Manisa'nın teşkilatçı, bestekâr müftüsüydü

Nejdet Bilgi tarafından hazırlanan “İstiklâl Yolunda Bestekâr Bir Müftü: Ahmet Âlim Efendi” kitabı, Manisalıların eski müftüleri Ahmet Âlim Efendi’ye gösterdikleri vefanın bir nişanesi..

Manisa'nın teşkilatçı, bestekâr müftüsüydü

“Toplumlar topla tüfekle yıkılmaz” diye boşuna söylenmemiştir. Yıkılsaydı tarih boyunca şahit olunan her badire bu kadar kolay atlatılmazdı. Zira iman silahıyla silahlanan bir millet, kendi vatanında parya muamelesi görmemek için mücadele etmiştir. Ancak bir husus dikkat çekici: Bu seferberlikte öncü isimler yörelerinin saygın müftüleri ve âlimleri olmuştur. Adına “sarıklı mücahitler” deyin, “milli mücadelede din adamları” deyin, bu tarihin yazdığı bir vakıadır. Bu isimlerden sadece biridir Ahmet Âlim Efendi.

Ahmet Âlim Efendi ismine tekrar dikkat kesilmemize vesile olan bir eser yayınlandı. Eser aynı zamanda Manisalıların Ahmet Âlim Efendi’ye gösterdikleri vefanın bir nişanesiydi. Nejdet Bilgi tarafından hazırlanan bu eser, İstiklâl Yolunda Bestekâr Bir Müftü: Ahmet Âlim Efendi ismiyle yayınlanmış. Manisa Belediyesi Kültür Yayınları arasından çıkan eser, 2008 yılında yayınlanmış ve 288 sayfadan oluşmakta.

Hayat mücadelesi ve aksiyonerliği milli mücadele ile başka bir boyut kazanır

Ahmet Âlim Efendi Manisa’da Hocazâdeler ailesine mensuptur. Babası Esseyyid Mehmet Arif Efendi ve dedesi Esseyyid Ahmet Âlim Efendi medreselerde müderrislik yapmış hocalardandı. Ahmet Âlim Efendi, babasının ve dedesinin izinden giden hayırlı bir evlat olarak 1874 yılında Manisa’da doğar ve çok genç yaşlarda 13 Aralık 1930 tarihinde 56 yaşında vefat eder.

Belli ilim basamaklarını geçtikten sonra 24 yaşında Muradiye İç Medresesi’ne müderris olur Ahmet Âlim Efendi. Bir yandan müderrislik yaparken öte yandan İstanbul’da eğitimine devam etmektedir. Manisa Müftü Müsevvidi (Muavini) olarak memuriyete başladığında tarihler 4 Şubat 1325’i göstermektedir. Manisa Müftülüğüne geçişi ise 1915 tarihine tekabül eder. Kitapta rastladığımız ilginç bir ayrıntı: Bab-ı Meşihat tarafından yapılan ve oy sahiplerinin 32 adet müderris, imam-hatip, 6 tane belediye azası, 2 tane de meclis-i idare azasından oluştuğu seçimde 19 müftü adayı arasından 26 oyu alan Ahmet Âlim Efendi müftülük payesine hak kazanıyor. Müftülerin seçimle belirleniyor olması ayrıca dikkate değer bir husus olarak gözüküyor.

Ahmet Âlim Efendi’nin hayat mücadelesi ve aksiyonerliği milli mücadele ile başka bir boyut kazanır. Onu 1919’lu yıllarda Manisa Müdafaa-i Hukuk-ı Osmaniye Cemiyeti’nde bir grup arkadaşı ile işgalcilere ve o zihniyete karşı verdiği mücadele ile ve Manisa şubesini açtığı Cemiyet-i İlmiye ya da İslâmiye’nin başında görüyoruz. Kadir Mısıroğlu’nun verdiği kayıtla da sabittir ki, bu cemiyetin başında iken dokuz müftü arkadaşı ile beraber yayınladığı İzmir’in Yunanlılar tarafından işgaline karşı direnmenin farz olduğu, işgale karşı acz içinde olan Osmanlı hükümeti (Damat Ferit Paşa)’ni kınayan fetva dolayısıyla hem Yunan makamları, hem de Ferid Paşa hükümeti tarafından idama mahkum edilirler. Muhtelif kaynaklarda yüksek sesle bu bilgi yer alırken yazar Nejdet Bilgi bu durumun pek sıhhatli olmadığı kanaatinde…

Yunanlıların İzmir’i işgali bununla da sınırlı kalmamış, Manisa, Aydın gibi iki sancak merkezine de yönelmiştir. Verilen bütün teminatlara rağmen Manisa da işgal edilince Ahmet Âlim Efendi, Cemiyet-i İslamiye yöneticisi olarak 50 mahalleden oluşan şehri beş bölgeye ayırmış ve her bölgenin imamından meydana gelecek olaylar hakkında düzenli bilgiler almaya çalışmıştır. Zor zamanlarda teşkilatçı yönüyle Manisalıların en az zararla bu badireden çıkmaları için gerekli tedbirleri kendi imkânları ile alan müftünün çabaları ve mücadelesi İtalyan belgelerine dahi konu olmuştur.

Ahmet Âlim Efendi’nin ismini bir başka mühim belgede daha görüyoruz ki bu da İstanbul Hükümeti ile Ankara arasında başlayan ve birbirlerini yok sayan fetvalar savaşıdır. Burada Ahmet Âlim Efendi, Ankara müftüsü Rıfat Börekçi ve 153 din adamının imzası bulunan 5 Mayıs 1920 tarihli fetvada da imzası bulunan isimlerdendir. Kitapta tafsilatlı bir şekilde anlatılan olaylar ve yaşanan işgalden sonra Ahmet Âlim Efendi, sürgünler ve kaçak hayatından sonra yeni kurulan devlet ile birlikte müftülüğe tekrar döner. Ve görevi başında iken ruhunu teslim eder.

Aynı zamanda bestekâr

Ahmet Âlim Efendi’nin pek bilinmeyen yönü ise onun bestekârlığı ve musikişinaslığıdır. Bunda hiç kuşkusuz Manisa Mevlevihanesi ve o muhit etrafından gelişen halkanın da büyük bir tesiri var. Kitapta zikredilen “o dönemde musiki planında İstanbul birinci, Manisa ikincidir” sözü her ne kadar abartılı gibi görünse de, kitapta bahsedilen isimleri görünce hakikat payı olduğunu kabul etmek zorunda kalıyorsunuz.

Ahmet Âlim Efendi’nin bugüne intikal eden ve kendi elleriyle yazdığı besteleri ve notaları mevcut. Hicaz makamında Kâr-ı Nâtık, Şehnâz Hâvî Beste, Bestenigâr Devr-i Kebîr Beste, Rast Devr-i Hindî Şuğul, Hüzzam Müsemmen İlahî ve bunun dışında 6 adet eser daha bulunuyor ki bugün için okunması ve icrası zor eserler olduğu erbabınca malumdur.

Biz Ahmet Âlim Efendi’nin hayatı, mücadelesi arasında gezinirken ürperdik ve feyizyâb olduk. Yayıncısı ve yazarını, bu eser dolayısıyla tebrik ederek, bu vesile ile merhum müftümüze rahmet dileyelim.

Kâmil Büyüker, örnek ve öncü bir müftü olarak Ahmet Âlim Efendi’yi rahmetle yâd etti

Yayın Tarihi: 20 Şubat 2013 Çarşamba 15:03 Güncelleme Tarihi: 16 Haziran 2020, 13:55
banner25
YORUM EKLE

banner26