Mahalleli Kur'an kursları için seferber olmalı

‘Ezanlar mutluluğa çağırıyor, Tüm camiler çocuk açıyor, Kur’an’a koşan miniklerle, Melekler gurur duyuyor’ diyor Diyanet’in yaz kursu şarkısı…

Mahalleli Kur'an kursları için seferber olmalı

 

Yaz geldi, tatil başladı! Tatili, ‘yatalım öğlene kadar, gezelim aylak aylak’ olarak tanımlamayanlar için çok güzel fırsatlar var yanı başlarında! Şu an bütün kız Kur’an kurslarında ve camilerde yaz kursu kayıtları yapılıyor. Dersler ise 24 Haziran Pazartesi başlayacak. Bu yıl Diyanet daha bir hazırlıklı kurslar için, öğrencilere ücretsiz olarak verilecek kitapların dağıtımı hocalara çoktan yapıldı bile! Ayrıca bütün hocalar yaz kursuna hazırlık seminerlerine katıldı öğrencilere daha faydalı olabilmek adına. Ülkenin dört bir yanında görevliler hazır ve nazır olarak öğrencilerini beklemekteler.

Çocukların zihnen, kalben almaya en açık oldukları zaman

Bazıları için yaz kursu çocuklar için bir oylanmadan ibaret olarak görülmekle beraber böyle düşünen kişiler çok büyük bir yanılgı içindeler. Yaz kursu tahmin edilenden çok daha önemlidir öğrencilerin hayatında. Herkesin kolayca yapabileceği bir kamuoyu araştırması için size fikir vereyim. 40- 50 yaşlarında bir teyzeye namaz surelerini, İslam’ın şartlarını nereden öğrendiğini sorun. Verilen cevap büyük çoğunlukla “ Yazın camiye/ hocaya gittiydim.” olur. Ömründe belki birkaç yaz kursa gidebilen bir çocuk, orada öğrendikleriyle bundan sonraki bütün dinî yaşantısını şekillendirecektir. Çünkü bilindiği üzere ülkemizde din eğitimi oldukça kısıtlı bir seviyede alınabilmektedir. Dinî eğitim için ne vakit vardır, ne de ortam… Hele bir de ortaokul bitti mi, sınav maratonu başladı mı SBS, LYS, KPSS derken iş bulma ve yuva kurma faslına atlanır birden… İyi de çocuklarımız bu koşturmacanın neresinde Kur’an okumayı öğrenecek, namaz kılacak kadar ezber yapacak, temel ilmihal bilgilerine sahip olacak?

Yaz kursları tam da bu ihtiyacı karşılamak için var. 28 Şubat’ın acı hatıralarından olan yaş sınırı çok şükür ki geçen sene kaldırıldı. 28 Şubat zihniyetine göre ilkokul beşi bitirmeyen hiç kimse dinî eğitim alamıyordu. Kursa bin bir hevesle, cıvıl cıvıl gelen çocuklar bu sebeple kayıt yapılmıyor, gözü yaşlı olarak geri gönderiliyordu. Beşinci sınıfı bitirdiğinin belgesi isteniyor, okul karnesi ile kayıt yapıyordu. Maazallah ya dördü bitirmiş çocuk araya kaynamaya çalışırsa diye! Çok şükür artık yaş sınırı kalktı! Öyleyse bu ‘4 yaşındaki çocuğu bile kayda getirebilirsiniz’ mi demek oluyor? Teorik olarak evet ama pratik olarak hayır! Şöyle ki, kanunen buna bir engel olmamakla beraber ne yazık ki ülkemizde henüz okul öncesi çocuklara hitap eden bir müfredat, kitap, mekân mevcut değil. Bu konuda ciddi çalışmalara ihtiyaç var.

Çocukların zihnen, kalben almaya en açık oldukları zaman olan ilkokul ve ortaokul çağı iyi değerlendirilmeli. Çocuklar hayatın zorlu koşturmacasına atılmadan önce manen donanım sahibi olmalı! Öyleyse siz de kardeşinizi, yeğeninizi, komşunuzun çocuğunu hemen en yakın kursa kayıt ettirin. Unutmayın, Hz. Peygamber “Bir hayra vesile olan, o hayrı işleyen gibidir.” buyuruyor. Sizin kayıt ettirdiğiniz çocuk da kazansın siz de kazanın!

Mahalleli çocuklara kursları sevdirmek için seferber olmalı

Abur cubur sevmeyen çocuk var mıdır? Hele bir de bunlar arkadaş ortamında topluca yeniliyorsa tadı bir başka olur değil mi? Siz de yoklayın hatıralarınızı, bir kuru çubuk krakerin sınıf ortamında nasıl şenlikli bir hava içinde yendiğini… İşte bununla alakalı her vatandaşın yapabileceği manevî karşılığı büyük bir hizmetten bahsetmek istiyorum. Yapılacak şey şu: Yakınızdaki cami veya kursa gidip hocaya kaç öğrencisi olduğunu soruyorsunuz, bu sayıdan 3-5 fazla olacak şekilde abur cubur temin edip, hocaya veriyorsunuz. ( Aman ha sakın ‘küçük hobby’ almayın, artık o devir kapandı.)

Bu gerçekten bol ihlâslı bir sadaka olarak amel defterinizde nadide bir yer edinecektir. Çünkü çocuk onu yerken eğlenecek, bu hadise kursta gerçekleştiği için de kursa karşı sevgisi artacak. Belki yıllar sonra kurs denilince hocanın söylediği hiç bir şeyi hatırlamayacak ama gofreti ısırdığı o anı hatırlayacak. Çok mu abartıyorum? Hayır. Çünkü öğrenilenler unutulur, hissedilenler ise kalıcı olur. O yüzdendir küçükken camiden kovalanan çocukların ateist olma hikâyeleri…

Haydi, sen de bu yaz çevrendekilerin gönlüne Kur’an’ı yazmasına vesile ol, ‘topla bonusları’!

Diyanet’in yaz kursları için hazırladığı özel web sayfası: http://kurs.diyanet.gov.tr/

 

Şerife Nihal Zeybek, cami avlularında çocuk gürültüsü duymayı umut ederek yazdı

Güncelleme Tarihi: 18 Haziran 2013, 14:23
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13