M. Ali Köseoğlu'nun söylediğidir!

Karaman Belediye Başkanı Şair ve Şehir Şehrengizleri yazarı Dr. Kamil Uğurlu M. Ali Köseoğlu'nun Her Ayrılık Bir Aşk kitabını anlatıyor.

M. Ali Köseoğlu'nun söylediğidir!

SERAP MI, GERÇEK Mİ? 

Büyük Fuzulî, “şair sözüne fazla itibar etmeyin” diyor, ama onu hârika bir kinâye ile söylüyor:

“Ger Fuzulî derse kim güzellerde vefâ var,

Aldanma ki, şair sözü elbette yalandır.”

Eğer şair Her Ayrılık Bir Aşk diyorsa ben buna inanırım. “Aşk” olmadan meydana gelecek bir ayrılık, ayrılık değil, herhangi bir yolculuktur.

Aşk  var ise yolculuğa hasret eklenir. Hasret ile bineğine binen, garibi ayrılık ülkesinde aşk karşılar. O ne yaman bir karşılamadır. Dayanmak her babayiğidin harcı değildir.

“Her Ayrılık Bir Aşk” kitabıyla şiir meydanına düşen M. Ali Köseoğlu, bu babayiğitlerden biri olduğunu, hem de yaman bir babayiğit olduğunu göstermiştir.

Şiir zor iştir. Ama başarıldığında ne güzel iştir. Doğrudan ruha gider, akla uğramadan, oyalanmadan. Doğrudan kana karışır, doğrudan sarhoş eder. Malzemesi kelimelerdir, onların renginden, titreşiminden, ritminden, musikisinden yararlanır.

M. Ali Köseoğlu’nu gazetelerdeki yazılarından tanırdık. Türkçe’yi çok iyi kullanan bir genç adamdı. Şiirle meşgul olduğunu bilirdik. Ama bu “meşguliyet”in mertebesini, kitabını gördükten sonra tespit imkânını bulduk.

Köseoğlu şiiri biliyor. Ve bütün gövdesiyle o dünyanın içinde.

Önsöz yerine koyduğu şu şiir son zamanlarda okuduğumuz en güzel şiirlerden biri: 

M. Ali Köseoğlu, Her Ayrılık Bir Aşk—bu kez yine bismillâh

görebilecekken yumdum gözümü

ellerimi kaçırdım tenden

ne çok korktum

çıkarırsın diye ülkenden

—bu kez yine bismillâh

tennureme güneşi doladım

açıktan ve gizliden

kadirî  gibi nakşî gibi

adını  ünledim ben 

—bu kez yine bismillâh

kelimelerden yollar açıp

şiirler söyledim kalbimden

kalemi elime sen verdin

geçirdin beni kendimden 

Ben olsam, bu şiirden sonra başka birşey söylemez susardım. Yeter derdim, her sayfası manzumelerle dolu kaç kitaba yeter diye düşünürdüm. Gururlanır, susardım.

Şair bir gerçeğin habercisi değildir. Rahmetli Ahmet Hâşim ile aynı kanaatteyim. Şair bir yasa koyucusu da değildir. Şair güzel bir olayın anlatıcısı da değildir. Onun söyledikleri anlaşılmak üzere söylenmiş şeyler değildir. O, anlaşılmak için değil duyulmak üzere vardır. Müzik ile söz arasında bir şeyler söylemektedir, sözden daha çok müziğe yakın şeyler.

Lütfen yukarıdaki şu şiiri tekrar okuyunuz. Bu, tesadüfen söylenebilecek bir söz müdür? Bu salt söz müdür?

Bence bir ara dildir bu. Söz ile müzik arasında bir ara dil...

Şiir, kültür geçmişimizde geleneği ve âbideleri olan bir türdür. Roman ve hikâye için aynı şey söylenemez. Son zamanlarda “bizde şiir ölüyor mu?” diye kaygılananlar var. Şiir ölür mü bizde? Türk olup da şair olmayan var mı? Herhalde edebiyat mektebinde en son kaygı duyulacak şubedir şiir.

Koyunlarımın peşinde güneşi dağın bir yamacından doğdurup, dere-tepe düz edip, öteki yamacından selametleyen köylü “İrecep”, köye yaklaşanda, kahırlanır, söylenir:

“Şu derenin alıcından, ucundan

Bana gelsen ölür müydün acından?”

Şuradaki şiiriyeti, sitemin inceliğini, söyleyişin musikisini, tevazuyu, kahırı, sadeliği görüyor musunuz?

Bu, hiç bir eğitimi olmayan, hatta “ârifan” mahallesine de uğramamış bir köylünün hayatı değerlendirişi, dünyayı  bir pula satışıdır.

Bir tek şiir bazan bir kitap için yeterlidir. Bu abartılı bir değerlendirme değildir. Esasen, şiirin herkese aynı anda aynı duyguları taşıması, onu yaşatması hem mümkün değildir, hem gerekli değildir. Şair ile aynı duyguları paylaşan, aynı tepkileri gösteren kişiler bu etkiyi yaşar. Sayfaları çevirmeye başlayan kişi, karşılaştığı bir mısra ile subjektif yumruğu yemişse zaten ondan ötesini zor görür (Eleştirmek için okuyanlar dışında).

Ve şiirdeki bazı mısralar. Şiirin vermek istediğini bazan iki küçük mısracık verir. Ondan sonrasını şair, kendini tatmin için söyler ve soluklanır. Bu, bir koşuyu bitirdikten sonra, hızını tamamlamak için bir süre daha koşan koşucunun durumudur: 
”Burada Duramam” adını taşıyan şiirin ilk iki mısraı:  

“...bir kalabilsem

mutlaka kalacağım...” 

Yeter... Bundan sonra söylenenler, koşucunun kendini hemen frenleyememesindendir..

Şiiriyet bir başka şiirde devam ediyor: 

M. Ali Köseoğlu“saçlarının nemine

tutuyorum göğsümü

her aşk bir ayrılık 

ne gözyaşı ne kan

boyanmış bir şiir

ellerinden akan 

..................

korkuyorum sevgilim

seni yakın sevmekten

her ayrılık bir aşk.”

“En zengin, en derin, en etkili şiir, herkesin istediği yönde anlayabileceği, bu sebeple de sınırsız duyarlıkları kapsayacak bir genişliği olandır” denilir. Doğrudur. Kitaptaki bazı şiirler bizi alıp alıp götürdü farklı iklimlere…

Rodrigo’nun ünlü “Gitar konçertosu”nu dinliyorduk. Kızkardeşim Ulviye ile birlikteydik.

“Bak dinle, dedi, şimdi oğlunu askere yollayan, tek oğlunu, gözünün bebeğini, onun tek yaşama sevinci olan oğlunu askere yollayan ananın sızlanması bu..”

İlerleyen bölümlerde oğlanın yazdığı mektupları, annenin bu mektuplara gösterdiği reaksiyonu, gözyaşlarını, sevinçlerini bir bir anlattı bana…

Onun kulağıyla dinledim. Gerçekten ağlayan, sızlanan, dertlenen bir annenin sesini duydum akıp giden melodide... İspanyalı, başı örtülü, elleri anamın elleri gibi gül kurusu, çemberinin kıyısından gümüş saçları fırlamış, gözleri artık görmek istemez gibi derine kaçmış, çakır, temiz, imanlı ve her şeye tevekkül eden bir ilahi varlığın isyanını yaşadım..

Şiir ile musikinin farkı var mı?

Bu genç adama dikkat ediniz. Bu kaçıncı kitabıdır bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz ki, önemli, çok önemli bir şair ile merhabalaşıyoruz.

Temennimiz odur ki, bu çizgi devam eder. Onu bekleyen en büyük tehlike, manasız bir modanın rüzgârına kapılıp kendini yok etmesi.

İnşaallah böyle olmaz.

 

Kâmil Uğurlu beğendi, paylaştı

Güncelleme Tarihi: 27 Ekim 2009, 06:13
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
ayşegül genç
ayşegül genç - 10 yıl Önce

bu gün bi şekilde yazıyorsam sevgili mehmet ali sayesindedir. sayfasında bir zamanlar bana fırsat verdiği içindir. hem kardeş, hem abi, hem sırdaş olduğu içindir... yolu açık, bahtı gür olsun... onu bu sitede görmek güzel...

Birdenbirebirşeyolmadı
Birdenbirebirşeyolmadı - 10 yıl Önce

Bilemedim bu Kamil Uğurlu'yu ben.
Yeni bi eleştirmen sanırım. Kim acaba? Hüseyin Cöntürk mü, Eser Gürson mu? Ya da Osman Özbahçe mi, Hakan Şarkdemir mi, Hayriye Ünal mı? Hakan Arslanbenzerden bunlardan başka bir eleştirmen duymadığım için bocaladım, beğenmemem lazım söylenilenleri şimdi! Cahilliğime bağışlasın saygıdeğer üdeba!.....

mustafa NEZİHİ
mustafa NEZİHİ - 10 yıl Önce

şiiri yazan beğenmiş biz de beğendik ama anlatımı daha çok beğendik sanki... selam olsun kemal ehline

banner19