Kur'an meali ve Riyazu's Salihin okuturdu

Ortaokul 2. sınıf öğrencisiydi. Daha önce yaz Kur’an kursuna gittiği camide, akşam namazlarından sonra meal ve hadis derslerinin başladığını duymuştu. Bir akşam, namaz çıkışı ders yapılan yere doğru yürüdü, biraz tereddütten sonra içeri girdi. Hüseyin Alioğlu yazdı.

Kur'an meali ve Riyazu's Salihin okuturdu

 

 

Ortaokul 2. sınıf öğrencisiydi. Daha önce yaz Kur’an kursuna gittiği camide, akşam namazlarından sonra meal ve hadis derslerinin başladığını duymuştu. Bir akşam, namaz çıkışı ders yapılan yere doğru yürüdü, biraz tereddütten sonra içeri girdi.

İçeride mahalleden tanıdığı sekiz-on kişi vardı. Odada dağınık bir şekilde yüzleri bir tarafa dönük oturuyorlardı. Hepsinin önünde bir meal (Ali Fikri Yavuz’un hazırladığı) ve Riyazu’s-Salihin cildi vardı. Orta yaşlı biri de hoca gibi oturuyordu.

“Gel evladım,” dedi ve devamla, “ailenin haberi var mı burada olduğundan?” diye sordu. Hocaya bakarak:

“Haberleri yok ama bir şey demezler,” dedi.

Hoca bu cevaba biraz şaşırarak, nerede oturduğunu sorduktan sonra, ona da bir rahle, meal ve Riyazüs Salihin verdirdi.

Sırayla herkes mealden bir ayet okuyor hoca da tefsir ediyordu. Kaç ayet okunacağı ayın duraklarına göre belirleniyor ve meal dersi bir ayın durağında sona eriyordu. Hadisler ise, kitabın bölüm başlıklarına göre okunuyordu.

Dersten pek bir şey anlamamıştı ama bir şeyden emin olmuştu: Ali Hoca iyi adamdı. Kendisini adam yerine koymuş, ona da meal ve hadis okutmuştu. Dersin bitiminde yatsı namazını kıldıktan sonra eve doğru yollanmıştı.

Kendi sokağına geldiğinde sokak arkadaşları, “Neredeydin?” diye sordular. Aklı hocaya takılmış bir halde, “Derstee…” dedi. “Bu saate ne dersi?” dediler. Cevap vermedi.

20 yıl sonra çok yakın bir dostuyla İzmir’de evine ziyarete gittiğinde, Ali Sayı Hoca ile ilk tanıştığı zamanı düşünürken bunları aklından geçirmişti. Ali Hoca’yı gördüklerinde ikisi de şok geçirmişlerdi. O atletik sportif ve enerji dolu Ali Hoca yoktu karşılarında. Bir buçuk yıl kadar önce geçirdiği beyin kanaması nedeniyle kısmi felç olmuştu. Konuşması bile sorunlu idi.

Arkadaşıyla birlikte gönülleri burkuldu. Ali Hoca’yı yıllar sonra görmenin sevinci yerini hüzne bırakmıştı. Eski günlerden konuştular. Hoca sanki o günlerdeymişler gibi büyük bir heyecanla konular açıyor, dönemin tartışmalarına gidip geliyorlar, voleybol anılarından bahsediyordu.

Herkes kendi 20 yılını anlattı. Hoca evlenince İzmir’e yerleşmeye karar vermiş, Çalışma Bakanlığı müfettişliğinden ayrılmış ve Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tefsir hocası olarak işe başlamıştı. Buna da biraz şaşırdılar. Çünkü Hoca, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde İdris Küçükömer’in doktora öğrencisiydi. Sordular:

“Doktora çalışmanız ne oldu?”

“Hoca (İdris Küçükömer’i kastediyor) rahmetli oldu, yaptığımız çalışmayı ikimiz de beğenmemiştik zaten. Burada tekrar başladım. “Kur’an’da Hz. Musa” teziyle doktoramı tamamladım,” dedi

Uzunca konuştular, muhabbetin koyuluğundan Hoca’nın felçli halini unutmuşlardı. Ayrılmak için ayağa kalktıklarında bunu tekrar fark edip, üzüntülü bir halde tekrar görüşmek için aralarında anlaşarak vedalaştılar.

Bir yıl kadar sonra dostuyla tekrar İzmir’e gitme ihtimali doğunca Hoca’yı aradılar, fakat görüşemediler.

Döndüklerinden bir hafta sonra da acı haberi aldılar. Hoca Rahmeti Rahman’a erişmişti.

Allah, mekânını cennet eylesin.

 

Hüseyin Alioğlu eski günleri yâd etti

Güncelleme Tarihi: 14 Mart 2014, 17:48
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Nuri Haldun SAYI
Mehmet Nuri Haldun SAYI - 5 yıl Önce

Allah razı olsun, ben oğluyum. Sizi hatırlayamadım ama sizin Merhumu tanıyor oluşunuz ve yazdıklarınız neticesinde bir teşekkür belki de. Saygılarımla,

Murat
Murat - 3 yıl Önce

Allah razı olsun ondan .kendi adıma Kurandan bugün her ne ogrendimse Ali Sayi hocamin sayesindedir..Ruhun Şad olsun tekrar gercek ilim adamı

banner19

banner13