay'ın Tuğrul İnançer ile sohbetleri çok keyifli. Tuğrul İnançer'in Sufi Kitap'ta Mesnevi Sohbetleri dizisinde Dinle Neyden isimli güzel bir kitabı daha mevcut. Ö. Tuğrul İnançer ile Gönül Sohbetleri öyle hızlı okunuyor ve insanda bıraktığı tad öyle güzel ki, insan hiç bitmesin istiyor. Tuğrul İnançer, Tasavvuf Sohbetleri dizisine yeni bir kitapla devam etsin. Yine ruhumuzu aydınlatsın.

 

Yusuf Emre yazdı

Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2016, 14:41
YORUM EKLE
YORUMLAR
esra nur
esra nur - 6 yıl Önce

çok güzel bir inceleme olmuş. kitabı okuyacağım inşallah.

banner8

banner20