Masal şiiri sinema filmi yapılmalı!

Aslında ben senarist olsam, Sezai Karakoç'un 'Masal' şiirini yedi bölüm halinde sinema filmi formatında yeniden yazardım diyor Zafer Acar.

Masal şiiri sinema filmi yapılmalı!

Romancı  olsam –şiir izin verirse, belki bir gün olurum kim bilir-, bu şiirden kocaman, dehşet bir roman çıkarırdım ortaya. “Masal”, anlatım şekliyle gerçekten masaldır, lakin iç hacim olarak koca bir romandır aslında, “Baba” (The Godfather) bir roman –“Doğuda bir baba vardı/Batı gelmeden önce/Onun oğulları Batıya vardı”. Bu şiir bir kenara, bu şiirin bilincinden kocaman bir dünya kurardım. Ama öncelikle nezaketen de olsa, Sezai Karakoç’tan izin almadan bu güzel ve zor işe girişmezdim. (GYY'nin notu: Karakoç Üstadımız kesin izin vermezdi, bu roman da yazılmazdı!)

Sezai Karakoç, Şiirler IV Zamana Adanmış Sözler

Peki, “Masal” şiiri, şiir formunda yeniden yazılabilir mi, elbette; fakat bir metnin kendi türü üzerinden gitmek kolay değil, en azından şiirin ilk şeklini aşman ya da aratmaman gerekir ki, gösterilen çabanın edebi karşılığı alınsın. Geleneksel Leyla vü Mecnun, Hüsrev ü Şirin gibi örnekleri de post-modern algılayış içerisinde modifiye etmeden yazmak sadece yeniden üretmek anlamına gelir. Bu teşebbüs de bütünüyle ticari kaygılar içerdiğinden edebiyat dışı bir tutum oluyor. Ha bire yeniliklerle karşılaşan zihin, farklılaştırılarak da anlatılsa hikâyenin iskeleti aynı kaldığından bu tür hikâyelerden hoşlanmıyor.

Yeni bir türde yazılabilir

Niçin bunları anlatıyorum: “Masal” veya başka bir metni farklı şekillerde ve kulvarlarda başarılı bir şekilde değerlendirmek istiyorsak onu yeni biçime, o biçimin duyuş özelliklerine kavuşturmak zorundayız, yoksa sanatlar arası bir karmaşa yaşanır. Sinema izlemeye gelen biri şiir okuyup da evine dönmek istemez, öyle bir şey arzuluyorsa şiir matine-festivallerine katılır, daha bir mutlu olur. Sanatlar arası irtibat önemli, fakat sanatlar birbirinin yerine göz dikmemeli. Mesela şairin, şiiri nesre yaklaştırma çabasına bir diyeceğim yok, modern şiirin böylesi bir tarafı var, kabul, kabul de durumu abartıp nesri şiirin önüne geçirdiği anda orada bir mensur-şiirden bahsedemeyiz, ortada sadece nesir vardır.

Yeşilçam genelde aşk-komedi-yokluk-mafya ve bunun yanında -tarih bilincinden çok uzak da olsa- kahramanlık konuları üzerinden ilerledi. Az bütçeli kolay filmlerdi bunlar. Toplumsal konuların işlendiği filmler ise hemen ötekilerden ayrıldı. “Masal”ın, dönemin çoğunluğu Marksist ya da materyalist yönetmenler tarafından değerlendirilmesi mümkün değildi elbette. Fakat bugün durumlar farklı, devlet desteğiyle böylesi bir proje hayata geçirilebilir. Geçmişte kimi sinema projelerinin devlet desteğiyle gerçekleştirildiğini biliyoruz.

“Masal”:

  1. Film: Batı  kapılarında büyük şölenler-söylevlerle karşılanan bir genç, müthiş uzun bir gece geçiriyor ve kuş tüyü  yatağında katlediliyor. Perdede 90 dakika sürecek o geceyi senarist istediği gibi kendi hayaliyle doldurur, hatta o gencin Batı kapılarına dek yaptığı yolculuğa da fantastik bir şekilde değinebilir.
  2. Film: Kardeşinin öcünü almak için yola çıkan, fakat eşsiz bir kıza rastlayıp aşık olan, kavuşamadığı o sevgiliyi Mecnun gibi arayan sonunda deliren bir oğul üzerine çekilecek.
  3. Film: Büyük yokluklar sonucunda patron olan ve geçmişini unutan bir genci konu alacak.
  4. Film: Bilim adamı olup da kendi dışına taşıp kendini keşfedemediğinden, kendi uygarlığını küçümseyen birini başrole taşıyacak.
  5. Film: Batıya gidip de şair olan ve orada kendini kaybeden bir genci irdeleyecek. Bence işte tam da bu karakter Tanzimat döneminde Batıya ilim için gönderilip de ressam-şair olan kişileri sembolize ediyor.
  6. Film: Batı’nın dönüştürüp değiştirmesi karşısında çaresiz kalan ve böylece kendini Batının en büyük meydanına bir tohum gibi gömen ve gelecek nesiller için gövermeyi bekleyen nur yüzlü bir genci ele alacak.

Sinema diline kavuşturulacak bu yedi karakter, hangi milletin dikkatini çekmez ki. Dünyaya yeni yedi jön sunmuş da oluruz diğer yandan, milletimiz güzel yaratılmıştır ve yeteneklidir her açıdan. Kendimizi, komplekssiz anlatmayı başarabilirsek, dünya sinemasında söz sahibi olmaya başlarız da. Birçok Doğu toplumu bu trajediyi yaşadı, Batı ise bu trajedinin kanlı faili, yani böylesi, maneviyata karşı yapılacak bir seri katil-filmi, evrensel bir meseleyi ele almış olacak ve yapımcısına da hayal edemeyeceği kadar para ve itibar kazandıracaktır. Para diyelim de birilerinin iştahını kabartalım, belki bu güzel iş için harekete geçer nefisler, çünkü ruhlar ölü sanki. 



Zafer Acar yazdı

Yayın Tarihi: 21 Eylül 2011 Çarşamba 00:38 Güncelleme Tarihi: 21 Aralık 2020, 15:56
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ebrar
Ebrar - 11 yıl Önce

Hocam sinopsis yazmışsınız, bu bir dekalog gibi olur. uzun metrajda bütünleştirmek için ya wong kar wai ya da wim wenders çekebilir. Ben senaryosunu yazdım. Ama Sezai üstadın buna izin vermeyeceğini düşünüyorum...

Bilal Yavuz
Bilal Yavuz - 11 yıl Önce

Üstada sorulmalı kanaatimce. Kabul eder mi etmez mi Bir Allah birde O bilir.

banner19

banner36