banner17

Kur'an kursunda ne öğretiliyor ki?

Birkaç ay önce hafızlığa geçen Betül arkadaşımız, Kur'an kursları ile ilgili gözlemlerini ve tespit ettiği eksiklikleri yazdı.

Kur'an kursunda ne öğretiliyor ki?

Son üç yıldır Diyanet camiası ve Kur’an kurslarının yakından takipçisi olduğum için aramızda Kur’an Kursu talebeliğini talep eden arkadaşlar var ise onlara bu konuda -haddimi aşarak- birkaç kelam etmeyi kendime vazife bildim.Kur'an kursları ve hafızlık eğitimi

Bir kere eğer “okuyan” bir insansanız, Kur’an kursuna gitmeden önce bir kez daha düşünün derim. Okumak derken akademik manada eğitimi kastettiğim gibi; buna, kitap okumak, yaşadığı dünyayı takip etmek, müminleri ilgilendiren meselelere karşı duyarlı olmak, eleştirmek, araştırmak ve hatta düşünmek gibi eylemleri de dâhil edebiliriz. Zira kursta, “sen dünyayı ahirete tercih ediyorsun” gibi bir ithamla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Dinimiz sembollerden mi ibaret?

İlk emri “oku” olan, ilmi irfanı her şeyden önce tutan bir dinin fertleri olarak bu dinin kitabının öğretildiği yerlerde daha bir “işin künhüne vardıran” eğitim sistemi ile karşılaşsak keşke…

Dinimizin semboller dini olmadığı öğretilse mesela…

Namazın içindeki ve dışındaki farzlarının kelime kelime ezberletilmesinin yanı sıra niçin namaz kıldığımız da öğretilse, kıyamın, rükunun, secdenin kelimelerden ibaret olmadığı anlatılsa uzun uzun…

Kalıplaşmış, alışılmış, sorgulanmamış, “yapmazsam cehenneme giderim” mantığıyla yapılan bir takım sembollerden ibaret bir din çıkıyor gittikçe karşımıza… Birileri bizi bu dinden kurtarsa ya artık!

Ezberlediği ayetin mealini, tefsirini merak eden hafızların merakını gideren dersler konulsa Kur’an kurslarına. Hafızın, hafızlığın önemine ve gerekliliğine dair ufuk açan hocalar getirtilse; seminerler, konferanslar düzenlense…

Kur'an kursları ve hafızlık eğitimiKur’an’a hâkim değilsen başka ilimlere de hâkim olamazsın

Mesela Osmanlı’da diğer ilimlerden herhangi birine başlamak isteyenlere bir ön hazırlık olarak verilirmiş hafızlık eğitimi. Örneğin; biri siyer âlimi olmak istiyorsa, daha ciddi ve kapsamlı çalışabilmesi için o konuda karşılaşacağı ayetlere önceden hâkim olması, Kur’anda hangi ayet hangi surede, hangi konu Kur’an’ın neresinde yer alıyor; bunları bilmesi önemseniyormuş. Kur’an’a hâkim olmayanın başka ilimlere hâkim olabileceğine ihtimal verilmiyormuş.

Bize “Kur’an-ı Kerim” öğretilse keşke Kur’an kurslarında. Tarihi ile, tefsiri ile, meali ile, siyeri ile Kur’an öğretilse… Ve onu her şeyi ile anlayan, yorumlayan dipdiri ve yepyeni bir gençlik yetiştirilip, Kur’an’ı günlük hayatın her alanına yaymaya teşvik edilse…

Şehrin arka sokaklarına, mahalle aralarına, üniversitelere, liselere, arkadaş ortamlarına yaşam biçimi olarak, en yeni ve orijinal tabiri ile “insan kullanım el kılavuzu” olarak tanıtabilsek Kur’an’ı…

Hafız, yaşadığı toplumdan tecrid mi edilmeli?

Bunu yapabilmemiz için de okumamız lazım; her yönden, her kesimden insanı, düşünceyi bilmemiz lazım… Yani “hafız kısmı siyasete girmesin, aklı karışır; edebiyatla, şiirle uğraşmasın, sosyal hayata çok takılmasın, zihni bulanır; dinden diyanetten uzaklaşır” zihniyeti ile, Kur'an'ın bırakın o toplumda, o hafızda bile yayılacağına, dirileceğine inanmıyorum.Kur'an kursları ve hafızlık eğitimi

Eğer biz de, bize öğretildiği gibi Kur’an’ı sadece Arapça’sından ezberletip, ondan başka bir şey bilemeden aynı sistemle hafız yetiştirmeye devam edersek en nihayetinde ortalıkta “Allah Allah” nidaları eksik olmayan ama Allah adına, Kur’an adına bir adım öteye geçilmeyen bu kısır döngüden çıkmamız zor gibi gözüküyor.

En mühimi de; ezberleyerek, ezberleterek, saygıda kusur edilmeyerek ve sürekli okunarak Kur’an’ı hayatımızdan çıkarmış oluyoruz.

Su getirin, su getirin

Bu konuya tam örnek olabilecek bir hikâye ile temennilerime son vereyim:

Kralın biri, huzurunda el pençe divan duran saray erkânından bir bardak su istemiş. Saray erkânının içinde muhafızlar, şairler, dalkavuklar, medyumlar, müneccimler, kahinler, din adamları, vs. hepsi varmış. Geniş bir halka oluşturmuş halde krallarını ayakta dinliyorlarmış.

Kral su isteyince emri şu şekilde yerine getirmeye başlamışlar:

Şair: Yüce efendimiz ve haşmetli kralımızın emrindeki şu zerafete bakın. Böyle bir şiir dünya tarihinde daha söylenmedi: “Su getirin, su getirin, su getirin…”

Dalkavuk: Efendim, sizin sözünüzün üstüne söz söylenmedi şu âlemde: “Su getirin, su getirin, su getirin…”

Din adamı: Her kim bunu günde 100 kez söylerse cennet köşkleri onu bekliyor, aşk ile bir daha: “Su getirin, su getirin, su getirin…”

Medyum: Kralımız bu sözüyle gelecek yılın bolluk ve bereket ile geçeğini haber veriyor, şevk ile bir daha: “Su getirin, su getirin, su getirin…”

Kahin: “Bana bir su getirin” cümlesinin ebced hesabı ile değeri 2015’dir. Kralımız bu yılda kıyametin kopacağını haber veriyor. O yıla dikkat edin ve bu cümleyi sakın unutmayın: “Su getirin, su getirin, su getirin…”

Velhasıl, bir bardak suyu getiren olmamış ama her yan “Su getirin…” sesleriyle inlemiş. Bir “su edebiyatı”dır almış başını yürümüş. Dilden dile dolaşmış, hafızlar ezberlemiş, en güzel hatlarla yazılıp duvarlara asılmış.

Ne zavallı bir kral ve ne hazin bir durum, değil mi?

 

R. Betül Altınsoy’un elinde su dolu bir bardak

Güncelleme Tarihi: 15 Ağustos 2010, 17:22
YORUM EKLE
YORUMLAR
gülsade
gülsade - 8 yıl Önce

bende üniversite okuyorum hem de kuran kursuna gidiyorum ancak benim gözlem ve düşüncelerim bu doğrultuda değil çünkü sadece kuran öğretilmiyor siyer hadis ibadet itikat dersleri de verilmekle birlikte islamın öngördüğü sosyal yaşamda nasıl davranmamız gerektiği de öğretiliyor. diyanet son zamanlarda yaptığı yenilikler ve değişikliklerle daha büyük bir kesime ulaşıyor

Çınar
Çınar - 8 yıl Önce

Çok önemli bir konuya değinmişsiniz.Allah irfanınızı arttırsın.Malesef dini yaşamak adına farkında olmadan hayatımızdan çıkartıyoruz.Din seccade üzerine hapsediliyor.İlim irfan hikmet ve tasavvufa sanki olmasa da olur gözüyle bakılıyor.Yazınız çok önemli herkes bu konu üzerine eğilmeli.

suveyda
suveyda - 8 yıl Önce

sizi tebrik ediyorum gerçekten çok derin bir yaramız bu mevzu.ne yazıkki diyanet kurlarında çok ruhsuz ve kalıpsal bir kuran eğitimi veriliyor.şahsen ben bir hafız olarak arapça tefsir fıkıh ve özelikle kuran ilimlerini okumadan kuru hafızlığın ciddi birşey ifade etmediğini düşünüyorum.ayrıca kurslarımızda öğrencilere kitap okumayı sevdirecek aktiviteler yapılmalı.yoksa sonuç olarakhem dünyevi hemde uhrevi açıdan cahil bir hafız ordusu ortaya çıkıyor

Abdulkadir
Abdulkadir - 8 yıl Önce

Gerçekten doğru tespitlerin bulunduğu bir yazı olmakla beraber, nedense benim çok az rastladığım insan tipini tasvir ediyor. İmam Hatip mezunu olmama, şu an ilahiyat fakültesinde okuyor olmama rağmen ve onlarca hafız arkadaşım da olmasına rağmen ben tarif ettiğiniz tipte insanlar tanımıyorum, biraz daha insaflı olmak gerekirse 2 yi 3ü geçmez diyeyim. bakın geçmiş yıllarda trt nin ses yarışmasında 2. olan bir kardeşimiz vardı, kim baktı onun hangi okulda okuduğuna!

Esra Nur Madenci
Esra Nur Madenci - 8 yıl Önce

Düşüncelerinze aynen katılıyorum. Sorun derinlerde, din algımızda, Kur'anı öğrenmekten/ezberlemekten maksadımızın ne olduğunda.
Bu nokta aşılsa 'oku'manın ne demek olduğu anlaşılacak, Kuranın lafzına verilen ehemmiyet manasına da verilecek, hafızlığın herşey demek olmadığı;ilim deryasında 'bir şey' olduğu idrak edilecek, helal dairesi daraltılmaya çalışılmayacak ve kuran kurslarının makus talihi yenilecek.o güzel mekanlar ilim irfan meclsi haline gelecek.
işte o zaman İslam üzerimize sin

ahmet selim
ahmet selim - 8 yıl Önce

yazı çok iyi,değinilen konular harika gercekten.. ama bu işin çözümü yok arkadaslar.. yıllardır yerleşmiş köklü bir sistem olan diyanet şimdi mi değişecek?.. ama yinede bunu farkeden,çözüm arayan,çözüm sunan gençleri görmek güzel...

safiye
safiye - 8 yıl Önce

SELAM Kardeşim ismini çok severim fikirdaşız da ...ben öğreticiyim de..sistem eksik ve mücadele aşkı de yok ki ...tek kanatla uçmak mümkün mü...pes etmek de mümkün değil...huzur mezarda inşallah..
şiir edebiyat sosyal hayat güzel. inşallah hafızlar da bunlarla ilgilenmeye başlar.. entelektüellerimiz de Kur'an'la ilgilenmeye başlar!!!

Ayla
Ayla - 8 yıl Önce

Herkesin ağzından eksik olmayan su Kralın eline ulaşamıyor... Allah bizi su hikayesini yaşamaktan korusun. Semboller dini algısı çok uzun uzun konuşuşlur da insanların kafasındaki şekilci algıyı yok edebilir mi konuşmak bilmiyorum. Bilinç sahibi olmanın zekatı etrafını bu bilinçle bilgilendirmektir, ee zekat vermek farz...


banner8

banner19

banner20