Kütahya'da yalnızlığa terk edilen bir hazine

Ülkemizdeki 20 kadar yazma eser kütüphanesinden biri olan Vahit Paşa Yazma Eser Kütüphanesi bünyesinde 3.242 yazma eser ve 5.565 basma eser bulunuyor. Bunların arasında çok sayıda nadir eser de var. Abdullah Erdem Taş yazdı..

Kütahya'da yalnızlığa terk edilen bir hazine

Dumlupınar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Prof. Dr. Bilal Kemikli Bey’in sık sık belirttiği gibi şehrin değerlerini araştırarak bilimsel dille bunları yeniden topluma sunmaya çalışıyor. Bu amaçla 13 Haziran Cuma günü Vahit Paşa Yazma Eser Kütüphanesi’nde bir toplantı tertip edildi. Toplantının amacı ilahiyat fakültesiyle Vahit Paşa Yazma Eser Kütüphanesi'nin ortak çalışma yapabilmesinin imkânlarını araştırmaktı. İlKültür ve Turizm Müdürlüğü ve kütüphane idareci ve personeliyle yapılan bu toplantıda kütüphanedeki eserler üzerine yapılacak bir çalışmadan önce kütüphanenin müstakil bina sıkıntısını halletmek ve kütüphaneyi ilim dünyasına yeniden tanıtmak fikri ön plana çıktı.

Kütüphanede çok sayıda nadir eser de var

Ülkemizdeki 20 kadar yazma eser kütüphanesinden biri olan Vahit Paşa Yazma Eser Kütüphanesi'nin kurucusu Mehmed Emin Vahit Paşa. Vahit Paşa, 19. yüzyılın ilk yarısında yetişmiş önemli bir devlet adamıdır. “Fransa Sefaretnamesi”, “Minhacü’r-Rumat”, “Şerh-i kaside-i Dimyatiye”, “Tarih-i Vaka-i Cezire-i Sakız”, “Devlet-i Aliye ile İngiltere Devleti Suret-i Musalahası ile İcmal-i Mükâlemelerini Havi Takrir Tarzında Risale” ve “Avrupa Devletlerini Natık Hülasa” adlı eserlerin müellifi olan Vahit Paşa, reisülküttaplıktan azledildikten sonra Kütahya’ya sürgün edilmiş ve 1809-1811 yılları arasında buradaki sürgünü esnasında şehre bu kütüphaneyi hediye etmiş. 1812 yılında açılan kütüphane, bazı değişikliklerle günümüze kadar gelebilmiş.

Kütüphane bünyesinde 3.242 yazma eser ve 5.565 basma eser bulunuyor. Bunların arasında çok sayıda nadir eser de var. Bu nedret ya eserlerin kıdeminden yahut da hat ve tezhiplerinin mükemmelliğindendir. Müstesna bir kütüphane olan Vahit Paşa Yazma Eser Kütüphanesi bu yönüyle ilim, kültür ve sanat dünyamıza çok ciddi katkılar sunabilecek bir potansiyele sahiptir.

Bu açıdan bakıldığında Vahit Paşa Yazma Eser Kütüphanesi, 1800’lerin başlarından itibaren şehrin ilim, kültür ve sanat hayatına büyük bir katkı sunduğu halde neredeyse yüz yıldır atıl bir halde kalmış ve yalnızlığa terkedilmiş bir hazinedir. Bu hazineyi sadece Süheyl Ünver gibi bazı kadirşinas münevverlerimiz dışında ziyaret eden olmamıştır son yıllara kadar… Şimdi ise bir bahar havası var, bir canlılık var kütüphanede… Yalnız bir sıkıntı da var: Bu kütüphanemize acilen müstakil ve şanına layık bir bina tahsisi gerekiyor. Çünkü kütüphane bünyesindeki yazma eserler gerçekten çok yetersiz bir mekânda, sıkışık raflarda kitapseverlerin ilgisini beklemekte...

Kütahya’ya yolu düşen ilim taliplerine, hatta bütün ziyaretçilere buradan bir çağrı yapalım: Şehrin tarihi mekânlarını gezmek, tanımak ne kadar önemliyse, şehrin ilim, kültür ve sanat dünyasına uzun yıllar katkı yapmış böylesine değerli kütüphaneleri ziyaret etmek de bir o kadar önemlidir. Bu gibi kütüphaneleri tanımadan, eserleri üzerinde çalışma yapmadan Osmanlı ilim zihniyeti ve ilmî geleneğimiz hakkında konuşmak mümkün değildir. Yoksa hesabı verilmemiş yargıların altında kalırız. Tam ve yeterli bir envanter çalışması henüz tamamlanamamış yazma ve basma eser kütüphanelerinin tanınması ve tanıtılması bu eserlerden istifadenin ilk adımıdır. Biz bu ilk adımı atmaya çalıştık, gerisi takdire ve hamiyyet sahibi münevverlerimizin gayretlerine kalıyor.

 

Abdullah Erdem Taş, ilim yolcuları için anlattı

Güncelleme Tarihi: 24 Haziran 2014, 13:31
YORUM EKLE

banner19

banner13