Kur'an kurslarına Yaz Okulu demek doğru mu?

Çocuklarımıza Kur'an'ı sevdirmeliyiz ama... Yaz Kur'an kurslarını çocuklara cazip hale getirmek için neler yapılmalı, Mahmut Balcı yazdı..

Kur'an kurslarına Yaz Okulu demek doğru mu?

 

Her Müslüman anne ve babanın, evladı için çok önemli olan ve yaz tatilinde, okul vakitleri dışında öğrenmesi mümkün olan temel bilgileri almasını düşünmesi gerekir. Her yaşa göre alınması gereken bilgilerin ertelenmesi ise zamanla bazı zorlukların ve sorunların yaşanmasına neden olmaktadır.

Velilerin okullarda Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi derslerinde öğretilen dinî bilgilerle yetinmemesi gerekir. Yaz aylarında şehirlerarası ziyaretler, tatiller, ebeveynlerin çeşitli meşguliyetleri, beraberinde çocuklarımızın temel dinî bilgilerden mahrum kalmasına neden olmaktadır. O halde okulların tatile girdiği yaz aylarını iyi değerlendirmek gerekir.

Yaz aylarında gösterdiğimiz bu titizliğin güzel sonuçlarını mutlaka alırız. Bu çalışmalar sonucunda çocuğumuzun Kur’an’ı güzel okuyan, ihtiyaç durumunda namaz kıldırmasını bilen bir kimyacı, namaz kıldırmasını bilen bir fizikçi veya namaz kıldırmasını bilen bir doktor olması mümkündür. Eminim bu güzelliğin hazzı bir başka olacaktır. Kur’an’ı sadece Kur’an hocaları güzel okumaz. Sesi güzel olan ve sesini terbiye eden her Müslümanın da Kur’an’ı güzel okuması mümkündür. Bu bağlamda zikretmek gerekirse, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın annesinin mevlidinde okuduğu Kur’an tilavetinin geniş kitleleri çok duygulandırdığını belirtmek gerekir.

Kur’an kurslarının açılmasının yasal dayanağı

Ne yazık ki Türkiye’de darbeci zihniyete sahip olan kesimler her fırsatta halkın çok önemsediği ve büyük bir ihtiyaç olarak gördüğü Kur’an öğretimini engellemeye çalıştılar. Bu ise toplumsal hayatta bazı bozulmaların ve çatışmaların yaşanmasına neden oldu. Çok şükür yapılan yeni düzenlemelerle yaşanan bu yasal sorunlara da son verildi.Yaz Kur'an kursları

Toplumu din konusunda aydınlatmakla yükümlü olan Diyanet İşleri Başkanlığı, din eğitimi faaliyetlerini öncelikle camilerde ve Kur’an kurslarında yürütmeye çalışmaktadır. Bu hususla ilgili olarak, 07.04.2012 tarih ve 28257 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an Eğitim Ve Öğretimine Yönelik Kurslar İle Öğrenci Yurt Ve Pansiyonları Yönetmeliği”nin 25. Maddesinde; “Okulların tatil olduğu zamanlarda, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlı olarak Kur’an-ı Kerim’i ve mealini öğrenmeleri, dinî bilgilerini geliştirmeleri, dinî içerikli sosyal ve kültürel etkinliklerden yararlanmaları amacıyla Kur’an kurslarında, camilerde ve müftülüklerce uygun görülecek yerlerde mülki amirin onayı ile yaz Kur’an kursları açılır.” hükmüne yer verilmiştir.

Ayrıca söz konusu kurslarda günde üç saat eğitim-öğretim yapılır. Bu sürenin iki saati Kur’an-ı Kerim ve meali, bir saati de itikat, ibadet, siyer ve ahlak dersi için ayrılır. Kurs binaları ve camiler ve müftülüklerce uygun görülecek diğer yerler müftülükçe açılacak bu kurslara tahsis edilebilir. Ayrıca, halk eğitimi hizmeti binalarından ve taşımalı eğitim uygulaması nedeniyle atıl durumdaki ilköğretim okulu binalarından valilik onayı ile bedelsiz olarak yararlanılabilir.

Peki, vatandaş bu hizmetlerden nasıl yararlanmakta? Yaz Kur’an Kursları Uygulama Esasları başlıklı genelgede bu konuda şu bilgiler yer almakta: Kurs öğreticisi veya cami görevlisi, kursun başlangıcında kayıt başvurularını göz önünde bulundurarak ve velinin de isteğini dikkate alarak öğrenciyi üç dönemden yalnızca birisi için kayıt yapabileceği gibi iki veya üç dönem için de kayıt yapabilecektir. Kayıtlar dolmuş olsa bile kayıt için başvurular geri çevrilmeyecek, ilgili müftülükçe bu tür başvurular uygun olan cami/kurslara yönlendirilecektir.

Ders verecek hocanın işini kolaylaştırmak ve dersi cazip hale getirmek için neler yapılmalı?

Birçoğumuzun camilerde görev yapan imam ve müezzinlerle ilgili çeşitli şikayetlere rastlamamız bir gerçektir. Diyanet personelinden kaynaklanan bazı haklı şikayetler yanında, bazen de abartılan ve vatandaşın kültürel seviyesinden de kaynaklanan bu şikayetlerin giderilmesi için bir şeyler yapmak gerekir. Diyanet İşleri Başkanlığı işte bu konularda bazı çalışmalar yapmaya çalışmakta.

“Yaz Kur’an Kursları Uygulama Esasları” başlıklı genelgede formatör/rehber öğreticilerden yararlanılması öneriliyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın konuyla ilgili yayınladığı genelgede şunlar yer almakta: “Yaz Kur’an kurslarının planlandığı gibi gerçekleştirilmesi, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesinde kurs öncesinde düzenlenen hizmet içi eğitim seminerleri büyük önem arz etmektedir. Bunun için görevlendirilecek personel önceden tespit edilerek, yaz Kur’an kurslarından önce hizmet içi eğitim seminerine tâbi tutulacaklardır.”

Müfredat “kazanımlara önem verilsin” diyor!

Yaz Kur'an kursları

Öğretim programında kazanımların dikkate alınması önemlidir. Yani yapılan bütün çalışmaların sonunda kazanımların ne olduğunun bilinmesi son derece önemli. Yaz Kur’an kursları öğretim programlarına baktığımızda “kazanımlara önem verilsin” deniyor: “Örneğin ‘Kitaplara İman’ ünitesi işlenirken öncelikle şu konularda açıklamalar yapılmalı: Kitap ve Vahiy kavramlarının öğrenilmesi sağlanır. İlâhi kitaplar üzerinde durularak, bu kitapların Allah tarafından vahiy yoluyla Peygamberlere geldiği açıklanır. Bu ilahî kitapların niçin birbiri ardına gönderildiğini ve Kur’an-ı Kerim’in niçin son kitap olduğu açıklanır. İmanın altı şartından birisinin de kitaplara iman olduğu ve dolayısıyla kitaplara imanın gerekliliği üzerinde durulur. Öğrenciler tarafından kitaplara inanmanın öneminin anlaşılması sağlanır. Öğretici tarafından dört büyük kutsal kitap hakkında bilgi verilir. Öğrenciler dört büyük kitabı ve sahifeleri öğrenir ve sayar.”

Peki, din hizmetleri için gerekli para ve insan gücü konusunda cami dernekleri ne yapmakta? Camilerde görevli imam, müezzin ve diyanet teşkilatı görevlileri ile, yaşadıkları çeşitli sorunlar dikkate alındığında başka bir yazı konusu olacak cami derneklerinin de yaz Kur’an kursları çalışmalarında aktif rol oynaması gerekiyor. Şayet dernek yöneticileri işleyişin içine girmeyip sadece dışarıdan önerilerde bulunur iseler, bu durumunda yapılacak çalışmalardan yeterince verim elde edilemez. Dernek yöneticileri bu durumda, öğretmenin ders yükünü, sınıfların yoğunluğunu ve öğrencilerin sosyo-ekonomik durumunu bilmeden öğrencilerin kısa zamanda okumaya geçmelerini isteyen okul müdürlerinin durumuna düşerler. Bu da doğal olarak beraberinde bir çatışma getirecektir. Bu çatışmanın bir benzeri okul yöneticileri ile okul aile birlikleri arasında da yaşanmakta.

Derneklerin cami cemaatinden ve esnaftan topladıkları yardımları iyi değerlendirmeleri, verimliliği ve cemaatin bu derneklere yardım etmesini sağlayacaktır. Ancak gördüğümüz o ki bir çok camide görev yapan imam ve müezzinler, yaz aylarında öğrencilerin kalabalık olmasından ve imkanların kısıtlı olmasından dolayı verimli bir hizmet yapamamaktadır.

Cami derneklerine büyük görev düşüyor

Yaz Kur’an kurslarının işleyişi konusunda cami derneklerine büyük rol düşmekte. Bu işin öncelikle diyanet personeli, eğitimciler, yöneticiler, dernekçiler ve paydaşlar tarafından da benimsenmesi gerekir. Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Esenler Yavuz Selim Camii yaşatma derneği başkanı Hidayet Ekinci şunları söyledi:

Hidayet Ekinci

“Yasal düzenlemelerle birlikte yaz Kur’an kurslarına ilgi arttı. Kız öğrencilerin daha disiplinli ve başarılı olduklarını görüyoruz. Dernek olarak cemaatten toplanan yardımları caminin diğer ihtiyaçları yanında çocukların Kur’an öğrenimi için harcıyoruz. Mahallelerde bulunan camiiler ihtiyaca cevap vermiyor. Camileri genişletmek çok zor. Cami içerisinde bölmeler yaparak öğrencilerin seviyelerine göre ders almalarını sağlamaya çalışıyoruz. Eğitmenlerin ücretlerini ödüyoruz. Hocalarımız çocukların ilgisini sürdürmek için sportif çalışmalar, piknik ve bilgi yarışmaları da düzenlemekte. Cami cemaatinin çocuklara daha sıcak davranmaları konusunda anlayış bekliyoruz. Cami bahçeleri ile cami kütüphanelerinin verimli kullanılması camiye ilgiyi arttıracaktır.” Dernek başkanının belirttiği üzere kızlar sadece yaz Kur’an kurslarında değil, başka alanlarda da erkeklere göre daha başarılı olmakta. Demek ki erkekleri bilinçlendirmek gerekiyor.

Yaz Kur'an kurslarında sadece Kur’an öğretimi olmamalı mı?!

Yaz Kur'an kursları

Cami, gelen çocuklar için cazip hale getirilmeli. Birçok kişinin camide veya Kur’an kursunda hocadan yediği dayak nedeniyle buralardan uzaklaştığı dikkate alındığında, bu mekânların daha cazip hale getirilmesi için bir takım çalışmalar yapılmalı. Kur’an eğitmenlerinin işin ehli kişiler olması gerekir. Eğiticiler bir sınava tâbi tutularak alınmalı. Ders verecek hocalar çocukların dilinden anlamalı. Bu işlerde ücret öne çıkmamalı. Bu işi ücretsiz yapanları öncelikle tebrik etmek gerekir.

Bizzat şahit olduğum bazı hocaların, cemaate anlattıkları anlaşılması zor kimi konuları yaz Kur’an kursu için camiye gelen çocuklara anlatmasının verimliliği düşürdüğünü ve çocukların devamını azalttığını belirtmek isterim. Dersleri cazip hale getirmek için ders aralarında videolar, kısa filmler gösterilebilir. Toplu kahvaltılar düzenlenebilir. Görsel materyaller izlenebilir. Birlikte bazı sportif faaliyetler yapmak mümkün. Bazı günlerde geziler yapılabilir. Bu konuda Milli Eğitim Müdürlükleri ile işbirliği yapmak mümkün. Üstelik bu konuda imzalanmış bir protokol bile var. İşte o protokolden bir paragraf:

“30.04.2012 tarihinde Başkanlığımız ile Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan protokol ile yaz Kur’an kurslarında öğrenci sayısını artırmak, eğlenerek ve güzel vakit geçirerek tatil havasında Kur’an öğrenmelerini sağlamak, sporu sevdirmek ve boş vakitlerini spor yaparak geçirmelerini sağlamak amacıyla 07-18 yaş aralığındaki gençlere, Basketbol, Güreş, Masa Tenisi, Badminton, Taekwondo, Judo, Wushu, Karate gibi spor dallarında her ilin spor imkânları ölçüsünde kurslar düzenlenebilecektir.”

O halde, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in de belirttiği üzere, öğrencilerin yaz tatillerini iyi değerlendirmek ve onların hafızasında cami ile ilgili olumsuz bir şeyin kalmasına izin vermemek gerekir. Yılın yaklaşık iki ayını evde, bilgisayar başında veya boş geçirmek yerine buralarda hem Kur’an okumasını öğrenmek, hem Hz.Muhammed’in (a.s) hayatını öğrenmek, hem de İslam’ın insanlık için bir arada ve barış içerisinde yaşamayı önerdiği yönünün paylaşılması mümkündür.

Yaz Kur’an Kurslarının özgünleşmesi ve özgürleşmesi Türkiye’nin de özgürleşmesi demektir.

 

Mahmut Balcı yazdı

GYY notu: Yaz Kuran Kurslarına bir süredir bir kısım yerler Yaz Okulu ismini veriyor. Bu bir mevzi kazanmak mıdır, kayıp mıdır, düşünmeli biraz bizce.. İsmi Yaz Okulu yapılıp içine bir çok eğlenceli dersin konulduğu bir Kur'an Kursunda Kur'an dersi üvey evlada dönüşebiliyor. Daha yeni, eğlenceli bir yaz okuluna(!) giden bir yakınımızın çocuğundan duyduğum cümleyi aktarayım: "Okulda en sıkıcı ders Kur'an dersi!"

Allah yaz Kur'an Kurslarındaki öğretici hocaları, gençleri, abileri, ablaları görevini en verimli şekilde yerine getirebilenlerden eylesin.

Not 2: Demeden edemeyeceğim, aman, kurs hocalarımız çocuklara şunu öğretmeyi ihmal etmesinler ne olur:

"Kimin zürriyetindensin?

-Adem Aleyhisselamın zürriyetindenim.

Kimin milletindensin?

-İbrahim Aleyhisselamın milletindenim.

Kimin ümmetindensin?

-Muhammed (sav)'i n ümmetindenim."

 

Güncelleme Tarihi: 17 Temmuz 2012, 12:14
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13